Gezi 6 yaşında

01.06.2019 10:00 GÜNCEL
Ülke genelinde milyonların meydanlara çıktığı Gezi Direnişi’nin üzerinden altı yıl geçti. Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilip yerine Topçu Kışlası yapılmasına karşı başlayan, kısa sürede milyonlarca kişinin adalet, demokrasi, özgürlük talebiyle büyüyen bir harekete dönüşen Gezi Direnişi’nin altıncı yılında yarattığı umut hâlâ canlı. Yakın siyasi tarihin en görkemli direnişlerinin başında gelen Gezi Parkı isyanının yıldönümü dolayısıyla yurt […]

Ülke genelinde milyonların meydanlara çıktığı Gezi Direnişi’nin üzerinden altı yıl geçti. Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilip yerine Topçu Kışlası yapılmasına karşı başlayan, kısa sürede milyonlarca kişinin adalet, demokrasi, özgürlük talebiyle büyüyen bir harekete dönüşen Gezi Direnişi’nin altıncı yılında yarattığı umut hâlâ canlı. Yakın siyasi tarihin en görkemli direnişlerinin başında gelen Gezi Parkı isyanının yıldönümü dolayısıyla yurt içi ve yurt dışında çeşitli etkinlikler yapılmaya devam ediliyor. “Gezi umuttur, umut bitmez! Karanlık gider, Gezi kalır” sloganlarıyla yapılan etkinliklere binler katılırken, anma ve etkinlikler önümüzdeki günlerde de devam edecek.

MİLYONLARIN SESİ BİRLEŞTİ

Direnişe İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre toplam 2.5 milyon kişi katıldı. Direniş süresince Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım yaşamını yitirdi. Mehmet İstif ve Elif Çermik de maruz kaldıkları gaz nedeniyle yaşamını yitirdi. On bine yakın kişi ise polis saldırısıyla yaralandı.

DİRENİŞİN BAŞLANGIÇ KRONOLOJİSİ

Direniş, Taksim Meydanı’nda imar izni olmadan inşa edilmek istenen Topçu Kışlası için Gezi Parkı’nda başlayan çalışmayı protesto etmek isteyenlerle başlamış ve gün gün Türkiye geneline yayılmıştı. Peki, 27-31 Mayıs sürecinde neler oldu? 27 MAYIS: Gezi Parkı’nda ağaçların sökülmesi için belediye ekiplerince yapılan çalışmalar saat 23.00 sularında başladı. Çok sayıda meslek odası ve dernekten oluşan Taksim Dayanışması üyelerinin de bulunduğu kişiler, iş makinelerini durdurarak ağaçların sökülmesini engelledi. Bu amaçla gece boyunca nöbet tutuldu.

28 MAYIS: Sosyal medya aracılığıyla durumdan haberdar olan birçok kişi, ağaçların sökülmesini ve parkın yıkımını engellemek için sabah saatlerinde parka geldi. İlerleyen saatlerde polis yıkıma engel olmak isteyen kişilere saldırdı ve ardından bazı ağaçlar iş makineleriyle söküldü. Akşam saatlerinde nöbet tutanlar kalabalıklaştı ve nöbet, kurulan çadırlarda gece boyunca devam etti.

29 MAYIS: Yıkım çalışmaları yeniden başlayınca pek çok insan iş makinelerinin önüne geçerek yıkım çalışmalarını tekrar engelledi ve nöbet tutuldu.

30 MAYIS: Polis, parkta kurulan çadırlarda kalanlara sabahın çok erken saatlerinde müdahale etti. Polisin yoğun saldırısı kısa sürede parka daha fazla kişinin gelmesine neden oldu.

31 MAYIS: Cuma sabahının ilk saatlerinde çevik kuvvet direnişçilere orantısız güç kullanarak saldırdı. Gün boyu devam eden polis saldırısı nedeniyle üç kişi gözünü kaybetti; onlarca kişi yaralandı. Bu bilgilerin hiçbiri akşam saatlerine kadar yerli basın yayın organlarında yer almadı. Dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gelen kısa açıklamalar taleplere cevap verecek nitelikte değildi. Yine dönemin Başbakan’ı Erdoğan’dan da konuyla ilgili herhangi bir açıklama gelmedi. Gelen açıklama ise Topçu Kışlası Projesi’nin ne olursa olsun durdurulmayacağı yönündeydi. Sosyal medyada yayılan bu açıklamanın ardından barışçıl eylemlerinin karşısında yoğun şiddete maruz kalan halk sokaklara döküldü. Ve o günden sonra iktidarın baskıcı politikalarına karşı isyana dönüşen protestolar başka şehirlere de yayılarak büyüdü. Tüm Haziran ayına yayılan direniş, bugün hala başka bir ülke için mücadele edenlerin hafızalarındaki tazeliğini ve umudun adı olmayı sürdürüyor.

Taksim Gezi Parkı eylemlerinde ‘kırmızılı kadın’ sembollerden biri haline geldi. Fransa’dan Brezilya’ya pek çok toplumsal direnişte de aynı sembol kullanıldı. Polisin şiddet kullanımını da çok açık bir şekilde yansıtan fotoğrafı dünya basını o dönemde “Kırmızılı kadın, hükümet karşıtı direnişin küresel bir sembolü oldu” ifadeleri ile haberleştirdi.

Televizyonlarda gezi parkından hiçbir haber alınamaması tepki çekti. Halk taksimde polis şiddetine maruz kalırken CNN Türk’de penguenlerle ilgili belgesel yayınlandı. Bu nedenle “penguen medyası” kavramı hayatımıza girdi.

Alman Piyanist Davide Martello piyanosuyla Taksim Meydanı ile çevresindeki inşaat alanında göstericilere konser verdi.

Gezi eylemlerinin 20. gününde, Emniyet Müdürlüğü yaklaşık 130 bin fişek dolayında biber gazı kullandı. Yetmeyince de planlama dışı 100 bin biber gazı alımı için harekete geçti.

Televizyondaki polis şiddetini gören annenin haklı endişesine karşı verilen masumca söylenmiş yalanı betimleyen “merak etme annecim en önde değiliz omuz omuza hep beraber yürüyoruz” sözü gezi direnişinin sembollerindendi.

GEZİ UMUTTUR UMUT BİTMEZ

GEZİ Direnişi’nin 6’ncı yıldönümünde Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla çok sayıda yurttaş Taksim’de bir araya geldi. Polis şiddetiyle hayatını kaybedenlerin ailelerinin de katıldığı eylemde, 24 Haziran’da başlayacak Gezi davasına çağrı yapıldı.

TMMOB’nin önünde toplanan kitle, İstiklal Caddesi’ne çıkarak Gezi Parkı’na yürümek istedi; ancak caddeye çıkan İpek Sokak’ın girişi polislerce kapatıldı. Polis kalkanlarının önünde yapılan açıklamada “Gezi umuttur, umut bitmez, karanlık gider, Gezi kalır” pankartı açıldı. Yurttaşlar sık sık “Gezi umuttur, yargılanamaz”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attı.

Eylemde Taksim Dayanışması adına konuşan Mimarlar Odası İstanbul Büyük Kent Şube Başkanı Esin Köymen, “Öncesindeki onlarca davada olduğu gibi olmayan suçlar yaratılıp olmayan delillerle cezalandırma hazırlığı yapılıyor. Taksim Dayanışması’nı, daha doğrusu bu ülkenin özgürlük umudu Gezi’yi suç kapsamına sokup, bundan sonra hiç kimsenin muhalefet etmeye cüret edememesi murat ediliyor. Oysa herkesin, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Gezi Umuttur, Umut Bitmez!” dedi.