Google Play Store
App Store

Rıza üretemeyen iktidar toplumsal yaşamı tüm gücüyle gericilik sarmalına hapsetmeye kalksa da ters tepiyor. Anketlere göre halk muhafazakarlık gömleğini giymek istemiyor. Laikliğe ve seküler yaşama sahip çıkıyor.

Gericilik gömleğini yırttılar
Fotoğraf: BirGün

Politika Servisi

Saray yönetimi bir yandan yargı sopasıyla baskıları artırırken diğer yandan ülkeyi gericilik kuşatmasına alarak iktidarda kalmaya çalışıyor.

Toplumun rızasını alamayacağını bilen iktidar, “din kozu” ile hegemonya kurmayı amaçlıyor. Cumhuriyet’in ilerici değerlerine savaş açan, laikliğin kırıntılarını dahi süpüren, tarikatlara yol veren, eğitimde, bütün sağlıkta, devlet kurumlarında gerici uygulamaları hayata geçiren, tüm imkanlarını bu uğurda seferber eden 23 yıllık AKP iktidarının çabaları bir türlü karşılık bulmuyor. Yukarıdan aşağıya topluma dayatılan muhafazakar yaşam tarzı ters tepiyor.

Milyonlar laikliğe, seküler yaşama, özgürlüklerine daha fazla sahip çıkıyor. Üniversite kampüslerinde kurulan iftar sofraları yandaşlar tarafından “inlerine girdik” paylaşımlarıyla propaganda malzemesi yapılıp eğlence mekanlarında kendi haline eğlenen insanlar hedef gösterilse de bu tepkiler sosyal medya trollerinin ötesine geçmiyor. Okullarda ÇEDES projesinden, Maarif Modeli Müfredatı’na, karma eğitim tartışmalarından, Ayasofya’nın ibadete açılması şovlarına dek yapılanlar, arzu ettikleri dönüşümü sağlayamıyor.

Bugünün BirGün'ü

DİKKAT ÇEKEN SONUÇ

KONDA Araştırma’nın son anketinin sonuçları da yurttaşın “siyasal İslamcılık” gömleğini yırtıp attığını gösterdi. Araştırmada katılımcılara ‘‘Ramazan’da lokantalar açık mı olmalı, iftara kadar kapalı mı kalmalı?’’ sorusu soruldu. 2007 ve 2024 yılının kıyaslandığı ankette katılımcıların yüzde 62’si ‘‘Açık olmalı’’, yüzde 38’i ise ‘‘Kapalı olmalı’’ cevabını verdi. Ankette ‘‘Açık olmalı’’ diyenlerin oranının yüzde 48’den 62’ye yükseldiği görüldü. Şirketin yaptığı paylaşıma göre, “Ramazan Ayı’nda lokantalar kapanmalı mı?” sorusuna evet diyenlerin oranında 2007 yılından bu yana ciddi düşüş yaşandı. 2007 yılında Ramazan Ayı’nda lokantaların açık olmasını isteyenlerin oranı yüzde 47 olurken, 2025 yılında bu oran yüzde 62’ye yükseldi. “İftara kadar kapalı olmalı” diyenlerin oranı yüzde 38’den yüzde 24’e, tamamen kapalı olmasını isteyenlerin oranı ise yüzde 14’ten yüzde 4’e geriledi.

RIZA ÜRETEMİYORLAR

Araştırmanın sonuçlarını BirGün’e değerlendiren Akademisyen Gökhan Bulut, “Halkı ikna kabiliyetini büyük oranda yitiren AKP iktidarının belki de en başarısız olduğu alan toplumu istediği oranda gericileştirebilmektir. Çok açık ki gericilik, toplumun çok geniş kesimleri açısından kendi sahip olduğu organik değerlerle örtüşmüyor. Ülke gündemine bağlı olarak gericilik toplumda yaygınlaşıyor görüntüsü veriyor olabilir ama bu kadar çok görünen bir şeyin normalleştiğini değil hala gayri-meşru olduğunu fark etmeliyiz. Toplumla ilgili sonuç çıkarırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bu. Deyim yerindeyse gericilik hala olumsuz anlamda “haber değeri” taşıyan bir unsur.” dedi.

“Yani her toplumun refleksleri var ve bu reflekseler bazen gerici özellikler de taşıyor” şeklinde konuşan Bulut, “Bunların içinde gerici nüveler taşıyanlar da olabilir. Öte yandan AKP’nin bütün araçlarla uyguladığı gericileştirme politikalarına rağmen toplumsal çatışma bu alanda yoğunlaşıyorsa aşı tutmamış demektir. Aşının tümüyle tutma ihtimali de yok çünkü insanların somut deneyimlerinden çıkan tepki gericileşmeyle bastırılamaz. Üstelik de emekçi sınıfların öz kültürü dayanışmacı ve eşitlikçidir. Emeğinin haklarını arayanlar karşılarında neoliberal ekonomi politikalarının yanında siyasal İslamcılığı buluyor. Bu ikisi bir ve aynı şey haline geldi Türkiye’de. Açlık sınırının altında ücretlerle, işsizlikle, güvencesizlikle, geleceksizlikle mücadele etmeye çalışanları gericilikle sonsuza dek ikna edemezsiniz. Bu topraklarda yaşayan insanların birbiriyle kurduğu eşitlikçi ve dayanışmacı ilişkiler de bu politikalarla örtüşmüyor. Öte yandan rejimin iktisadi alanda kurduğu birikim modelinin baskıcı karakteri de halkın değerlerini henüz tam anlamıyla dönüştürebilmiş değil.” ifadelerini kullandı.

Gökhan Bulut
Akademisyen

YOKSULLUK İLİŞKİSİ

“Öte yandan rejimin iktisadi alanda kurduğu birikim modelinin baskıcı karakteri de halkın değerlerini dönüştürebilmiş değil” değerlendirmesini yapan Bulut sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün toplumun gericileşmeden uzaklaşması da elbette tesadüf değil ve çok anlaşılır. Yoksullaşmayı ve değersizleşmeyi artık daha fazla ve birlikte deneyimleyen büyük kitleler bunların her ikisine birden tepki gösteriyor, her ikisiyle birlikte mücadele ediyor.

Eski bakan, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Fatma Şahin, Antep’te greve çıkan işçilerin direnişini kırmak için işyerine gidiyor ve orada işçileri ikna etmek için “Patronunuz çok iyi insan, cami yaptırıyor” diyor. Günümüz neoliberalizmini ve kimlerin kimlerle birlikte olduğunu göstermesi açısından çok kristal bir örnek bu. Ne yapılması gerektiğini de bu örnekten çıkarabiliriz.

AKP bugün sermaye sınıfı ile gerici örgütlerin çıkarlarını birleştirmiş görünüyor. Emeğin haklarına ve demokratik haklara dönük hamlelerin sahipleri de bu aktörler çünkü sermayenin kurmak istediği yaşam ile tarikatların kurmak istediği yaşam aynı. Bugün kurulmak istenen siyasal rejime uygun bir toplum yaratma çabası karşısında hem yüzyıllardır süre gelen mücadelelerle elde edilmiş kazanımları hem Cumhuriyet birikimini hem de işçi sınıfının direnişini buluyor. Önemli olan bu kazanımların, birikimin ve direnişin bir araya getirilebilmesidir.