birgün

8° AZ BULUTLU

MEDYA 22.12.2019 09:27
author

‘Haber sonrası gazeteciliğe’ hazır mıyız?

Geçiş dönemlerinde hep böyle iddialı tanımlar ortaya çıkar. Bir ara yalan yeni icat edilmiş gibi hepimiz ‘hakikat sonrası’ diye bir kavramdan söz ediyorduk. Çok da haksız değildik. Evet yalan haberin tarihi çok eskiye dayanıyordu ama yeni iletişim teknolojileriyle birlikte onu yeniden ele alma mecburiyetindeydik. Bunun da adı ‘hakikat sonrası’ koyulmuştu. Profesyonel gazetecilik alanında son zamanlarda en çok tartışılan şeylerden biri de Post News Journalism yani Haber Sonrası Gazetecilik.

Klasik haber formatıyla yazılmış haberlerin sosyal medya akışında eskisi kadar dikkat çekmemesi, para ödemeye değer bulunmaması ve yapay zekâ tarafından bile yazılacak basitlikte kalması bunu dayatıyor. Geçen yıl yine bu dönemde, bu köşede ‘Gazeteciliğin tek sorunu özgürlük mü?’ 2018 yılbaşında “Aman ‘memelere’ dikkat” başlıklı yazılarla ismini koymadan tartışmıştık bu fenomeni. Bir süredir bir ismi var. İşte bu haftaki Köşe Vuruşu’nda da ‘Haber Sonrası Gazetecilik olgusu nedir, neden gereklidir?’ gibi sorulara cevap aramak istiyorum.

YAPAY ZEKÂ İLE NASIL REKABET EDİLİR?

NiemanLab, Harvard Üniversitesi’ne bağlı bir gazetecilik vakfı ve laboratuvarı. NiemanLab.org, profesyonellerden gazeteciliğin önümüzdeki bir yılına dair öngörüler topluyor. İşte bu öngörülerin 2020’ye dair olanlarında en çok dikkatimi çeken Haber Sonrası Gazetecilik olgusuna yapılan yoğun vurgular oldu. Geçen iki yılın öngörülerinde de vardı ama daha bilim kurgu gibi tınlıyordu. Artık kendini bir gerçeklik olarak dayatıyor. Örneğin; Harvard Shorenstein Merkezi Araştırmacısı Hossein Derakshan, “Gazetecilik ‘haber sonrası gazetecilik’ dediğim biçimde kendini yeniden keşfediyor” tespitinde bulunuyor. Bunu yapay zekânın artık rutin haberleri yazmasına bağlıyor. Ancak Derakshan’a göre yapay zekâ; Errol Morris, Bob Woodward veya Michael Barbaro gibi hikâyeleme tekniğiyle gazetecilik yapan isimlerin yerini alamaz. Bu da gazeteciliğin geleceğindeki format olarak önümüzde duruyor.

HASAN MİNHAJ ÖRNEĞİ

Hikâyeleştirmenin çok yolu var. Netflix’te Hasan Minhaj’ın şovunu takip edenler belirli bir konuyu (örn: ABD’deki emekli geliri sorunu) mizahi bir dille ama hikâyeleştirilerek ve 20 dakikalık bir program formatıyla nasıl gündeme soktuğunu fark etmiştir. İlk bakışta bir stand-up gibi görünebilir ama aslında bir stand-up’tan çok fazlası. Çünkü sadece konuya dikkat çekip hicvetmiyor Minhaj. Hangi konuyu seçtiyse o konu hakkında bilgilendiriyor. Veriler ortaya koyuyor, uzmanlarla konuşuyor. Arada bolca espri de yapıyor ama hem kendini izletiyor hem de tıpkı haber gibi bir olgu koyuyor ortaya. Amerika’da bu tarz haber şovları çok fazla. Ancak başlangıcından beri takip ettiğim Minhaj’ın şovunun farklı bir yerde durduğunu ve yeni bir haber formatı sunduğunu düşünüyorum. Emre Tansu Keten, T24’teki yazısında (1 Aralık 2019) onu antikapitalist bir hikâye anlatıcısı olarak tarif etmişti. Katılıyorum ama yazısının altına yaptığım yorumda da vurguladığım gibi Minhaj, Z kuşağına haber izletmenin bir formulü gibi de görünüyor bence. Keten’in yazısını bitirirken vurguladığı üzere “Bize doğruları aktarmakla görevli bir ulvi kişilik olarak değil, gerçeklerin birlikte farkına varacağımız, onlara birlikte güleceğimiz, birlikte öfkeleneceğimiz bir eşitimiz olarak konuşuyor Minhaj.” İşte bu Evrim Kuran’ın yenilerde çıkan Z Bir Kuşağı Anlamak (Mundi, 2019) kitabında değindiği bir gerçeğe denk düşüyor. Evrim Kuran’ın verileriyle ortaya koyduğu üzere Z Kuşağı kendilerine üretilip sunulan şeyler yerine birlikte üretmeyi, talimat yerine birlikte çalışmayı tercih ediyor. Minhaj’ın kendini muhataplarına karşı konumlayıp haber aktardığı yer tam da bu: Birlikte düşünme noktası. Adına ‘haber sonrası gazetecilik’ veya başka bir şey denir bilemiyorum ama gazeteciliğin geleceği buralarda bir yerde. Daha çok gazetecilik profesyonellerini ilgilendiriyor diye düşünülebilir. Ancak okur olarak ne aradığımızın farkına varmamız da önemli. Çünkü artık gazeteci-okur ilişkisi, okurun da içine dahil olacağı bir üretim süreci. Hem maddi olarak destekleme anlamında hem de sosyal medyada paylaşarak görünür kılma anlamında bir üretim süreci bu. Gazeteciliği de birlikte yeniden var edeceğiz yani? Hazır mıyız?

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız