birgün

9° PARÇALI BULUTLU

EĞİTİM 20.02.2020 04:00
author

Gezi gençliktir, gelecektir, halktır, umuttur, yargılanamaz

İstanbul gibi yedi tepeli bir şehir olan Paris’te 18 Mart 1871’de ilan edilen Paris Komünü 72 gün sürer. Son direnişçiler bu tepelerden birinin üzerinde yer alan Père-Lachaise Mezarlığı’nın doğu duvarı önünde kuşatılarak topluca kurşuna dizilirler. Bu duvarın önünde kurşuna dizilen komüncülerden birinin, ölmeden önce söylediği şu sözler tarih boyunca hiç unutulmadı ve unutulmayacak...

“71 gün özgür yaşadım, artık ölüm umurumda değil”

En güzel, en özgür günlerimizi yaşadık Gezi Direnişi’ nde...80 darbesi sonrası bireyin kutsallaştırıldığı, örgütlü olmanın, birlikte mücadele etmenin, dayanışmanın, liberal söylemler üzerinden yok edilmeye çalışıldığı bu düzene itirazdı, isyandı. Birbirini hiç tanımayan insanların birlikte gülümsemesiydi, çocuklarımız, gençlerimiz katledildiğinde birlikte döktüğümüz gözyaşları, yüreğimizde birlikte hissettiğimiz acıydı.

İsyanın, itirazın en büyüğünü gençler ve kadınlar haykırdı. Abdullah Gül’ ün “Dünya’ da siyasal islam çöktü” itirafının en ağır bedeli gençlere, kadınlara ödetilmişti çünkü... Yeni bir rejim inşa ediliyordu ve bu rejim inşasında gençler ve kadınlar hedefteydi.

Erken büyümek zorunda bırakıldı her zaman bu ülkenin çocukları... Gezi Direnişi’ ne tanıklık eden gençler de çok erken büyümek zorunda bırakıldı. Müfredatın değiştirilmesini; 4+4+4 torba yasasıyla eğitimde özelleştirmeye hız verilmesini, eğitim kurumlarının sermaye ve dini yapılarla imzalanan protokollerle kuşatılmasını, aylarca süren eylemlere rağmen okulların imam hatipleştirilmesini, ‘çocuk işçiliğin’ meslek liseleri ve çıraklık okulları eliyle yaygınlaştırılmasını; sınav soruların çalındığının ortaya çıkmasını protesto ettiklerinde “Biz de sizin karşınıza bizim gençliği çıkarırız.” tehditlerini; öğrencilerin, velilerin “Projeniz Değiliz.” haykırışına rağmen proje okul uygulamasının başlatılmasını yaşadılar.

‘Gezi’ sırasında ve devamında ‘Karanlığa Teslim Olmayacağız’ eylemleriyle açığa çıkan gençliğin muhalif duruşunun güçlü bir şekilde görüldüğü köklü liseler proje okul listelerine dahil edildi. Türkiye’nin tarihine tanıklık eden ve o tarihe katkı sunan liselerin kendilerini var eden tarihten arındırılması amaçlandı. Kendi hikâyesini yazmak ve kendisinden önce yazılan tarihi tamamen unutturmak için gençlerin bugünleri ve gelecekleri hedef tahtasındaydı.

Sınav sistemi değişiklikleri de yaşatılan bu süreçten bağımsız, plansız değildi. 2000-2014 yılları arasında her 2,5 yılda bir kez ortaöğretime geçiş sistemi değiştirildi. Son sınav değişikliği de “TEOG’ un kaldırılması gerekir” sözü ile birlikte hemen yaşama geçirildi ve öğrencilerimize yaşamlarının en büyük kaosu yaşatıldı. Merkezi sınavla öğrenci alan okulların yarısından fazlası meslek liseleri ve imam hatip liselerinden oluşturuldu, adrese dayalı yerleştirmede tercihlere getirilen sınırlamalar nedeniyle öğrencilerimiz ya istemedikleri okul türlerine yerleşti ya da özel okullara mecbur bırakıldı veya örgün eğitim dışına çıkarıldı.

Bu yıl 4+4+4’ün sekizinci yılı ve LGS’ye girecek öğrenci sayısı 600 bin artarak 1 milyon 800 bine yaklaşmış durumda... Güçlü bir muhalefeti hep birlikte örmek zorundayız. Çünkü her çocuk bir rakam değil, kocaman bir yaşam...

Gençlerin dalda dalga yayılan ve Gezi Direnişi’nin bu topraklarda hiçbir zaman unutulmayacağının ve yargılanamayacağının da kanıtı olan ‘Karanlığa Teslim Olmayacağız’ eylemlerinde İEL öğrencileri tarafından yapılan çağrıya kulak vermenin tam zamanı bugün...

“Toplanın, örgütlenin, durun kol kola, herkes duyana kadar
Bağır, bağır, bağırın
Bizler özgür düşünceden, demokrasiden, insan haklarından yanayız.
Sevgiyi, kardeşliği daima her şeyin üstünde tutacağız.
Sizler cinayeti gören kör kayıkçılar
.....Bir kurtarıcı beklemeden kurtarıcınız kendiniz olmalısınız.
Bu güç sensin, bu güç damarlarında, beyninde, sende.
Karayeller başına indirmeden çatını;
Artık ses ol, ışık ol, yumruk ol.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız