Google Play Store
App Store

Saray rejiminin ‘yeni yüzü’ olarak öne çıkarılan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın başarılı algısı kısa sürede çöktü. Suç örgütlerinin ülkedeki faaliyetleri, toplumsal baskılarla birlikte yasakların artırılması, övünülen operasyonların yandaşlar tarafından önceden bilinmesi gibi birçok skandal, Yerlikaya’nın yeni figür vitrinini dağıttı. Yerlikaya’nın düşen maskesi rejiminin krizini de ortaya koyan sembollerden biri.

Halkın karşısında yer alan İçişleri Bakanı
Fotoğraf: BirGün

Politika Servisi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Saray rejiminin yeni dönem inşasında sahneye sürülen isimlerden biri oldu. 2007 yılında Şırnak Valiliği ile başlayan yolculuğu, iktidara uyumlu kimliği sayesinde İstanbul Valiliği ile taçlandırıldı. 2018-2023 yılları arasında İstanbul Valiliği görevini sürdüren Yerlikaya, bu süreçte rejimin yasaklarının bir numaralı uygulayıcısı konumuna geldi. 1 Mayıs’larda Taksim’i halka kapatan, 8 Mart ve 25 Kasım’da kadınlara cadde ve sokakları yasaklayan kararların arkasında duran Yerlikaya, Saray’dan tek tek puanlarını topladı. Görev süresi boyunca, iktidara karşı birleşen her türlü eylem ve etkinliğin örgütlenmesine karşı duran Yerlikaya, halka kapattığı meydanları gerici İHH, TÜGVA gibi derneklere açtı.

Selefi Süleyman Soylu’nun organize suç örgütleriyle kurduğu ilişkilere dair iddiaların ve kabadayı tavırlarının aksine, Yerlikaya genel seçimlerin ardından rejimin yeni aktörü olarak kabinede yer buldu. Göreve gelir gelmez Soylu’ya “karşı gelişi” ile dikkat çeken Yerlikaya, muhalefetten bile övgü almaya başladı. İlk icraatları ise Soylu’nun kadrolarını görevden alarak yerine kendi isimlerini yerleştirmek oldu.

Rejimin ortağı MHP ile Soylu arasındaki ilişki, Yerlikaya’ya iktidar bloku içinden eleştiriler yöneltilmesine sebep olsa da, rejim onu halkın karşısına “devlet insanı” olarak lanse etti. Toplumda itibarı azalan Soylu’nun ardından rüzgârı arkasına alan Yerlikaya, “Suç organizatörleri ‘Türkiye’de artık sıkı denetim var, gitmeyin’ diyor” şeklindeki açıklamalarıyla dikkat çekti.

Öyle ki ismi, 2024 yerel seçimleri öncesinde Ekrem İmamoğlu’na rakip bulmakta zorlanan Saray rejimi için sıkça anılmaya başlandı. Kamuoyu araştırmalarında adı anketlere eklendi; yandaş köşe yazarları da övgü dolu yazılar kaleme aldı. Hak ve özgürlüklere saygılı, suç örgütleriyle mücadelede kararlı bakan imajı çizilen Yerlikaya’nın işleri ise zamanla tersine dönmeye başladı. “Adaylık düşüncem yok” açıklamalarıyla bu süreci geçiştirmeye çalışan Yerlikaya’nın imajı, halkın tek adam rejimine karşı yükselen öfkesiyle yerle bir oldu.

İlk ciddi itibar kaybı, “suç örgütleriyle mücadele eden kahraman” algısının çökmesiyle yaşandı. Yerlikaya’nın her hafta düzenli olarak yayınladığı operasyon bültenlerinin ardındaki gerçekler, onun Soylu karşıtlığının yalnızca bir PR çalışması olduğunu ortaya koydu. BirGün yazarı Timur Soykan’ın da ortaya çıkardığı ardı ardına gelen suç örgütü dosyaları, Yerlikaya illüzyonunu hızla dağıttı.

Skandallardan biri, ABD ve İsveç’in 5 milyon dolar ödülle aradığı uyuşturucu kaçakçısı Maximilian Rivkin’e Türkiye vatandaşlığı verilmesi oldu. Rivkin’in, Yerlikaya döneminde vatandaşlık aldığı ortaya çıktı. Bir diğer haberde ise İranlı bir suç örgütünün Türkiye’deki faaliyetleri gündeme geldi. Haberlere göre Farshid Amir Shaghaghi, Şişli nüfusuna kayıtlı Türkiye vatandaşı “Can Diego” ismini aldı. Örgüt üyelerinden bazıları ise ‘Koç’, ‘Zorlu’ gibi tanınmış soyadlarını kullanarak faaliyetlerini sürdürdü.

“BARONLARI ALMIYORSUNUZ”

Daha birçok suç örgütünün Türkiye’de yürüttüğü faaliyetlerin ortaya çıkmasıyla Yerlikaya’nın operasyonları ise alay konusu olmaya başladı. Yakalanan suç örgütü üyeleri, sistemin başındaki kişilere dokunulmadığını dile getirerek “Sadece bizi alıyorlar” açıklamalarıyla dikkat çekti. Son olarak, Aydın’da belgesiz civciv satışı yaptığı iddia edilen 5 kişinin gözaltına alınmasının ardından kamuoyunda “Uyuşturucu baronlarını almıyorsunuz, civciv baronlarını alıyorsunuz” tepkisi geniş yer buldu.

Yerlikaya’nın suç örgütleriyle mücadele algısı, verilerle de sarsıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın 2024 Türkiye Uyuşturucu Raporu’na göre, 2023’te 16 ton 210 kilogram metamfetamin yakalanmışken, 2024’te bu miktar %35,5 artışla 21 ton 912 kilograma yükseldi. Her yıl haziran ayında yayımlanan raporun bu yıl gecikmeli yayımlanması ise “Gerçekleri gizlemeyin” tepkilerine yol açtı.

HALKA YASAK MEYDANLAR

Özellikle 19 Mart’ın hemen ardından ülkenin dört bir yanında direnişe geçen halkın karşısında kurulan polis barikatları ve ulaşıma kapatılan yollarla uygulanan yasaklar da Yerlikaya tarafından tebrik mesajlarıyla karşılandı. Anayasal haklarını kullanarak kampüslerde mahallelerde, meydanlarda eyleme geçen yurttaşlara yapılan müdahalelere karşı Yerlikaya, valiler ile emniyet müdürlerinin çalışmalarını takdirle karşıladığını belirtti.

Öte yandan, Yerlikaya’nın operasyon haberleri de çok daha önceden yandaş gazeteciler tarafından duyurulmaya başlandı. Gizlilik kararı bulunan dosyalar, yandaş köşe yazarlarının yazılarına konu olurken, Saray’dan verilen talimatları uygulayan Yerlikaya’nın bu konudaki sessizliği dikkat çekti.

İmamoğlu’nun diploma iptali, çalışma arkadaşlarıyla birlikte tutuklanma kararları, öğrencilere yönelik başlatılan operasyonlar gibi gelişmeler, Cem Küçük, Rasim Ozan Kütahyalı gibi isimlerce kamuoyuna servis edildi. Son olarak Ankara’da gerçekleştirilecek asayiş operasyonları için toplanan kolluk kuvvetlerini önceden öğrenen Kütahyalı, “CHP’ye kayyum atanacak” iddiasını ortaya attı.

Rejimin yeni dönemi için koltuğa getirilen Yerlikaya ise aslında tam da kendinden isteneni yapıyor. Baskılar, yasaklar, halka karşı bir avuç azınlığı koruyan politikalar… Hepsi Saray’dan çıkan kararlar. Halk tepkisini artırdıkça Yerlikaya gibi maskesi düşen aktörlerin kaderleri ise çöküş aşamasına geçen rejimden bağımsız değil.