Google Play Store
App Store

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, süreç kapsamında YPG'nin de silah bırakması, KCK'nin ise "illegaliteden çıkması" gerektiğini söyledi. Fidan, "Bu hem Kürtlerin hem bölgenin lehine olan bir konu" dedi.

Kaynak: Haber Merkezi
Hakan Fidan'dan 'süreç' açıklaması: Hem Kürtlerin hem bölgenin lehine

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iktidarın 'terörsüz Türkiye' adını verdiği ve PKK'nin silahsızlanmasını hedefleyen süreç hakkında açıklamalarda bulundu.

'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşmak için YPG'nin de silah bırakmak zorunda olduğunu belirten Fidan, şunları söyledi:

"Bizim en baştaki uyarı alanımız bir defa Terörsüz Türkiye'yle ilgili temel varsayımların yerli yerine oturtulması gerekiyordu. 'Türkiye'de terör eyleminde bulunmayacağım' diyerek Terörsüz Türkiye'ye erişmiyorsunuz. Örgütün sınırın öbür tarafında on binlerce silahlandırdığı insan dururken, niyetinden vazgeçmemişken sizin burada terörsüz kalacağınıza inanmanız kendi kendinizi kandırmak olur."

"KÜRTLERİN VE BÖLGENİN LEHİNE"

Fidan, KCK'nin de "illegaliteden çıkması" gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

"Sadece PKK değil, KCK'nın altındaki bütün bileşenlerin illegaliteden çıkması gerekiyor. Terörsüz Türkiye, daha sonra Terörsüz Bölge olarak ifade edildi. Bu hem Kürtlerin hem bölgenin lehine olan bir konu. Birilerinin çıkıp biz terör bitsin, illegalite bitsin dedikçe sanki terörü ben yapıyormuşum gibi moral değerlerle üstümüze gelenler oldu. Anlatımı tersine çevirenler oldu. Maalesef bize yakın bazı insanların da bunu alıp bize geldiğini gördük. Ama Cumhurbaşkanımızın durduğu yeri biliyorum yıllardır. Kendisinden direktif aldık, çalıştık."

Fidan bu süreçte kendisini yalnız hissedip hissetmediğiyle ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Benim bildiklerimi bilselerdi bunlar da aynısını söylerlerdi, telkininde bulundum her zaman için kendime. Bazen kamuoyundaki değişik psikolojik algılama ve yönlendirmeler insanların bildiklerini söylemelerini de engelliyor. Benim öyle bir alışkanlığım hiçbir zaman olmadı. Biz bunun için büyütüldük. Başka ne zaman konuşacağız?"