birgün

10° PARÇALI BULUTLU

Hafiye okurdan hafiye yazara

BİRGÜN KİTAP 27.01.2022 10:26
Hafiye okurdan hafiye yazara
Abone Ol google-news

Nilgün ÇELİK

Avare Kalemden Yazıntılar'ı elime aldığımda, yazarla sohbet edeceğimi tahmin etmemiştim. Felsefe ağırlıklı biraz da diplomatik bir resmiyet, mesafeli, belki biraz buyurgan bir eserdi beklediğim. Oysa tam tersi bir bütünlüğü vardı eserin. Tüm yazıntılarını samimiyetle kaleme almış Demiralp. Alakarga Yayınları'ndan çıkan Avare Kalemden Yazıntılar deneme türünde yazılmış ve 2021'in sürpriz kitabı oldu benim için.

Mesleği gereği yurt dışında ülkeyi temsilen bulunduğundan, diplomatik toplantılar, alınan ağır kararlar, resepsyonlar, ikili konuşmalar, yaşam şekli olacağından bunun yazınsal hayatına da yansıyacağını düşünenlerdendim. Fakat Demiralp, özellikle son kitabında bu ağırlığın dışında, okuru en yakın arkadaşı gibi sarmalamış. Yine Demiralp, görevli bulunduğu ülkelerde o ülkenin edebiyatında önemli yer tutmuş yazarların eserlerine dokunan aydın yüzlerden. İran’da büyükelçi olarak görev yaptığında Kör Okur Sadık Hidayet Üzerine Kör Baykuş Merkezli Okuma Denemesi, Berlin’de iken Tanrı Bakışlı Çocuk Walter Benjamin Üzerine 49’a Parçalanmış Deneme’sini yazdı. Büyükelçi olarak görev yaptığı Meksika’da Ay ile Yıldız Ayrı Düşünce Juan Rulfo Edebiyatı Üstüne Bir Okuma kitaplarını yazdı. Demiralp’in, bulunduğu ülkenin havasını solurken o ülkenin önemli yazarlarının da ruhuyla eserlerini inceleyip kaleme alması incelikli bir düşünce. Demiralp elbette Türk edebiyatında da önemli birçok yazar ve şair için eserler kaleme aldı. Ancak iki önemli eserinin adını geçirmek isterim. Birincisi: “Her incelediğimde üzerine söyleyecek, yazacak, yeni sözler bulabilirim” dediği Ahmet Hamdi Tanpınar için. Kutup Noktası ve Tanpınar’a Biraz Huzur Verelim adlı iki deneme kitabı yazdı. İkincisi ise Orhan Pamuk. Orhan Bey ve Kitapları & Bir Orhan Pamuk Okurunun Notları. Her iki yazarın eserleri için kaleme aldığı yazınlarında analitik bir dil kullandığını görmek mümkün.

Demiralp, hem okurunu seven, hem de okura 'hafiye' sıfatını koyan bir yazar. Kendini “Ara sıra yazan bir okur” olarak niteleyen, bu sebeple aynı şekilde okur olarak hafiye addedenlerden. Çünkü okuduğu eserde kendi değimiyle: “Satırların arasında dolaşan özneyi, hayaleti bulmaya çalışmak okurluğu heyecanlı kılıyor” diyor. Son eserini okurken bu kez gerçek hafiye ben oluyorum. Kitabın kapağını açtığımda yazar benimle konuşmaya başlıyor. Kim olduğumu bilmeden “Sen tehlikeli bir okursun, beni yakalamaya çalışıyorsun. O işi bana bırak, sen okumana bak” diyor.

Ama siz, okura hafiyeliği yakıştırandınız o halde bırakın, okur eserinizde sizi arasın. Yine de bu samimiyet, bu sıcak esprili sesleniş yazarın dediğinden alıkoymuyor beni. Onu yakalamaya çalışıyorum her sayfada.

Türkiye’de 'eleştiri kürsüsü' kurulmasını gönülden isteyen yazarın, içtenlikle yazdığı son eserini bu kürsüden geçmiş bir okur gibi okumaya çalışsam da öyle içtenlikli ki, eleştirel olamıyorum. Geçmiş Olsun Çiçeği (s,39)'ndeki naiflik çöküyor üzerime sonra Küçük Köpek ve Küçük Kız (s,49)'daki o küçük kızın duyarlılığı. Demiralp’in eseri usul usul içine çekiyor ve okurla konuşarak anlattığından, o yazıyor biz o sokaklarda yürüyoruz. Değirmen Sokak (s,54)’da yazar anlattı biz yürüdük. Bir cümlelik ya da bir paragraflık yazıntıları okurken uzak bir eser değil, yakınımda duran birini tanımanın mutluluğunu yaşıyorum. Cennete Dönüş (s,121) beni çok etkileyen bir paragraflık deneme.

Yayıncılarla Sahip Çık Kitabına (s,282), Yazarlarla Tarık Gülsoy (s,44) Dergilerle Doğrusu (s,120) ve daha nice birikmiş anı ve gözlemlerle yazılmış, okura anlatılmış birikimler var kitapta.

Bir yazarın sizinle konuşmasını, okurken dinlemek istiyorsanız okumalısınız.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol