Google Play Store
App Store

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu iki kademe birden artırarak B1’e yükseltti. Ancak ekonomist Kozanoğlu’na göre yurttaşı çok daha zor günler bekliyor.

Halkı ezerek yükseldiler
Fotoğraf: Depo Photos

Melisa AY

IMF’siz ‘IMF programı’ uygulayan, halka kemer sıkma politikalarını dayatan ve yurt dışında yabancı yatırımcı arayışına çıkan iktidarın istediği sinyal, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’ten geldi. Moody’s Türkiye'nin B3 olan kredi notunu, iki kademe artırarak B1'e yükseltti.

Moody’s’e göre ortodoks para politikasına dönüş kararda etkili oldu. Ancak Türkiye’nin kredi notu artışa rağmen “Çok spekülatif” seviyesinde kalmaya devam etti. Üstelik, iki kademe artışa rağmen Türkiye hâlâ yatırım yapılabilir seviyenin altında. Yatırım yapılabilir seviyeye ulaşılması için kredi notunun 4 kademe daha artırılması gerekiyor.

NOT ARTIŞI ALDATICI

Ekonomi uzmanları durumu sosyal medyada değerlendirirken, "Sevinecek bir şey yok" vurgusu öne çıktı. Merkez Bankası eski başkanı Hakan Kara, "Zafer çığlığına gerek yok" dedi, durumu ‘maçta 5-0 yenikken, 5-2 yapmaya’ benzetti.

Doç. Dr. Orhan Karaca da "Aldığımız notlar 2020’deki seviyesine geri döndü. Ama şimdi gelir dağılımı daha bozuk ve yoksulluğun daha yaygın olduğu bir ülkemiz var. Bu macerayı niye yaşadık acaba?” diye sordu. BirGün yazarı ekonomist Hayri Kozanoğlu kararı değerlendirdi, Moody’s’in halihazırda yabancı sermayenin ülkelerde nasıl bir güven seviyesinde yatırım yapabileceğini değerlendirdiğini hatırlattı. Kozanoğlu, “Zaten Mehmet Şimşek’in ekonomi politikaları yabancı yatırımcılara göre şekilleniyor” diyerek not artışının sürpriz olmadığını ifade etti. Ancak Kozanoğlu’na göre not artışı aldatıcı. “Yurttaşın yaşam standardı ya da alım gücünü artıracak bir gelişme değil” diyen Kozanoğlu, “Zaten yüksek faiz oranları Türkiye’de tahvil gibi alımlar yapan yabancı yatırımcılar için olumlu” ifadelerini kullandı.

ZOR GÜNLER KAPIDA

Kozanoğlu, ücretli kesimin aylıklarının artış oranlarının resmi enflasyonun dahi altında olduğunun altını çizdi, “Bu durum talebi yavaşlatacak. Türkiye’yi keskin bir ekonomik durgunluk bekliyor. Yüksek faizler yabancı yatırımcı için fırsat olarak görülse de borçlanmayı zorlaştırıyor. Üretim yavaşladı ve bu sorun devam edecek gibi görünüyor. Borçlar ödenemez hale gelecek, işten çıkarmalar çoğalacak ve işsizlik giderek artacak” dedi. “Enflasyon yıl sonunda beklentilere uygun olarak yüzde 40 seviyelerinde gerçekleşse bile bu, hâlâ çok yüksek bir oran. Enflasyon düşse de yüksek olmaya devam edecek” dedi. Kozanoğlu bunların stagflasyon sürecini işaret ettiği uyarısında bulundu, “Yılın son çeyreğinden itibaren stagflasyona gireceğimizi düşünüyorum” dedi.

Stagflasyon, ekonomik durgunluk ile yüksek enflasyonun aynı anda görülmesi anlamına geliyor. Stagflasyon dönemlerinde işsizlik artarken fiyatlar da yükselmeye devam ediyor. Merkez Bankası stagflasyonu, “Üretimin düştüğü bir ortamda enflasyon yükseldiği zaman meydana gelen durum” olarak tanımlıyor.