birgün

33° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 19.10.2015 10:41

Gotik Şölen

Kızıl Tepe filminde korkmamız gerekenlerin geçmişin hayaletleri değil de bugünün kanlı canlı yaşayan insanları olduğunu anlıyoruz…

Guillermo Del Toro film çektiği zaman bu filme dikkat kesilmemek mümkün değil. Kendine özgü eşsiz tarzı ve metaforik politik felsefi neler söyleyeceğini merak ediyor insan. Adeta geçmişe bir bilet almışsın hissi veren son filmi Crimson Peak - Kızıl Tepe filmi, gözler için bir şölen sunsa da bu sefer kalbe ulaşamıyor. Kızıl Tepe filminin korku türünde olarak lanse edilmesi ise ticari kandırmaca. Film aslında içinde hayaletlerin olduğu bir Gotik romans.

gotik-solen-81428-1.

Kült renkler
Guillermo Del Toro daha önceki filmleriyle yaratıcı fikirlerle dolu bir dahi olduğunu göstermişti. Daha da fazlası Pan’ın Labirenti filminde yaptığı gibi bunu gerçeğe dönüştürebilmişti; kendine özgü bir dünya yaratmakla kalmamış, seyirciye bunun bilgisayar teknolojisi ile yaratılmış olduğunu tamamen unutturmuştu. Yani yarattığı dünyayı, gerçekten varmış gibi hissettirmekteki ustalığı tartışılmaz. Kızıl Tepe filmi için de bunu söylemek yanlış olmaz. Dekor, kostüm, makyaj ve iç-dış mekan tasarımları ile yaratılan tüyler ürperten atmosfer şayan-ı hayret ölçülerde. Ancak benim için filmin en etkili kartı kesinlikle renklerde ve yaratıcı ışıkta saklı. Bu renkler ve ışık diğer korku sineması örneklerinde mevcut ve en yakın benzerliği özellikle 1950-1970’ler İtalyan korku sineması örneklerinde yer alıyor. Lacivert ve kırmızı ışığın yarattığı etki örneğin Mario Bava imzalı Kill, Baby, Kill (1966) hatta Dario Argento’nun Suspiria (1977) filmlerinde de gözlenebilir. Bu benzerliğin türün sinema örneklerine saygı göstermekten ziyade türün devamı olarak değerlendirmeyi daha doğru buluyorum.

Toro’nun hayaletleri
Filmin seyirciyi yakalayıp bırakmamasının en büyük sebebi atmosferi. Kameranın gotik tarzdaki görkemli şatonun etrafında dolaşması, ürkütücü arazide süzülmesi, kirli kalın camlı pencerelerden içeriye dalmasıyla adeta korku filmi ile flörtleşen filmin sürreal tadı sizi filme kilitliyor. Ancak aynı etkiyi hikâyesi için söylemek zor.
19. yüzyılın sonlarında Amerikalı aristokrat bir babanın kızı olan genç Edith (Mia Wasikowska) babasının ölümünden sonra Thomas (Tom Hiddleston) ile evlenip sıcak ve aydınlık hayatını geride bırakarak İngiltere’ye gider. Thomas ve saf kötü kardeşi Lucille’in (Jessica Chastain) ile yaşamaya başlar. Hayaletler devreye girer. Ancak Guillermo Del Toro’nun hayaletleri biraz farklı olarak aslında Edith’i korumaya çalışmaktadır. Kızıl Tepe filminde korkmamız gerekenlerin geçmişin hayaletleri değil de bugünün kanlı canlı yaşayan insanları olduğunu anlıyoruz. Film bazı metaforlarla soru işaretleri bırakmayı becerse de havada kalan bazı olaylarıyla ilgi çekici olmayan hikayesinin lafını bile etmeye değmez. Gerçi bu yönetmenin hatasından değil de kasti bir seçiminden kaynaklanıyormuş gibi duruyor. Harika bir hayal gücünü harika bir prodüksiyon eşliğinde sunan Kızıl Tepe’nin gotik şölenini kaçırmamak gerekir.

gotik-solen-81432-1.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol