Google Play Store
App Store

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları dün de devam etti. Dini lider Hamaney’in ölümünü doğrulayan Tahran “intikam” yeminleri ederken savaş giderek bölgeye yayılıyor. İran ve Irak’ta halk sokağa inerken dünyanın dört yanında savaş karşıtları emperyalist saldırganlığı protesto etti.

Halklar emperyalizme direnecek
Hameney’in ABD-İsrail saldırında öldürülmesi yüz binleri sokağa döktü.Tahran’daki İnkılap Meydanı’nda halk ABD ve İsrail karşıtı sloganlar attı. Kum, Meşhed ve İsfahan gibi kentler de kitlesel gösterilere sahne oldu.

Umut Can FIRTINA 

Kana susayan emperyalist-siyonist savaş makinesi durmuyor. Büyük Ortadoğu Projesi’ni adım adım hayata geçiren ABD ve İsrail’in “nihai hedef” olarak belirlediği İran’a saldırılarıyla bölge ateşe sürükleniyor.

ABD ve İsrail’in hava saldırılarında, aralarında başkent Tahran’ın da bulunduğu 24 kent hedef alındı. İran Kızılayı saldırılarda en az 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını açıkladı.

İran’da Dini Lider Ali Hamaney’in, Tahran’ın merkezindeki konutuna düzenlenen ABD ve İsrail saldırılarında öldürüldüğü doğrulandı. Hamaney’le birlikte kızı, damadı ve torunlarının da aynı saldırıda öldürüldüğü duyuruldu. Saldırılarda öldürülen bir başka üst düzey isim İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanı General Muhammed Pakpur oldu. Ordu yeni başkomutan olarak Ahmad Vahidi’yi atadı. Öte yandan İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, Ulusal Savunma Konseyi Başkanı Ali Şemhani ve Savunma Bakanı Amir Nasirzade gibi üst düzey isimler de öldürüldü. İran basını, eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın da ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bugünün BirGün'ü

İRAN MEYDANLARINDA ÖFKE

Hamaney’in ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğinin duyurulmasının ardından İran’ın birçok bölgesinde gösteriler yapıldı. Tahran’da İnkılap Meydanı’nda toplanan çok sayıda kişi, ellerinde İran bayrakları ve Hamaney posterleriyle ABD ve İsrail karşıtı sloganlar attı. Hamaney’in ölümünün ardından, Kum kentindeki Cemkeran Camii’nde “intikam” anlamına gelen kırmızı bayrak göndere çekildi. Yeni lider seçilene kadar görevlerini geçici olarak oluşturulan üç üyeli geçici liderlik konseyine, Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Uzmanlar Meclisi üyesi Ayetullah Ali Rıza Arafi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei seçildi.

‘İNTİKAM MEŞRU HAK’

Pezeşkiyan, Hamaney’e yönelik suikastı “başta Şiiler olmak üzere dünyanın her yerindeki Müslümanlara karşı açık bir savaş” olarak nitelendirerek, İran’ın “intikamı görev ve meşru bir hak” olarak gördüğünü söyledi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de “ABD ve İsrail, Hamaney’i öldürerek İran halkının kalbini yaktı, biz de onların kalbini yakacağız” dedi. Tahran yönetimi 40 günlük yas ve 7 günlük resmi tatil ilan ederken hükümet “Bu büyük suç asla cevapsız kalmayacak” açıklamasını yaptı. Şii nüfusun çoğunlukta olduğu Irak’ta da 3 günlük yas ilan edildi. Hamaney’in ölümünün ardından İran ordusu ABD ile İsrail hedeflerine yönelik yeni saldırılar başlattı. İran Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, “Gerçek Vaat 4” operasyonunun 6. dalgası kapsamında İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından İsrail ve bölgedeki ABD askeri üslerine geniş çaplı saldırı başlatıldığı belirtildi.

İran tarafı, saldırılarda bölgede ABD’ye ait 27 noktanın hedef alındığını öne sürdü. Ayrıca İsrail’de Tel Nof Hava Üssü, Tel Aviv’deki Genelkurmay karargâhı ve büyük bir savunma sanayi kompleksinin de hedefler arasında yer aldığı ifade edildi. Açıklamada, İsrail ve ABD üslerinde “siren seslerinin susmasına izin verilmeyeceği” belirtilerek saldırıların art arda ve caydırıcı şekilde süreceği mesajı verildi. ABD, saldırılarda 3 Amerikan askerinin öldüğünü açıkladı.

‘AMERİKAN GEMİSİ VURULDU’

Saldırıların ardından Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Ürdün ve İsrail’de hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ve çeşitli noktalarda patlama seslerinin duyulduğu bildirildi. İran basınındaki haberlere göre ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmaya çalışan bir petrol tankeri hedef alındı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu ayrıca ABD Donanması’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisine füze saldırısı düzenlendiğini duyurdu. Saldırının 4 balistik füze ile gerçekleştiği belirtilen açıklamada “Kara ve deniz, terörist saldırganların mezarlığı haline gelecek” denildi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İran’a yönelik saldırılar devam ederken Farsça yayımladığı mesajda Tahran yönetimine ait binlerce hedefe saldırı düzenleyeceklerini ileri sürdü. Netanyahu, İran halkına sokağa çıkma çağrısı yaparak “zulmün zincirlerinden kurtulmaları için gerekli koşulları yaratacaklarını” söyledi.

***

DÜNYA SAVAŞA KARŞI AYAKTA

İran’a yapılan saldırıların ardından birçok ülkede savaş karşıtları meydanlara inerek kitlesel gösteriler düzenledi. Yunanistan’ın Başkenti Atina’da Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve sol örgütlerin çağrısıyla binlerce kişi sokaklara çıktı. Göstericiler, ABD ve İsrail büyükelçiliklerine yürüyüş düzenledi. “İran’dan elinizi çekin” sloganları atan göstericiler, ülkedeki ABD ve NATO üslerinin kapatılmasını istedi. ABD’deki savaş karşıtları da ülkenin birçok kentinde ABD-İsrail ortaklığının saldırılarını protesto etti. Sol örgütlerin çağrısıyla savaş karşıtları New York kentindeki Times Meydanı’nda toplandı. Savaş karşıtı sloganlar atan göstericiler, iki ülkenin İran’a karşı yürüttüğü askeri faaliyetlere tepki gösterdi. Başkent Washington’da da Beyaz Saray önünde toplanan göstericiler, savaş karşıtı sloganlar attı. Chicago kentinde de ABD ve İsrail’in saldırıları protesto edildi. Atlanta, Baltimore, Boston, Denver, Las Vegas, Los Angeles, Miami ve Minneapolis’te savaş karşıtları protesto gösterileri düzenledi. Pakistan’ın Karaçi kentinde, ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılara ve Dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine tepki gösteren grup, ABD Konsolosluğu’na girmeye çalıştı. Güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açması sonucu en az 9 kişi hayatını kaybederken çok sayıda kişi de yaralandı. Irak’ın başkenti Bağdat’ta da bir grup gösterici, Hamaney’in öldürülmesini protesto etmek amacıyla ABD Büyükelçiliği’nin önünde toplandı.

***

İRAN VE BÖLGE İÇİN YENİ DÖNEM AÇILDI

Dr. Ezgi Uzun Teker - Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi 

Trump’ın İran’a yönelik saldırısı, liderlik profili ve İsrail’in teşviki göz önüne alındığında beklenmedik bir durum değildi. Saldırı, Umman aracılığıyla yürütülen kritik bir müzakere sürecinin tam ortasında gerçekleşti. Bu süreçte İran nükleer programını askeri anlamda de facto sonlandıracak "sıfır depolama" garantisi, tam denetim ve uranyum eritme gibi ciddi tavizler vermişti. Ancak ABD’nin balistik füzeler ve bölgedeki “Direniş Ekseni’ne” desteğin sonlandırılmasını da kapsayan maksimalist talepleri vardı. ABD, kendi güdümünde, daha ehlileştirilmiş bir İran istiyor. Bu teklifin yetersiz görülmesine yol açmış olabilir. Cumartesi sabahı gerçekleştirilen nokta atışı operasyon, büyük ihtimalle üst düzey bir toplantıya dair alınan sıcak bir istihbaratın sonucuydu.

İRAN’DA YENİ DÖNEM

Hamaney’in ölümüyle yeni bir sürece girildi. Batı’da devrim rehberi öldükten sonra bir şok dalgası yayılacağı, sistemin felce uğrayacağı, askeri harekatların duracağı, belki de halkın sokağa dökülerek yaşanan kaosla rejimin çökeceği beklentisi vardı.

Ancak, Batı dünyasındaki "tek adam rejimi" algısının aksine İran, kurumların birbirini dengelediği oligarşik bir yapıya sahip. Devrim Rehberi, bu karmaşık, birbirini denetleyen sistemin en üst denetçisidir ve ölümü sistemin çökmesi anlamına gelmez. Hameney’in ilerleyen yaşı nedeniyle sistem zaten bir süredir halefiyet planları ve hazırlıkları yapıyordu. Şu an anayasal süreç işletilse de, özellikle Haziran’daki 12. Gün Savaşı ve Venezuela’da Maduro olayının ardından arka planda yeni rehberlerin ve yol haritasının çoktan belirlendiği söylenebilir. Sistemin elitler arasındaki bütünlüğü koruyarak operasyonlara devam etmesi, kısa vadede bir rejim değişikliği beklentisinin gerçekçi olmadığını gösteriyor. İran toplumu, Batı’da sanılanın aksine monolitik değil ve yaşananlara verilen tepkiler derin bir kutuplaşmayı yansıtıyor. Sokaklarda Hameney’in ölümünü sevinç çığlıklarıyla kutlayan, dış müdahaleyi tek çıkar yol görenlerin yanı sıra rejimle bağlarını tazeleyerek yas tutan devasa kitleler de mevcut. Ayrıca, mevcut rejime muhalif olsa da dış müdahaleye ve toprağına füze atılmasına milliyetçi duygularla karşı çıkan gri bir alan bulunuyor.

BÖLGESEL SAVAŞ TEHDİDİ

Bu çok sesli yapı, ileride başlayacak olan "Üçüncü Cumhuriyet" döneminin dinamiklerini ve olası koalisyonları belirleyecektir.

ABD’nin İran’a karşı harekatı ne kadar riskliyse İran’ın bu konuda attığı karşı adım da o kadar riskli. İran, kendisine saldırılması durumunda savaşı bölgeselleştireceği tehdidini Katar, BAE ve Bahreyn’deki ABD üsleri ile sivil alanları vurarak gerçekleştirdi. Bu hamle, daha önce İran ile müzakereleri destekleyen Körfez ülkeleriyle olan ilişkileri ve güven ortamını ciddi şekilde zedeleyebilir.

Körfez yöneticileri şimdiye kadar o ABD güvenlik şemsiyesine dayandırdılar meşruiyetlerini ama şimdi aynı güvenlik şemsiyesi onlara tam aleyhine döndü. Eğer bu topraklarda üs olmasaydı o zaman bu topraklar bombalanmayacaktı. Özellikle Bahreyn gibi ülkelerde, halkın bir kısmının bu saldırıları alkışlaması, bölge devletleri için ciddi bir iç güvenlik ve meşruiyet krizi potansiyeli taşıyor.

7 Ekim sonrası başlayan süreç, 2011 Arap Baharı’ndan çok daha kaotik ve korkutucu bir boyuta ulaştı. İran’da sistem şu an çok dayanıklı görünüyor. İran’da elitler arasındaki bütünlük bozulmadıkça sistem direnç göstermeye devam edecek, ancak ABD-İsrail’in liderlik tasfiye operasyonlarının derinleşmesi, bu direnci kırabilir. Sistemin direncinin kırılmasına da daha önce bahsettiğimiz halkın farklı kesimlerinin tepkisi belirleyici olacak. Bölgesel savaşın genişleme riski devam ederken, İran için hem toplumsal hem de siyasi açıdan belirsizliklerle dolu yeni bir dönem başladı.

***

KÜRESEL DİZAYN OPERASYONU

Aydın Sezer - Dış Politika Analisti 

İran’daki mevcut durum, İsrail ve ABD’nin uzun süredir planladığı rejim değişikliği sürecinin bir parçası. Hamaney’e yönelik saldırı ve rejimin en üst düzey isimlerinin hedef alınması, sadece askeri bir operasyon değil, İran halkına ve yönetimine verilen net bir kararlılık mesajıdır. Ancak bu suikastlar tek başına nihai hedef değildir; yerine gelecek isimlerin radikalleşmesi, Batı müdahalesinin dozunu daha da artırmak için bir gerekçe olarak kullanılabilir.

Netanyahu yönetimi, İran rejimini bir "kanser" olarak görüyor ve varoluşsal tehdidi ortadan kaldırmak için bu yönetimin tasfiyesinin elzem olduğunu söylüyor.

ABD’NİN ÇİN’E KARŞI HAMLESİ

Washington içinse mesele ekonomik temelli. İran pazarının Batılı enerji şirketlerine açılması, Çin’e giden enerji yollarının kontrol edilmesi ve Kuşak-Yol projesindeki İran etkisinin kırılması gibi stratejik çıkarlar ön planda. İran; doğalgaz ve petrol rezervleri bakımından sahip olduğu devasa ekonomik güçle Batılı şirketler için iştah kabartıcı bir pazar. Bu rezervler sayesinde hem Batılı ülkeler daha da zenginleşebilir hem de İran altyapısı ABD’nin istekleri doğrultusunda yapılandırılabilir.

İran rejimi, sadece dış baskıyla değil, aynı zamanda biyolojik ve siyasi ömrünü tamamlamış olmasıyla da karşı karşıya. İçeride yükselen muhalefet ve rejim içindeki güçlü istihbarat zafiyetleri, yapının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Ayrıca İran, ABD üslerine saldırarak Körfez ülkelerini de tamamen karşısına almış ve bölgedeki stratejik yalnızlığını derinleştirmiş durumda. Böylece İsrail ve Körfez aksının Amerikan mühendisliğiyle yeniden şekillenmesine zemin hazırlıyor.

TÜRKİYE AĞIR BEDEL ÖDEYEBİLİR

Türkiye’nin bu süreci tam olarak doğru okuyamadığını ve hazırlıksız yakalandığını görüyorum. Olası bir rejim değişikliği veya iç savaş senaryosunun Türkiye üzerindeki etkileri çok güçlü olacaktır. Öncelikle Batı İran’daki Kürt ve Türk popülasyonunun hareketliliği, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir terör veya mülteci sorunu yaratma potansiyeline sahip. Ayrıca İran’da Batı yanlısı bir rejimin kurulması, Batı’nın Ortadoğu’da Türkiye’ye olan ihtiyacını azaltacaktır. Bu da Türkiye’deki iktidarın aleyhine bir durum yaratır. İran’daki olası bir rejim değişikliği neticesinde, savunma sanayisinden enerjiye kadar birçok alanda Türkiye’ye çok güçlü bir rakip olarak İran ortaya çıkacak ve bu da Türkiye ekonomisini ve siyasetini derinden sarsacaktır.

Benim düşüncem, İran’daki dönüşüm kaçınılmaz bir sona doğru ilerliyor. ABD ve İsrail bu sefer, hiç olmadığı kadar İran rejimini değiştirmek istiyor ve kararlı gözüküyor.

İran’daki rejim değişikliği süreci, salt bir askeri operasyon değil; enerji piyasalarının, ticaret yollarının ve bölgesel ittifakların yeniden tanımlandığı küresel bir dizayn operasyonudur. Türkiye’nin bu sürece "taraf değilmiş gibi" davranması, uzun vadede hem ekonomik hem de siyasi olarak ağır bedeller ödemesine neden olabilir.

***

AMERİKAN SİYASETİ KARIŞTI

ABD’li siyasetçiler Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırısını yasadışı ve tehlikeli olarak niteleyerek tepkis gösterdi. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği askeri saldırıların yasadışı bir savaş girişimi olduğunu vurguladı. Mamdani, Amerikan halkının yeni bir rejim değişikliği savaşı istemediğini, toplumun önceliğinin hayat pahalılığı ile mücadele ve barış olduğunu belirtti.

Solcu Senatör Bernie Sanders ise Trump’ı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu uğruna Amerikalıların hayatıyla kumar oynamakla suçladı. Sanders, Amerikan halkının Vietnam ve Irak savaşlarında olduğu gibi bu süreçte de yanıltıldığını belirterek, bedeli halkın ödeyeceğini kaydetti. California eyaletinin Demokrat Valisi Gavin Newsom ise Trump’ın Amerikan askerlerinin hayatını gerekçesiz şekilde riske attığını savundu. Cumhuriyetçi tabandaki Trump destekçisi MAGA hareketinin önde gelen isimleri de savaş kararına tepki gösterdi. Cumhuriyetçi Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene "Trump’a ‘sıfır savaş’ için oy verdik" dedi. Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Thomas Massie ve Warren Davidson’ın yanı sıra Senatör Rand Paul de İran’a yönelik saldırılara karşı olduklarını açıkladı. Massie, kendisiyle birlikte Epstein dosyalarının ifşasında büyük rol oynayan Demokrat temsilci Ro Khanna ile İran’la savaş konusunda Kongre’de oylama yapılması için tasarı sunacaklarını söyledi.

***

BARBARLIĞA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Türkiye’de de protesto edildi. İstanbul, Adana, Malatya, Kocaeli’nin de aralarında olduğu düzenlenen protestolarda emperyalizme ve siyonizme karşı ortak mücadele vurgusu yapıldı.

İstanbul Kadıköy’de emek ve demokrasi güçlerinin çağrısıyla bir arayan gelen yurttaşlar ABD ve İsrail’in bölgedeki saldırı ve katliamlara karşı “halkların birleşik mücadelesini büyütelim” dedi. Kadıköy Rıhtım’da okunan basın metninde şu ifadeler kullanıldı: “ABD emperyalizmi, Afganistan işgalinden bu yana, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek, hegemonyasını yeniden tesis etmek için saldırmaktadır. Afganistan sonrası Irak, Libya, Lübnan, Filistin ve Suriye’den sonra sıra İran’a gelmiştir. Soykırımcı Siyonist İsrail devleti, ABD’nin bu planlarının hayata geçirilmesinde koçbaşı görevi görmektedir. ABD’li yetkililerin her fırsatta dile getirdiği, “İsrail’in güvenliği” bununla ilgilidir. Türkiye’deki Kürecik radar üssü, İsrail’e istihbarat sağlarken, tüm ABD ve NATO üsleri, İran’a saldırıda kullanılma ihtimali barındırmaktadır.  Bizler, bu topraklardan kardeş İran emekçi halklarına karşı kullanılmasının tam karşısındayız, bu suça ortak olunmasına izin vermeyeceğiz! Bu sistemi alaşağı etmek için, NATO’ya ve emperyalist saldırganlığa karşı işçi-emekçilerin, halkların birleşik mücadelesini büyütelim. Sesimizi sokaklara taşıyalım.”

***

İRAN HALKI YÖNETİMİNE KENDİSİ KARAR VERİR!

Malatya Emek ve Demokrasi Platformu da protesto gerçekleştirdi. Malatya kent merkezinde yapılan açıklamada, "Katil ABD Ortadoğu’dan defol. Kürecik üssü kapatılsın" pankartı açıldı. Platform adına ortak basın metnini Emek Partisi İl Başkanı Şerif Demirel okudu. Demirel, İran halkının hem molla rejimine karşı mücadelesinde hem de emperyalist saldırganlığa karşı direnişinde yanında olduklarını ifade etti. Türkiye’deki iktidara da çağrı yapılarak ABD ve İsrail ile askeri işbirliklerinin sonlandırılması, NATO ve ABD üslerinin kapatılması istendi.

SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer, ABD ve İsrail emperyalizminin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Ortadoğu’yu kendi arka bahçesi haline getirmek istediğin vurgulayarak, "Trump, sözde özgünlük getireceğim diyerek İran halkını, kız çocuklarını okullarda bombalıyor. Buradan Trump’a sesleniyoruz: Madem demokrasi ve özgünlük getireceksin önce ABD’ye özgürlük ve demokrasi getir" diye konuştu.

AKP iktidarına da seslenen Başer, "Erdoğan savaşı engellemek için diplomasi trafiği verdiğini ifade etti. Ama aynı iktidar İncirlik’teki hareketliliği çeken gazetecileri gözaltına aldı. Eğer İran’a saldırıyı kınıyorsan bunu eylemlerinle göstereceksin. Malatya’daki Kürecik NATO üssünü kapatacaksın. İncirlik üssünü kapatacaksın. Savaş politikalarına, emperyalizme göbekten bağlı olarak bu ülkeyi yönetemezsiniz" ifadelerini kullandı.

Eylemde konuşan Emek Partisi Antep milletvekili Sevda Karaca ise "Türkiye, emperyalist güçlerin lojistik üssü haline getirilmek isteniyor. Buna itirazımız var. Molla rejimini yıkacak olan Amerika değil, İran halkının özgürlük mücadelesidir” ifadelerini kullandı.

***

İRAN’IN GELECEĞİNE KENDİLERİ KARAR VERİR

CHP Lideri Özgür Özel de ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına ilişkin açıklama yayımladı.

Özel, “Komşumuz İran’a uluslararası hukuku hiçe sayarak yapılan saldırılara karşı çıkıyoruz. Mevcut krizin bir an evvel diplomasi masasına dönülmesi ve uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımla ve müzakere yöntemleriyle çözülmesini savunuyoruz” dedi.

Özel partisinin tutumunu şu ifadelerle özetledi:

•Bölgemizde savaş ve çatışma istemiyoruz.

•Bölgemizin, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku ve kuralları hiçe sayan, masum sivilleri hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz.

•İran’daki rejimin, baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvip etmemekle birlikte, İran’ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların, sadece ve sadece burada yaşayanlar olduğunun altını çiziyoruz.

•Bölgemizin huzuru ve güvenliği, ülkemiz için hayati öneme sahiptir. Burayı istikrarsızlaştıracak her türlü girişimin karşısındayız.

•CHP olarak taraflara itidal ve sağduyu çağrısında bulunuyor, bölge ülkelerini ve uluslararası kamuoyunu, uluslararası hukuku hiçe sayan tüm müdahalelerin karşısında durmaya çağırıyoruz.

•Filistin, Venezuela ve Grönland örneklerinde olduğu gibi, ABD ve İsrail’in, istediği her ülkeye müdahale edebileceği, kuvvet kullanarak rejim değiştirebileceği ve toprak elde edebileceği bir sistem kurmaya çalıştığını görüyoruz. Uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu cüretkarlığa karşı, devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka ve etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz.