Göçmene sağlık kapı duvar
“Gölgede Kalan Yaşamlar” raporu, ülkedeki göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına erişiminde yaşadığı ihlalleri ortaya koydu. Raporda göçmenlerin sağlık hakkının fiilen ortadan kaldırıldığı vurgulandı.

Deniz Güngör
denizgungor@birgun.netGöçmen Mülteci Dayanışma Ağı’nın yayımladığı “Gölgede Kalan Yaşamlar” raporu, Türkiye’de göçmen ve mültecilerin sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan hak ihlallerini ortaya koydu. Hevi LGBTİ Derneği, Sosyal Adalet Hareketi, Tarlabaşı Dayanışması, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği’nin de katılımıyla hazırlanan rapora göre göçmen ve mülteciler için sağlık hakkı bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılıp güvenlik ve para eksenine sıkıştırıldı.
İstanbul’da yaşayan göçmenlerin merkeze alındığı rapora göre, Nisan 2025’te geçici koruma altındaki Suriyeli göçmenlerin Aile Sağlığı Merkezleri’ndeki (ASM) kayıtlarının silindiğine dikkat çekildi. Bu nedenle gebe takibi, bebek aşılaması gibi uygulamaların fiilen durdurulduğu, göçmenlerin ise hizmetlerin yetersiz olduğu Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne (GSM) mecbur bırakıldığı aktarıldı.
Rapor, sadece kayıtsız göçmenlerin değil, ikamet izni bulunan kayıtlı göçmenlerin de sağlık sisteminde “müşteri” konumuna itildiğini ortaya koydu. Rapora göre; Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerinin 3 bin TL’yi aşması, özel sigortaların kapsam dışı bıraktığı tedaviler ve kamu hastanelerinde uygulanan “turist” tarifeleri, göçmenlerin ancak hayati risk anında hastaneye başvurmasına neden oldu.
BELİRSİZLİK HÂKİM
Raporda “Yabancı Uyruklular Polikinliği”nin yetersizliğine dikkat çekildi. Raporda, devlet hastaneleri bünyesinde veya bağımsız merkezler olarak kurgulanan bu polikliniklerinin temel amacının Afgan, Afrikalı, Orta Asyalı gibi göçmenlerin kayıt, takip ve temel tedavi süreçlerini yürütmek olduğu hatırlatıldı. Ancak sözkonusu polikliniklerin Beyoğlu gibi göçmenlerin yaygın olduğu bir ilçede olmadığı belirtilen raporda, Fatih gibi yoğun ilçelerdeki mevcut birimlerin işyükünün yönetilemez boyuta ulaştığı aktarıldı.
Raporda, “Hükümetin sivil toplum kuruluşlarını (STK) hizmet alanından uzaklaştırması, sahada tam bir yıkım yaratmıştır. GSM’lerdeki Arapça odaklı hizmetler Afrikalı göçmenleri kapsamazken devlet hastanelerinden tercümanların çekilmesi hekimlerin tanı koymasını, hastaların ise şikâyetlerini anlatmasını imkânsız kılmaktadır” denildi.
BEBEK ÖLÜMLERİ ARTTI
Kayıt dışı göçmenler için hastaneye gitmenin “gözaltı” anlamına geldiği vurgulanan raporda, acil servisler dahil olmak üzere birçok sağlık kuruluşunda “turist tarifesi” adı altında normal ücretin 8 katı arasında fatura çıkarıldığı vakalar yer alıyor. Doğum sonrası göçmen bebeklerin ailelere teslim edilmemesi gibi uygulamaların yaşandığı belirtilen raporda 2018’de yüzde 67 olan tam aşılama oranı, göçmenlerin kayıtlarının ASM’lerden silinmesiyle yüzde 40’ın altına düştüğü kaydedildi.
Raporda aynı zamanda göçmen bebeklerin ölüm hızının 14.5 ila 18 oranında seyrettiği ve bunun Türkiye genel ortalamasının yaklaşık 2 katı olduğuna dikkat çekildi. Türkiye ortalamasında anne ölüm oranın 11.5 olduğu belirtilen raporda göçmen kadınlarda bu oranın 25 ila 32 oranında seyrettiği ifade edildi. Raporda anne ölüm oranlarındaki artışın temelinde; dil bariyeri, yetersiz beslenme ve gözaltı riski nedeniyle hastaneye gitme korkusu yattığı belirtildi.
KRİMİNALİZE EDİLİYOR
Rapora göre, Türkiye’de tüberküloz hastalarının yaklaşık yüzde 20’si göçmenlerden oluşurken göçmen hastalar, tedavi süresince sosyal desteklerden yararlanamıyor. Geri Gönderme Merkezleri’nde (GGM) ise tüberküloz ve HIV gibi bulaşıcı hastalıkların takibinin yetersiz kaldığı belirtilen raporda bazı hastaların G74 “bulaşıcı hastalık” tehdit kodu gerekçe gösterilerek idari gözetim altına alındığı aktarıldı. Raporda, G74 kodunun tedavi değil “sınır dışı fermanı” olduğu belirtildi.
BİRÇOK SORUN YAŞANIYOR
Ancak göçmenlerin karşı karşıya kaldığı ihlallerin sonucu yalnızca bununla sınırlı değil. Hastanelerde çıkan fahiş faturaları ödeyemeyen göçmenlerin cenazelerini teslim alamadığı, teslim sırasında kayıt dışı olanların ise gözaltı riski ile karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Kimliksiz ve yoksul göçmenlerin sınır dışı edilme korkusuyla ölen yakınlarını ıssız alanlara gizlice defnettiği vurgulandı.
Raporda sıralanan taleplerin bir kısmı şu şekilde:
• Sağlık kurumları; kolluk denetiminden arındırılmış, güvenli bölgeler ilan edilmeli,
• Göçmenlerin statülerinden bağımsız, ücretsiz sağlık hizmetine erişim sağlayabilmeli,
• Statü ve kayıt gözetmeksizin göçmen çocuklar için ASM’lerde aşı seferberliği başlatılmalı,
• Geri Gönderme Merkezleri ve cezaevlerinde tıbbi tahliye ve denetim sağlanmalı,
• Hukuki güvence ve adalete erişim sağlanmalıdır.


