Güneş Doğu’dan doğar ve Güney’in öyküleri

22.11.2019 00:12 KÜLTÜR SANAT

NERMİN ÜNSEL EKİN

Kader genç bir öğretmeni kendi deyimiyle "...bir mancınık taşı gibi..." Hatay’a fırlatmıştı. Yıl 1941 ve o, Güney'in bu egzotik, bakir ve mutlu şehrini çok sevmişti. Denizi ve dağları çok severdi. Sevdiklerini Hatay ve Malatya’da buldu. Yurdunu tarihiyle, insanlarıyla derinden seven babam, ülke tanıtımını ve turizmini ön planda tutan yazılar, kitaplar yazmış, her fırsatta dağlarına tırmanmış,denizlerinde yüzmüştür.

“Atam Çanakkale’de savaş ederken ben doğmuşum” der 'Atamın Gününde' kitabında yazar M. Ziya Ünsel. "Babam da Atam’la beraber oradaymış. Siperlerde dövüşürmüş Anzak’lara karşı. Koca savaş bitmiş de, dönmüş askerden. Üç yaşındaymışım o zaman..”

Gezi ve anılarından süzülen duyguları yazıya döken babam 'Gezmek Tozmak Üstüne' adını verdiği kitaplar dizisini yayımlamıştı. Bir eğitim şehidi olarak zamansız kaybıyla bizleri çok üzen babamın anısına bu seriden 'Mutlu Güney', 'Acı Deniz' ve 'Yeşil Malatya'nın yeni baskılarını yayımladım.

Gezmek, görmek, anlatmak ve yazmak. İşte M. Ziya Ünsel... Sadece Malatya ve Hatay’ı değil tüm Anadolu’yu yazdı. Bu dünyaya geldi, gezdi, ve yazdı. O zamanının Evliya Çelebi’sidir. Amacı, kendisinden sonraki kuşaklara kültürel bir miras bırakmaktı. İyi bir gözlemci ve anlatıcıdır. Sadece bir yazar gözüyle değil, bir mimar, bir arkeolog, titiz bir araştırmacı kimliğiyle, camileri, pınarları, anıtları, köprüleri, tarihi ve doğal güzellikleri ortaya koydu. Bu toprakları, denizleri, yeryüzünü, gökyüzünü akıcı, heyecanlı ve sade bir dille bize anlattı.

'Yeşil Malatya' kentin bir dönemini değil, geleceğin Malatyası'nı da anlatıyor. Akıcı ve sade üslubu, anlatımındaki zenginlik, okuyanlarda oraya gitme isteği yaratıyor. Gezip gördüğü yerleri bir sinema filmi izler gibi gözlerimizin önüne seriyor.

'Mutlu Güney’i yazar şöyle betimliyor; "...Hatay’da deniz deniz, dağ dağ dolaştım; yol yol gezdim. Yeşil çam ormanlarında, buzlu pınar başlarında, yazları bütün Çukurova ağalarının doldurduğu yaylalarında oturdum. Yağlı bir kayış gibi parıl parıl yanan kara asfalt aşağıda dolam dolam olur ve Akdeniz’in mavi atlası göklerin maviliğiyle birlikte ufuklarca uzanıp gider. Ve nihayet, palmiyeler, muz ağaçları, kan kırmızısı tropika çiçekleriyle süslü bahçeler, yer yer acı zakkumlar, zeytinlikler, incirliklerle dolu yamaçlar...”

M. Ziya Ünsel, ’Acı Deniz’le Hatay’ın dağının, denizinin, ovasının acısını, insanın mücadelesini anlatıyor. Daha çok aldatma, tutku ve insanlığın varolduğu zamanlardan beri üstesinden gelemediği tehlikeli ilişkiler, aşklar, pişmanlıklar... Bu sürükleyici tutku öyküsü her gün, her an ülkemizin bir yerinde veya dünyanın herhangi bir noktasında yaşanılan sevdaları, aşkları anlatıyor. Sevinçle başlayıp hüzünle, acıyla biten yaşamlar. Anlatılan insandır.