Google Play Store
App Store

Çin’le egemenlik mücadelesini Asya anakarasına taşıyan Trump, 5 Orta Asya liderini Beyaz Saray’da ağırladı. Önceki başkanların yeraltı kaynağı zengini “Orta Asya’yı” ihmal ettiğini söyleyen Trump Kazakistan’la kritik mineral anlaşması imzaladı.

Kaynak: Dış Haberler
Gözü Orta Asya’da
Fotoğraf: Beyaz Saray

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’le küresel nüfuz rekabetini taşıdığı Asya anakarasındaki hamleleri sürüyor. Rusya ve Çin’in bölgede artan etkisine karşı harekete geçen ABD Başkanı Trump, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’dan oluşan beş Orta Asya ülkesinin liderlerini Beyaz Saray’da ağırladı.

Eski ABD Başkanı Barrack Obama döneminde başlatılan C5+1 girişimi kapsamında düzenlenen zirve, Çin’in Orta Asya’daki kaynaklar ve ticaret rotaları konusunda aktif bir politika izlediği dönemde gerçekleşti.

2023’teki ilk zirvenin ardından ikinci kez ABD-Orta Asya Zirvesine ev sahipliği yapan Trump, yaptığı konuşmada “eski Başkan Joe Biden’ın Orta Asya’yı çok ihmal ettiğini, kendisinin bu bölgeye gereken önemi gösterdiğini” savundu.

ÖNCELİK NADİR ELEMENT

Orta Asya liderleriyle düzenlediği toplantıda ana gündem maddelerinin “nadir elementler” olduğunu belirten Trump, geçen hafta düzenlediği Asya turunda Malezya ve Güney Kore gibi ülkelerle yaptığı anlaşmalara değinerek “Kritik mineral tedarik zincirlerimizi genişleterek Amerikan ekonomik güvenliğini güçlendirdik” dedi.

Trump ayrıca Kazakistan’la toplam değeri 17 milyar doları bulan enerji ve nadir elementler anlaşması yaptıklarını söyledi. Trump, diğer Orta Asya ülkeleriyle de benzer anlaşmalar yapacaklarının sinyalini verdi.

Bölgenin petrol ve doğalgazın yanı sıra nadir elementler konusunda çok zengin olduğunu vurgulayan Trump, “Bu ülkeler bir zamanlar Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan eski İpek Yolu’nun üzerinde yer alıyordu. Bugün de Avrasya’nın kalbindeki konumları onlara inanılmaz bir önem ve inanılmaz bir potansiyel kazandırıyor” dedi.

BATI’YA ORTAKLIK SİNYALİ

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de Trump’a teşekkür ederek zirvenin ABD ile Orta Asya arasında yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu kaydetti. Trump’a “dünyanın başkanı” olarak hitap eden Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirzizoyev de daha önce dışişleri bakanları düzeyinde yapılan C5+1 formatının liderler düzeyine taşınmasından memnuniyetini dile getirdi. Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ise Orta Asya ülkelerinin zengin kaynakları konusunda hem ABD hem de Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.

Bölgenin ana ticari ortağı konumundaki Çin, ekonomik olarak çoğunlukla Rusya’ya bağlı kalan söz konusu eski 5 Sovyet ülkesinde büyük ölçekli madencilik ve altyapı yatırımlarıyla son yıllarda etkisini artırdı. 2024 verilerine göre, Çin’in Orta Asya ülkeleriyle ticaret hacmi 94,8 milyar dolara yükselirken, Çin’in bölgedeki toplam yatırımı 30 milyar doları aştı. Çin, dünya nadir toprak madenciliğinin yaklaşık yüzde 70’ini, işleme kapasitesinin ise yüzde 90’ını kontrol ediyor.

Toplamda 84 milyon nüfusa ev sahipliği yapan 5 Orta Asya ülkesi, zegin uranyum, bakır, altının yanı sıra geniş nadir toprak elementleri ve doğalgaz gibi kaynaklarını barındırıyor. Kazakistan, %40 ile dünyanın en büyük uranyum tedarikçisi konumunda.

TRUMP’IN ASYA ADIMLARI

Trump’ın Orta Asya ülkeleriyle ilişkileri ilerletme hamlesi, bölgede Pekin’in artan etkisine karşı attığı adımların sonuncusu oldu. Küresel hegemonya mücadelesinin yeni merkezi Avrasya bölgesine doğru kayarken Trump, ikinci döneminde Asya anakarasında enerji yolları, tedarik zincirleri ve Çin’in Kuşak Yol Projesi’ne karşı alternatifler oluşturmak gibi emperyalist hedeflerini hayata geçirmek için harekete geçti.

Ağustos ayında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı Beyaz Saray’da ağırlayan Trump, iki ülke arasında 30 yıldır süren savaşı sona erdiren barış anlaşmasını imzalattı. Ancak anlaşma kapsamında Çin’in Kuşak Yol Projesi’nin bir parçası olan Orta Koridor’un (Trans-Hazar Uluslararası Ulaşım Rotası) Hazar sonrası ayağı Zengezur’u 99 yıllığına kiralayarak Kafkaslar’a adımını attı.

Trump’ın bir diğer hedefi ise ABD’nin 20 yıllık işgalin ardından 2021’de çekildiği Afganistan’da Bagram Hava Üssü oldu. Trump, eylül ayında “Çin’in nükleer silahlarını ürettiği tesislere yakınlığı” gerekçesiyle Afganistan’ın doğusundaki Bagram’ın tekrar ABD kontrolüne geçmesini istediğini söyledi.

Orta Asya’nın jeopolitik konumu ve kaynakları sadece Trump’ın değil, Avrupa ülkelerinin de artan ilgisinin odağında. Nisan ayında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in ev sahipliğinde Semerkant’ta düzenlenen birinci Avrupa Birliği (AB)-Orta Asya Zirvesi’nde taraflar ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine çıkarmıştı.

‘PAN-ABRAHAM İTTİFAKININ BAŞLANGICI’

Trump, Kazakistan’ın Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkelerin İsrail’le normalleşmesini öngören Abraham Anlaşmaları’na katılmayı kabul ettiğini ve imza töreninin kısa sürede yapılacağını söyledi. Sovyetler’in dağılmasından bu yana Kazakistan’ın İsrail ile tam diplomatik ve ekonomik bağları var, bu da kararın büyük ölçüde sembolik olacağı anlamına geliyor.
Ortadoğu’nun emperyalist dizaynında ABD’nin elini güçlendirecek Abraham Anlaşmaları’nın ilki ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve İsrail arasında 2020 yılında imzalandı, ardından Fas ve Bahreyn dâhil edildi. Trump’ın arabuluculuğunda yapılan anlaşmalar, bölge ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik, ekonomik ve güvenlik ilişkilerinin kurulmasının önünü açıyordu. İsrail’in Gazze’de başlattığı savaşla rafa kalkan anlaşmalar, son dönemde tekrar gündeme gelirken Ürdün ve Suriye gibi ülkelerin de isimleri geçiyor.

SAYILARI ARTACAK

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi uzmanlarına göre ise Kazakistan’ın anlaşmalara dahil olması, ABD ve İsrail’in daha geniş çaplı bir ittifak kurmasına kapı aralıyor. Anlaşma Asya, Afrika ve Avrasya’daki diğer jeostratejik açıdan etkili ve ekonomik olarak önemli Müslüman çoğunluklu ülkelere yayılma potansiyelin sahip ve Kazakistan sadece bir başlangıç.
Sarah Zaaimi’ye göre “Astana ve Bakü gibi zengin gaz ve uranyum yataklarına sahip ve Hazar Denizi’nin kapısında yer alan kilit oyuncuları kazanmak, ABD ve İsrail’e, Rusya ve İran’a karşı geleneksel olarak kendi münhasır etki alanı olarak gördüğü bölgelerde stratejik bir avantaj sağlayacak.” Andrew D’Anieri’ye göre ise “Rusya ve Çin arasında sıkışmış olan Kazakistan, olabildiğince çok ortak istiyor ve özellikle ABD ve Avrupa ile daha aktif bir ilişki kurmayı hedefliyor.”