birgün

5° SİSLİ

DÜNYA 20.01.2020 09:34

Göçmen karşıtı Yeşil hükümet

Şansöliye Sebastian Kurz’un aşırı sağcı koalisyon ortakları gitti, yerlerine yeşiller geldi. Fakat göçmen karşıtı görüşleri baki

Göçmen karşıtı Yeşil hükümet

Alexander C. Kaufman

Avusturya tarihinde ilk defa, çoğunluğu kadınlardan oluşan bir kabine kuruldu. Fakat yeni hükümetin kurulması farklı bir dönüm noktası. Muhafazakâr Avusturya Halk Partisi ile Yeşiller ilk defa koalisyon içinde.

Koalisyona zemin olan 300 sayfalık belgede, Müslümanların başörtüsüne yönelik yasakların genişletilmesi, yeni sınır dışı merkezleri kurulması ve 2040 yılına kadar sıfır karbona salımına geçilmesi gibi hedefler yer alıyor.

Muhafazakar şansölye Sebastian Kurz “Her iki eksende de en iyi seçenekleri kasıtlı olarak birleştirdik” diyor. “Yeşillerin seçim vaatlerinin merkezinde yer alan konuları hayata geçirme şansları var… İklim değişikliğiyle mücadele gibi. Fakat biz de seçim vaatlerimizi tutabiliyoruz. Yasadışı göçle mücadele ve açıkça tanımlanmış bir entegrasyon politikası gibi.”

TAVİZ VERİLİYOR

Yeşiller, aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin iktidar ortağı olmasına engel olmak için taviz verildiğini söylüyor. Fakat analistlere göre karşılığında muhafazakârlardan pek bir imtiyaz alabilmiş değiller. Bazı uzmanlar ise bu yeni koalisyonun Avrupa’da siyasal sağ için bir dönüm noktası olabileceğinden endişe ediyor. İklim şüpheciliğinden, eko-faşizme benzer bir dönüşüme tanıklık edebiliriz. Bu senaryoda iklim bilimcilerin ‘kâbus senaryosu’ gerçek olabilir, ‘önce-biz’ diyen milliyetçiler ısınan yer kürede yaşanan kaostan istifade etmeye çalışabilir.

Beyaz milliyetçiliği ve çevrecilik konularına yoğunlaşan araştırmacı Betsy Hartmann gelişmeleri “son derece endişe verici” diye tarif ediyor. Avusturya Avrupa’nın en büyük on üçüncü ekonomisi. Gelir adaletsizliğinin artması ve Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da savaştan, yoksulluktan ya da kuraklıktan kaçan daha fazla göçmenin Avusturya’ya sığınması neticesinde ülke 2010’lu yılların ortalarından beri sağa doğru kayıyor. 2017 yılında muhafazakâr parti Sosyal Demokratları alt etti. Avusturya’da Müslüman azınlığın büyümesini engelleme vaatlerinde bulunan Kurz böylece şansölye oldu ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi’ni koalisyon kurmaya davet etti.

Fakat Mayıs ayı geldiğinde koalisyon çöktü; Özgürlük Partisi lideri Heinz-Christian Strache’nin siyasi bağışlar karşılığında devlet ihalelerini peşkeş çektiğini gösteren videolar çıkmıştı. Koalisyon ortağından yoksun kalan Kurz’un erken seçimden başka şansı kalmadı.

Yapılan seçimlerde muhafazakârlar çoğunluk elde edemedi. Daha önce hükümet tecrübesi olmayan Yeşiller’e yanaşarak çıkar ortaklığı kurma yoluna gidildi.

YENİ EKO-SAĞ

ABD’de iklim bilimini reddeden ve çevreyi kirleten endüstrileri denetimden koruyan Cumhuriyetçi Parti’nin aksine, Avrupa’nın ana akım muhafazakârları küresel ısınma gerçeğini uzun süredir kabul ediyorlar. İklim değişikliğini inkâr edenler ise yalnızca aşırı sağcılar olmuştur.

Fakat aşırılıkçılar bile görüş değiştirmek durumunda kalıyor. Nisan ayında yapılan AB seçimlerinde Yeşil partilerin gösterdiği başarı herkesi şaşırttı. Bu da sağcı popülistleri yeni arayışlara sevk etti. Almanya’nın aşırı sağcı AfD Partisi’nin Berlin gençlik kolları parti liderlerine çağrı yaptı: “İnsanlığın iklime etki edemeyeceği görüşünü savunmayı bırakın.”

İSTİFADE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

Diğer sağcılar ise iklim krizi üzerine şekillenen uluslararası kaygı dalgasından istifade etmeye çalıştılar. Fransız sağcı lider Marine Le Pen Nazi-vari ‘kan ve toprak’ söylemiyle kendine ivme buldu; ‘evinde kalan’ insanları çevreci ilan ederken, ‘göçebe’ olanlar ‘çevreyi umursamaz çünkü evi yok’ dedi. Bu esnada adı Afrikalı göçmen cinayetlerine karışmış Mussolini hayranları, yeni mücadele alanının ‘doğayı temizleme’ olduğunu söylediler.

Salzburg Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olarak görev yapan Reinhard Heinisch “Kurz tam bir gelenekçi. Kültürel konulara geldi mi tam bir sağcı; ekonomik konulara geldi mi İslam karşıtı ve neoliberal. Fakat en nihayetinde istediği şey güç. Popüler olanı yapıyor ve partisini çok satan neyse ona yöneliyor.”

Kurz’un popülist tavrı, bazı meseleler özelinde yumuşamasına da sebep oldu. Avrupa’daki aşırı sağcılar milliyetçiliğe yüklenirken Kurz Avrupa Birliği yanlısı çünkü Avrupa Barometresi anketlerine göre Avusturyalı seçmenin yüzde 40’ı AB’ye olumlu bakıyor. Özgürlük Partisi liderleri çevre aktivisti Greta Thunberg’e saldırırken Kurz iklim değişikliği konusunda ‘uluslararası işbirliği’ çağrısı yapıyor. Yine benzer şekilde, 10 Avusturyalı’dan 7’si iklim değişikliğini ‘çok ciddi bir sorun’ olarak tanımlıyor.

Fakat iş toplumsal meselelere geldi mi anketler bazı endişelere gebe. Genç Avusturyalıların yüzde 12’si holokostun ne olduğunu bilmedikleri söylüyor. 2017 yılında yapılan bir ankete göre Avusturyalıların neredeyse yarısı Müslüman birini ailelerine kabul etmeyeceklerini söylüyor (ABD’de dahi bu oran yalnızca yüzde 15). Bu görüşler sıcaklıklar arttıkça daha da sertleşebilir çünkü sıcaklıklar ile şiddet olayları arasında hem coğrafi hem bireysel seviyelerde bağıntı kuran araştırmalar var.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İBARELERİ

Avusturya iklim değişikliğinin etkilerini hissediyor. Alplerde kârlar eriyor ve bu da Avusturya’nın kış sporları turizmine zarar veriyor. Yükselen sıcaklıklar ile birlikte istilacı kabuk böcekleri ülkeye yayılıyor. Fakat hepsinden kötüsü, sıcak hava dalgaları yaygınlaşıyor. 2019 Haziran ayında Avrupa’yı kavuran sıcak hava dalgası Avusturya’da rekorlar kırdı.

Küresel ölçekte ise asıl endişe konusu olan iklim değişikliğinin daha yoksul ve daha sıcak kesimleri nasıl etkileyeceği. Felaket niteliğinde hava olaylarının daha da yoğunlaşması ve sıklaşması bekleniyor ve 2008’den bu yana iklim değişikliği kaynaklı zorunlu göç rakamları senelik 24 milyon seviyesinde. Bu tip kitlesel göç olayları siyasi istikrarsızlık ve çatışmalara sebep oluyor, Avusturya gibi daha istikrarlı ve varlıklı ülkelere daha fazla göçmen yöneliyor.

2018 yılında Avusturya 20 bin başvuru sahibine sığınma statüsü verdi, buna karşın 32 bin kişinin başvurusu reddedildi. Bu da %57’lik ret oranına tekabül ediyor.

Carinthia Üniversitesi’nden siyaset bilimci Kathrin Stainer-Hammerle’ye göre Avusturyalılar ülkenin değişen demografisi konusunda endişeli görünüyor ve “yalnızca liyakat sahibi göçmenlerin” ülkeye alınmasını tercih ediyorlar. “Fakat Kurz aşırı sağcı bir lider değil. Genç, modern bir muhafazakar ve ideolojik esneklik sahibi.”

Gitgide kaotik hale gelen günümüz siyasetinde ‘esneklik’ siyasi bir lideri sağa itebilir. Küresel ısınma BM’nin ‘felaket niteliğinde değişiklikler’ yaratacağını söyledi 1,5 derece sınırını aşma yolunda giderken, iklim bilimciler politika yapıcıların tercih edebileceği beş farklı Ortak Sosyoekonomik Patika (OSP) modellemekle meşguller. Bu ‘patika’ senaryolardan en kötüsü OSP3. Bu senaryoya göre “milliyetçilik yükselişe geçecek ve gitgide ulusal ve bölgesel güvenlik temelli politikalar tercih edilecek.” Berkeley Earth’te görev yapan Zeke Hausfather dünyanın şu an “SSP3’ümsü” bir yolda ilerlediğini söylüyor.

TEHLİKELİ GEÇİŞKENLİK

Avusturya bu tarife tam olarak uymuyor olabilir. Fakat ülkenin Nazi geçmişi ve Nazi liderinin ‘doğanın saflığı’ söylemleri henüz hafızalarda canlıyken Araştırmacı Hartmann şu hatırlatmayı yapıyor; Göçmen karşıtlığı ile ekolojik çöküş tehlikesini bir arada anmak “tehlikeli bir geçişkenlik yaratıyor.”

Hartmann’a göre durum “Marine Le Pen kadar vahim değil, fakat o yöne gidiyor.”

Çeviren: Fatih Kıyman

Kaynak: Huffington Post

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız