Göçün vurduğu hayatlar
Göç ülkemizi sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal olarak etkileyen büyük bir sorun. Ekonomik açıdan bakıldığında göç, işsizlik temelli köyden-sanayileşmiş kentler
Göç ülkemizi sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal olarak etkileyen büyük bir sorun. Ekonomik açıdan bakıldığında göç, işsizlik temelli köyden-sanayileşmiş kentlere doğru yöneliyor. Zorunlu göç durumuna bakıldığında ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden sıkıyönetim, olağanüstü hal (OHAL), koruculuk sistemi, yayla yasağı, gıda kontrolü gibi uygulamalar sonucu birçok insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalıyor.
Yoğun kitlesel göçün yaşandığı İstanbul'da göç mağdurları sağlıksız barınma, yoksulluk, sosyal ve kültürel uyumsuzlukla karşı karşıya kalmışlar. İstanbul'un en lüks yerlerinden Ataşehir, Özel Yeditepe Üniversitesi ve YEDPA üçgeni arasında kalmış ve yoğun göç alan Kayışdağı Mahallesi'nde kurulmuş Başak Kültür ve Sanat Vakfı yoğun göç travması yaşayan çocuk, genç ve kadınlara sanat elini uzatıyor.
Dört temel çalışanı ve onlarca gönüllüyle başlattıkları çalışmalarının amacını vakfın kurucularından Şahhanım Kanat şöyle anlatıyor:
"Dar gelirli, yoksul, yoksun çocuk ve gençlerin sanatsal yeteneklerini ortaya çıkarmak, teşvik etmek, geliştirmek, kişilik gelişimlerinin önündeki engelleri aşmasını sağlamak, gençleri sağlıklı bireyler olarak üretime yönlendirmek, kültür ve sanat alanında çalışmalar yürütmelerine, bilimsel inceleme ve araştırma yapmalarına olanak sağlamak amacıyla vakfımızı kurduk"
"Neden sanat?" diye sorulduğunda da Kanat, sanatı çok seven ve daha 18'inde yaşamını yitiren tiyatrocu kızı Helin Başak Kanat'ın sanata olan sevdasını tüm çocuk ve gençlerle paylaşmak istediğini söylüyor. Çocuklara ve gençlere resim, seramik, folklor, tiyatro, drama, latin dansı gibi sanatsal faaliyetlerinin yanısıra İngilizce, matematik ve bilgisayar eğitimi de veriliyor.
Çocuklar içerde oyun oynarken; sanata ilgilerini resim dersi veren Sibel Akkulak yanıtlıyor. Akkulak, çocukların özgüvenlerini inanılmaz derecede yitirdiklerini belirtiyor ve şöyle konuşuyor:
"Çocuklar nokta atarken bile benden onay bekliyorlar, okul ortamında şiddete maruz kaldıkları için içlerinde yoğun bir korku var. Yanlış yaparız diye kendilerini rahat bırakmıyorlar bu da dış dünyaya açılmalarında büyük bir engel teşkil ediyor. Çocukların çizdikleri resimlerin genel teması aile eksenli. Örneğin; çizdikleri resimlerde anne mutfakta, baba bir köşede uzanmış ve çocuk ta onlardan uzak bir köşede yalnız. Hepsinin ayrı bir dünyası var, farklı şehirlerden hepsi. Bu yüzden birbirleriyle kaynaşma aşamasında da sanat çok önemli"
HEMDEM'İN OYUNU
Babası cezaevinde olan Hemdem, oynadığı oyuncak helikopterin pilotu yapıyor kendisini... Ve arkadaşı Baver ile babasını kurtarmaya gideceğini söylerken; annesi Yüksel dayanamayıp ağlıyor. Anne Yüksel, yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatıyor:
"14 yıldır İstanbul'dayız. Bu süre içinde dört kez Mardin'e gidip geldik. Bir türlü hayatımızı düzene koyamadık. Eşim siyasi suçtan bir süre cezaevinde kaldı. Bu sırada kardeşim de cezaevindeydi. Herşeyimizi bırakıp, ne yiyip içeceğimize, nasıl geçineceğimize, nerde barınacağımıza dair hiçbir düzenleme yapılmadan sürgün edildik. İstanbul'un birçok semtinde kaldık. En son buraya yerleştik. Beş çocuğum var. Kocan suçlu diye bize ev vermiyorlardı. En sonunda dayanamayıp sokağa çıktım ve bana ev vermezseniz kendimi yakarım dedim. Zor şartlarda bulduğumuz evin sahibi de kira bir gün gecikince sizi evden atarım diye baskı yapıyor. Üç gündür ağzıma bir lokma girmedi, psikolojim çok bozuk, kendimi çok yalnız hissediyorum"
Hemdem dışındaki çocuklarının hepsi çalışıyor. Bülent, evli ve bir çocuğu var. Daha 19 yaşında, garsonluk yaparak geçinmeye çalışıyor. Levent 18'inde... Şu an işsiz, Abdullah 13 ve Gülistan 11 yaşında, ikisi de elektirikçide çırak.
"Eşim, İstanbul'dan İzmir'e sebze-meyva götürürken; kaza yapıyor ve çarptığı kişi hayatını kaybediyor. Bursa Cezaevinde yedi aydır tutuklu yargılanıyor. Durumumuz çok kötü, psikolojim o kadar bozuk ki çocuklarım benden nefret etmeye başladılar. Burada kendi geleneksel yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Fakat büyük bir kültür çatışması yaşıyoruz" diye anlatıyor Yüksel. "Çocuklarımız Başak Kültür ve Sanat Vakfı'nda biraz sosyal hayat yaşıyor" diyor.
Başka bir göç mağduru olan Haznegül Kavak ise "Aile çevremizde siyasi tutuklular olduğundan bizi yardım ve yataklık suçlamasıyla Mardin'den sürdüler. Kendi tercihimiz olmayan bu zorunlu göç hepimizi perişan etti" diye konuşuyor. 9 çocuğu var ikisi erkek, yedisi kız... Kızların dördü bir tekstil atölyesinde çalışıyor.
Vakfın sosyologlarından Nazif Doğan göçün hikayesini şöyle aktarıyor:
"Bu insanlar büyük bir etnik ayrımcılık yaşıyorlar. Bu göç kurbanlarına destek olmak için dört kişi ve gönüllü destekçilerle birlikte 23 Aralık 2003'te başlattığımız 'Sorun Yapma Sahip Çık' Projesi ile göç mağduru insanların sorunlarına çözüm arıyoruz. Göç mağdurları geldikleri yerlerde akrabalarına sığınıyorlar. İstanbul'un kenar mahallelerinde kalabalık bir halde yaşıyorlar. Aileler erkek egemen. Kızlar okumuyor ve ilkokuldan sonra çalışmak zorunda kalıyorlar. Eğitimini tamamlayamamış çocuklar suç işlemeye eğilimli hale geliyorlar. Başlangıçta büyük zorluklar yaşadık. 60'a yakın gönüllüyle insanlara ulaştık. Çünkü sürekli 'öteki' muamelesi gördükleri için yabancıları içilerine kolay kolay almıyorlar. Öncelikle onların güvenini kazandık. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların sonucu, kadınların yüzde 80'i okuma yazma bilmiyor. Annelerin yüzde 70'i dil sorunu yaşıyor, çocukların yüzde 80'i ilkokuldan terk. Ayrıca kız çocuklar ikinci plana atıldığından vakıf daha çok kız çocuklarının üstüne düşüyor"
Proje Koordinatörü Edibe Şahin şu ana kadar 460 aile ve 83 çocuk ve gence ulaştıklarını söylüyor, "Bu çalışmalarımızda sivil toplum kuruluşları, belediyeler, muhtarlıklar, İlköğretim öğretmenleri ve rehber öğretmenlerin de desteğini aldık. Çalışmalarımız doğrultusunda mahallelerde aile bilinç yükseltme toplantıları yapıyoruz. Yaptığımız psikolojik destek sonucunda ailelerin temel sorunlarını açığa çıkarıp çözüm aşamasına geçiyoruz. Bu aşamada projemizi AB'de destekliyor" diyor.


