İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe hakkında yalan haber yapan muhabire verilen ceza sonrası açılan tazminat davası, bir üst mahkeme tarafından eleştiri sınırları içerisinde bulunarak bozuldu.

Hakaret ‘eleştiri’ sayıldı


BirGün EGE

İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe’nin “darbeci askerlerle ilişkili” olduğu iddiasıyla haber yapan muhabir “hakaret ve iftira” suçundan İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. İtiraz üzerine dosyayı ele alan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ise haberin “basın özgürlüğü ve eleştiri” sınırları içinde kaldığına hükmederek kararı bozdu.

Sabah gazetesinde, 17 ve 19 Ağustos 2016 tarihlerinde yayımlanan haberlerde Buğra Gökçe’nin, darbeci subaylarla ilişkili olduğu iddia edilmiş, subaylarla birlikte olduğu bir fotoğraf belge olarak gösterilmiş ve haberlerin ardından Gökçe hakkında inceleme başlatılmıştı. İncelemede söz konusu fotoğrafın, 21 Mayıs 2015 tarihinde Hava Kuvvetleri’nin kuruluş yıldönümünde Çiğli 2. Ana Jet Üssü’ndeki kutlama törenine ait olduğu ortaya çıkmıştı.

Gökçe’nin şikâyeti üzerine açılan davada mahkeme, Sabah muhabiri Ertan Gürcaner’in “asılsız haber, iftira suçlarını işlediğine” hükmetti. Gürcaner’i, ceza mahkemesi 1 yıl 15 gün hapis cezasına, hukuk mahkemesi ise 7 bin 500 TL manevi ve 304 TL maddi tazminat ödemeye mahkûm etti. Karara itiraz edilmesinin ardından, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, haberi eleştiri sınırları içerisinde bularak, Gökçe’nin “eleştirilere katlanması gerektiğine” hükmetti. Gürcaner, hakkında verilen hapis ve tazminat cezaları kaldırıldı. Mahkeme yargılamanın tüm giderlerini ise davanın mağduru Gökçe’nin üzerine bıraktı.

HUKUKA OLAN GÜVENİ YOK ETTİ

Ceza mahkemesi ile hukuk mahkemesinin kararlarında çelişki olduğunu ifade eden Gökçe’nin avukatı Burak Güner, “Müvekkilim Buğra Gökçe’yi itibarsızlaştırılması, görevinden uzaklaştırılması, adeta toplum tarafından vatan haini olarak görülmesi ve terör örgütü üyesi olarak görülmesi amaçlanmıştır. Ceza mahkemesi müvekkilimizin kişilik haklarına saldırı bulunduğunu ve bunun saldırıda bulunanın cezalandırılmasını gerektiğini kabul etti. Aynı hukuk düzeninde bir başka mahkeme ise aynı olay için hak ihlali olmadığına karar vermiş olması hukuk düzenine ve adalete olan inancı ve güveni yok eder nitelikte olmuştur. Aynı zamanda müvekkilimin adil yargılanma, hak arama hürriyetleri ile Anayasamızın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlali niteliğinde olduğundan tarafımızca Anayasa Mahkemesi nezdinde Bireysel Başvuru yoluna gidildi” dedi.