Halkın öfkesine çöktü
İran’da hayat pahalılığına karşı patlak veren halkın öfkesini ‘çalmaya’ çalışan Trump, Tahran’ı vurmakla tehdit etti. Tahran, “Olası müdahale tüm bölgeyi yakar” dedi. İran uzmanı Keskin’e göre protestolar ABD-İsrail’e fırsat verirken rejim reformlara zorlanacak.

Umut Can FIRTINA
İran’da ekonomik krize karşı birinci haftasını doldurmak üzere olan protestolarda gerilim yükselirken ABD Başkanı Donald Trump’tan doğrudan müdahale tehdidi geldi. Trump, protestolara ateşle karşılık verilmesi halinde ABD’nin “yardıma” geleceğini belirterek “Silahlarımız hazır ve ateş etmeye hazırız” dedi. Trump kendi sosyal medya platformu Truth Social'da paylaştığı mesajda “Eğer İran alışkanlıkları olduğu üzere barışçıl protestocuları vurur ve şiddetle öldürürse, ABD onların yardımına gelecektir. Silahlarımız dolu, vurmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
TAHRAN’DAN YANIT
İran yönetiminden Trump’ın tehditlerine yanıt geldi. Dini Lider Ali Hamaney’in danışmanı Ali Larijani, protestoların “İran’ın iç meselesi” olduğunu vurgulayarak “Amerikan müdahalesinin tüm bölgede bir kaos dalhası yaratacağını ve bunun ABD çıkarlarını da olumsuz etkileyeceğini” söyledi.
CAN KAYBI ARTIYOR
Ekonomik krize karşı başlayarak hızla ülke geneline yayılan ve rejim karşıtı bir kimliğe kavuşan protestoların beşinci gününde can kayıpları ise artıyor. Protestocular ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda şimdiye kadar en az 7 kişinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.
PJAK’TAN DESTEK
İran'ın batısındaki Kürdistan eyaletinde PKK'nin İran kanadı PJAK da protestolara ilişkin açıklamasında “İran halkının özgürlük yürüyüşü, demokratik birlik içinde başarıya ulaşacaktır” dedi. İslam rejiminin 50 yıldır farklı krizler üreterek iktidarını sürdürmeye çalıştığını kaydeden PJAK, ekonomik krizin kaynağı olarak Tahran’ın askeri harcamalarına işaret etti. Tek yolun halklar için birlik olduğunu kaydeden PJAK, 2022’de Mahsa Amini’nin öldürülmesinin ardından patlak veren kitlesel protestolara işaret ederek “Bu ‘Jin, Jiyan, Azadi’ Devrimi’nin devamıdır” ifadelerini kullandı.
∗∗∗
ABD VE İSRAİL ‘DÜŞMANI YARALI BIRAKMAYACAK’
İran uzmanı Arif Keskin, İran’da yükselen isyanı ve olası ABD müdahalesini BirGün’e değerlendirdi.
İran’da patlak veren protestoların, uzun süredir devam eden bir sürecin sonucu olarak ortaya çıktığına işaret eden Keskin, “İran halkı üzerinde ciddi bir psikolojik baskı var. Savaş ihtimali, ambargoların devam etmesi ve nükleer anlaşma belirsizliği ekonomiyi yerle bir etmiş durumda. Toplumun iyileşmeye dair bir umudu kalmadı. Yönetim de Libya modelinden, yani rejim muhaliflerinin dış destekle yönetimi devirmesinden korkuyor” dedi. Keskin, halk ile İslam rejimi arasındaki kopukluğa dikkat çekerek şunları söyledi: “Tahran yönetimi, haziran ayındaki ‘12 Günlük Savaş’tan sonra halk desteğini ekonomik, siyasal ve toplumsal reformlar için kullanma fırsatını kaybetti. Aksine, savaşa karşı çıkan sosyalistleri bile hapse attılar. Bu durum halkta büyük bir hayal kırıklığı yarattı.”

ABD ve İsrail, İran’ı toplumsal ayaklanmalar yoluyla teslim almaya çalışırken Keskin, şunları kaydetti: “Protestolar, İsrail ve Amerika’nın elini güçlendirirken İran yönetiminin pozisyonunu zayıflatıyor. Protestolar şu an yetmişe yakın kentte, özellikle il merkezlerinden ziyade ilçelerde yoğunlaşmış durumda. Eğer bu gösteriler Tahran, Şiraz ve İsfahan gibi kilit merkezlere tam anlamıyla taşınırsa işler rejim için çok daha zor bir noktaya evrilebilir” dedi. Protestoların İran’da bir rejim değişikliğine yol açmasa bile İran yönetimini köklü bir siyaset değişikliğine zorlayacağını kaydeden Keskin şöyle devam etti: “Tahran, Ortadoğu’da zayıfladığını ve kapasitesinin sınırlarını 12 Günlük Savaş’ta gördü. Düşmanını ‘yaralı bırakmak’ istemeyen İsrail ve ABD, bu durumu fırsata çevirmek isteyecek. İran yönetimi, ayakta kalmak istiyorsa nükleer konusunda geri adım atmak, Batı ile ilişkileri yumuşatmak ve içerde göreceli özgürlükler sağlamak gibi reformlar yapmak zorunda kalabilir.”


