birgün

22° PARÇALI AZ BULUTLU

Grubumuzun aldığı karar doğrultusunda…

Evrimsel üstünlüğümüz olan, kısa yoldan akıl yürütmemizi kolayca yapıyorken, aynı akıl yürütme becerileri ile donatılmış olan diğer türdaşlarımızla ortak karar vermeye çalıştığımızda neden kolaylıkla yapamıyoruz?

BİLİM 05.06.2022 12:31
Grubumuzun aldığı karar doğrultusunda… Fotoğraf: Pixabay
Abone Ol google-news

Tolga MIRMIRIK

Önceki haftalardaki yazılarda, seçimlerimizi etkileyen ve günlük hayattaki davranış biçimlerimize yön veren etmenlerden bahsederken önümüzde bulunan birden fazla işten hangisini daha önce yapacağımızı nasıl seçtiğimizden (PACE), belirlediğimiz bir yere yürürken ya da araçla giderken hangi yoldan gideceğimize nasıl karar verdiğimizden (En kısa yol algoritması) ve önümüzdeki seçenekleri sınırlı sürede gözden geçirmemiz gerektiği durumda karar verebilmek için nerede durmamız gerektiğinden (%37 kuralı) bahsettik.


Görece olarak tek kişilik kararlarda hemen herkesin zaten evrimsel kazanımları ile hızlı çıkarımlar yapabildiği ve içselleştirebildiği bu kavramlar, yöntemler ve algoritmalar, işin içine birden fazla kişinin ortak hareket etmesi girdiğinde renklerini değiştirebiliyor. Avcı-toplayıcı zamanlarımızda “iç-aile” ve hatta “yakın akraba kabilesi” içinde yaşama şansı bulduğumuzda sürünün hayatta kalabilmesi için genelde demokratik bir ortam ile ortak karar yerine, alfa bir sürü lideri seçimi ile bugünlere gelebildik. Bu durum, kuzenlerimiz olan tüm insansı maymunlarda da açık biçimde gözlemlenebiliyor (sürü formundaki birçok memeli de aynı davranışı sergiliyor). Alfa lider seçimi ve sürünün hayatta kalmasına ilişkin verilecek kararları onun alıp uygulatması her ne kadar bizim günümüzün en baskın türü olarak dünyaya yayılmamıza ön ayak olduysa da modernleşen dünyada tek kişiye tam yetki vermenin ve tüm dizginleri kendisinin eline bırakmanın zararları apaçık olarak görülmekte. Bu zararlardan korunmak için de modern toplumlar güçler ayrılığı prensibi çerçevesinde yönetim ve topluluğun yararına karar verebilme işini diğer yöntemlere göre biraz daha özgürlükçü çerçevede ilerletiyorlar.

Peki ya mikro Topluluklar?

Devlet ve toplum yönetimini siyaset bilimine ve sosyolog arkadaşlara bırakarak kendimizi daha yakından etkileyen ve içlerinde birey olarak yer aldığımız mikro toplulukların kararlarına dönersek, işlerin içine duygu durumlarımız, topluluk içindeki diğer kişiler ile iletişimimiz, negatif ya da pozitif yanlılık ya da önyargılarımız da giriyor. Herkese uyacak kararların alınabilmesi ve sonuca ulaşmak biraz daha zorlaşıyor.

Ekip (mikro topluluk), ortak bir hedefe ulaşmak için birbirleri ile etkileşime giren ve birlikte çalışan iki veya daha fazla kişinin kurduğu organizasyon yapısı olarak tanımlanmakta. Buradaki “ekip” tanımına ister tatile beraber gideceğiniz yakın arkadaş grubunuzu ister başka bir şehre taşınmaya niyetlenmiş ailenizi ister akşam izleyeceğiniz filmi seçmeye çalıştığınız sevgilinizi ya da eşinizi isterseniz de çalıştığınız şirkette bir ürün yapacak olan takım arkadaşlarınızı koyabilirsiniz. Önemli olan ortak bir hedef olması, etkileşimde olmanız ve birden fazla kişi ile bu işi yapıyor olmanız.

E peki tek başımıza, evrimsel üstünlüğümüz olan, kısa yoldan akıl yürütmemizi kolayca yapıyorken, aynı akıl yürütme becerileri ile donatılmış olan diğer türdaşlarımızla ortak karar vermeye çalıştığımızda neden bunu da çok kolay yapamıyoruz? Sonuçta toplam “zekâ” artmış olmuyor mu?

Özellikle şirketlerdeki ekiplerdeki birlikte hareket etmenin ve ortak amaca yönelik hızlı karar vermenin zorlukları incelendiğinde, kişisel özgürlükten vazgeçme korkusunun, bedavacıları taşımanın güçlüklerinin ve duygusallık yüzünden iletişim kopukluğunun ön plana çıktığı görülmüş. Bireyler çoğunlukla kendi başarıları için fedakârlık yapma yanlısı tutum sergilediğinden, grup ya da ekip başarısı için özgürlüklerinden vazgeçmeleri onlar için çok daha büyük bir fedakârlık olarak görülmekte ve bunu arka plana itebilmekte. Grup içinde bulunabilecek bedavacılar, ekip üyeliğinin nimetlerinden faydalanırken, ekibin performansına katkı koymayan ve aktif katılım göstermeyen kişiler olarak kalmaktadır. Duygusallık yüzünden iletişim kopukluğunu ise hem negatif hem de pozitif duygular besleme tarafları için ele alabiliriz. İnsanların bir sebeple sevmedikleri kişiler ile iletişimi yapıcı yerine yıkıcı eleştirilere sebep olabilmekte ve bu da iletişimi koparabilmektedir. Benzer şekilde çok sevilen bir kişinin hatalarını da görmezden gelme eğilimi ile bunu konuşmama yanlılığımız verimli ve hızlı bir ekip olma yolundaki büyük engellerden oluyor.

Ekip ve mikro topluluk davranışları hakkındaki araştırmalar yoğunlukla sosyoloji ve psikoloji alanlarına girse de son yıllardaki yapay zekâ geliştirmeleri ile teknoloji dünyasının da yakından takip ettiği bir konu haline geldi. Özellikle birlikte hareket eden mikro topluluk becerisi gösterebilecek “sürü halindeki robotlar” ekip oluşturabilme işini duygulardan arındıkları için bizlerden çok daha iyi yapabilecekler gibi. O günler gelene kadar çıkacağım tatil için seçtiğim rotayı itirazsız kabul edecek bir arkadaş bulsam iyi olacak.

Bu haftaya özel olarak, sanırım Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en güzel topluluklarından birisini oluşturduğumuz zamanın doğum gününü de kutlayıp yitirdiklerimizi anmayı unutmayayım. #Gezi9Yaşında. #GeziOnurumuzdur. İyi haftalar.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun