birgün

4° PARÇALI BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 22.08.2020 10:15

"Hak kaybı yaşamak değil istihdam istiyoruz"

Hak kayıplarına uğradıklarını ve istihdam sorunu yaşadıklarını aktaran fizyoterapistler, meslek odası talep ediyor. Fizyoterapistler “Hakkımız çok yeniyor. Odaların kurumlara baskı yapma imkanı ve yaptırım gücü var” diyor.

"Hak kaybı yaşamak değil istihdam istiyoruz"

Rıfat KIRCI

Fizyoterapistler hak kayıpları, istihdam kaybı ve eğitimdeki kalitesizleşme gibi sorunlara karşı meslek odası talep etti. Twitterda ‘fizyoterapistler oda istiyor’ etiketiyle taleplerini dile getiren fizyoterapistler, çalışma koşullarının Avrupa standartlarının altında olduğunu belirterek, sorunlarının giderilmesinin hasta sağlığını da olumlu yönde etki edeceğini aktardı.

İHTİYAÇ VAR ANCAK İSTİHDAM YOK

Fizyoterapist Savaş Karasüngü BirGün’e yaptığı açıklamada hasta başına az sayıda fizyoterapist düştüğünü vurgulayarak sorunlarını şu şekilde anlattı:

“Fizyoterapistler olarak hak kayıplarına uğruyoruz. Eğitim kalitesi de şu an düşmüş durumda. Fazlasıyla okul açıldı, düşük puanlarla fizyoterapist bölümlerine giriliyor. Aslında şu anki mezun sayısı hasta ihtiyacını karşılayacak şekilde ancak istihdam da yok. Fizyoterapistler psikolog ya da diş hekimi gibi kendisi çalışamıyor. Devlete ya da özel kurumlara girmeyi bekliyorlar ancak özel kurumlarda da devlet çok az para ödediği için hasta başı yeterli fizyoterapist çalıştırmıyor, hastalar memnun değil, sağlıklarına kavuşamıyorlar. Devlet az para ödediği için insanlar mağdur, boş yere ameliyatlar yapılıyor boş yere MR çekiliyor.”

MESLEK ODASI YAPTIRIM SAĞLAR

Meslek odası olması durumunda sorunları çözebilmek için daha somut adımlar atılabileceğini söyleyen Karasüngü “Meslek odamız olursa siyasilerin karşısına çıktığımızda daha resmi olacağız” dedi.

Temsil gücünün önemine değinen Karasüngü şöyle konuştu: “Yurt dışındaki hocalarımız meslek odamız olmamasına şaşırıyor. Türk Tabipler Birliği var, eczacılar diyetisyenler, kardiyologlar odası var, bir bizim odamız yok. Bu kadar büyük bir sağlık alanının odası olmaması pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Mesela ben yurt dışından hocalık aldığım için kurs verebiliyorum, bir başkası benden kurs alıyor aynı kursu kendisi veriyor. Yani eğitim konusunda bir standart olmuyor. Odamız olursa bu sorunlar çözülür. Özel kurumlarda özellikle fizyoterapistlerin hakkı çok yeniyor. Odaların kurumlara baskı yapma hakkı var. Oda yaptırım sağlar.”

HERKES KENDİ SINIRINI ÇİZMELİ

Savaş Karasüngü oda talep etmekteki esas amaçlarını ise şu sözlerle aktardı:

“Bizim oda talebimizin esas amacı fizyoterapistlerin hak kayıplarının önüne geçmek ve hastaların sağlığına kavuşması. Hastalar da şu anda doğru tedavi alamıyorlar. Normalde devlet hastanelerinde 50 hasta alıyorlarsa 2 fizyoterapist var. Şimdi 2 fizyoterapist 50 hastaya nasıl yetsin. Hasta da bundan memnun kalmıyor. Ben özel çalıştığım için kendim birebir alıyorum hastayı ancak devlette bu imkanlar yok. Biz onlarla birlikte çalışmak istiyoruz ancak herkes kendi sınırını çizmeli.”

ODA OLURSA HAKKIMIZI SAVUNURUZ

Stajyer fizyoterapist Önder Çalışkan ise taleplerini şu şekilde sıraladı:

“Fizyoterapistler İstihdam, iyi çalışma şartları, iyi maaş ve Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümüne sıralama barajı koyulmasını istiyor. Fizyoterapistler öncelikle birlik ve beraberliğini korumak adına meslek odası kurmak istiyor. Tüm bu isteklerimizi tek çatı altında toplayarak resmi ve yasalar hukukunda duyurursak haklarımızı aramamız daha kolay ve etkili olacaktır. Fakat toplumda fizyoterapist olmayıp kamuoyunun sağlığını çok kötü ve içler acısı hale sokanlar mevcut. Odanın kurulması böyle kişilere taviz vermeyerek onlara gerekli cezaların verilmesi için de etkili olacaktır. Akabinde tüm fizyoterapistler haklarını savunabileceklerdir.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız