birgün

24° AZ BULUTLU

AVRUPA 21.02.2020 17:16

Hanau tarihinin en kötü gününden notlar: Masalların şehriydi, artık katliamla anılacak

Hanau tarihinin en kötü gününden notlar: Masalların şehriydi, artık katliamla anılacak

GÜRSEL KÖKSAL/HANAU

Çoğu yirmili yaşlardaki göçmen kökenli 9 kişinin yaşamını yitirdiği Hanau, bundan sonra sadece “masallar şehri” olarak değil, aynı zamanda sağ terörün Almanya’daki en büyük katliamlardan biriyle anılacak.

Frankfurt yakınlarındaki Hanau, Almanya’ya ve dünyaya herkesin çocukluk dönemlerinden sevgiyle hatırladığı “pamuk prenses ve yedi cüceler”, “kırmızı başlık kız” gibi birçok masal kahramanını kazandıran Grimm Kardeşler’in 200 yıl önce yaşadıkları kent. Hanau, şimdiye kadar sadece Almanlara değil, tüm insanlığa binlerce masal armağan eden ünlü oğulları Jacob ve Wilhelm Grimm’le, onlar adına her yıl düzenlenen masallar festivaliyle, Bremen’e kadar devam eden “Masal Yolu”nun başlangıç noktası olarak biliniyordu. Artık bu ününü gölgede bırakan bir başka özelliği daha var…

Kent merkezindeki Grimm Kardeşler anıtının çevresine yerleştirilmiş çiçekler, mumlar ve onların arasında yer alan kurbanların resimleri öyle diyor.

Terörün şok ettiği kenti dolaşıp, katliamın gerçekleştirildiği ve kurbanlar için taziyelerin gerçekleştirildiği mekânlarda, katilin mahallesinde, kent merkezinde kişinin katıldığı anma toplantısında görüştüğümüz insanların bir bölümünün tepkilerini, yorumlarını bir araya getirdik…

KATLİAM YERLERİNDE ÇOĞUNLUK GAZETECİLERDE

Katliamların gerçekleştirildiği kafelerin bulunduğu sokaklar polis tarafından kapatılmıştı ve çok sayıda yayın ekibince istila edilmiş gibiydi. Sokak zaman zaman ölenler anısına çelenk getiren siyasi parti ya da diğer kurumların temsilcileri için açılıyordu. Bir de sayıları çok olmasa da Hanaulular vardı. Üzüntülerini, kurbanların aileleriyle dayanışmalarını ya da tüm bu olan bitenlere kızgınlıklarını dile getiren Hanaulular da vardı. Tabii burada sözü edilen Hanaulular Türkiye kökenli göçmenlerden oluşuyor çoğunlukla. Polis ölenler anısına çelenk getiren siyasi parti ve diğer kurumların temsilcileri için zaman zaman sokağa girişe izin veriyor ve hemen ardından kapatıyordu.

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691447-1.

“HANAU KÜÇÜK BİR YER, HERKES BİRBİRİNİ TANIR!”

Taziyelerin yapıldığı Ağrı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Hanau Kürt Demokratik Toplum Merkezi’nde ise adım atacak yer kalmamıştı adeta… Kurbanlardan biri Bulgaristanlı, diğeri Romanyalı, biri Polonyalı ve biri de Afganistanlı… Onları bilen, tanıyanla karşılaşmadık.

Ancak diğer kurbanlar Gökhan Gültekin, Ferhat Ünvar, Sedat Gürbüz ve Fatih Saraçoğlu’yla, uzun yıllar önce Bosna’dan Almanya’ya göç etmiş bir aileden olan Hamza Kutoviç için durum öyle değil. Konuştuğumuz Hanaululardan hemen hepsi yaşları 21-37 arasındaki bu beş gençten en azından birini mutlaka tanıdığını, bildiğini söyledi.

“KEŞKE O HAKSIZ ÇIKSAYDIM!”

Yaşları 20-37 arasındaki kimi insanlar “babasını tanıyorum, onu da çocukken görmüştüm”, kimi ise “arkadaşımdı, birlikte büyüdük, aynı okula gittik” dedi.

Anma toplantısında karşılaştığımız çok üzüntülü olan bir genç, öldürülen arkadaşıyla geçtiğimiz yıl bu konuyu konuştuklarını anlattı: “O’na Yeni Zelanda’daki katliamdan sonra, ‚burada aynı şeyi bize de yapabilirler’ demiştim. O da ‚olmaz öyle şey, burası Hanau’ demişti. Çok üzgünüm. Keşke ben haksız çıksaydım.”

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691392-1.

HAYAT KURTARAN TESADÜFLER!

Bu arada anlatılanlar katliamın boyutlarının bazı tesadüfler sonucu daha da büyümediğini gösteriyor.

Örneğin bir vatandaşımızdan teröristin hedefindeki üçüncü kafenin sahibinin o gün çok yorgun olduğu için mekânı her zamankinden önce kapattığını öğreniyoruz. Bir diğer vatandaşımız ise gece o saatlerde oradan geçtiğini, kafe civarında gördüğü tanıdık gençlere “haydi artık evlerinize gidin” dediğini, onların da oradan uzaklaştıklarını anlatıyor, “İyi ki biraz geç kalmışım. Ve iyi ki oradan geçmiştim. Kim bilir, o gençlerle karşılaşmasaydım ve orada kalsalardı belki onlar da saldırıya hedef olacaklardı” diyor.

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691445-1.

BİR BU EKSİKTİ: NEO-NAZİ SALDIRISI!

Akşamın geç saatlerinde Ağrı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ndeyiz (AYDD). Gün boyunca yüzlerce kişinin uğrak yeri olan dernek lokalinde bize çay ikram eden dernek yöneticileriyle sohbetimizi bitirip, dönüş yoluna koyulmak üzereyiz. Birden bire içeriye 6 genç adam giriyor, bir hayli gürültülü bir biçimde. Bizi ağırlayan dernek yöneticilerinden Başkan Yardımcısı Cevdet Bayram’la Kürtçe konuşuyorlar. Birazdan durum anlaşılıyor. Gençler 200’e yakın Neonazi’nin derneğe saldırdığına dair duyum almışlar, savunmaya gelmişler. Neonazilerin böyle bir günde böyle bir işe kalkışması pek mantıklı değil, ama gençlerin heyecanı herkesi etkisi altına alabiliyor. Olabilir mi? Geçen hafta yakalanan sağcı teröristlerin hedefi tam da böyle bir şey değil miydi? Almanya’da kaos yaratmak, iç savaşa yönelmek...

Bu arada yeni bir haber geliyor. Söz konusu saldırı diğer derneğe, Hanau Kürt Demokratik Toplum Merkezi’ne, daha doğrusu bu derneğin karşısındaki sığınmacılar yurduna yapılmış. Polis Neonazilerle çatışıyormuş…

Böylece AYDD’deki misafirliğimiz sona eriyor. Dernek yöneticileri bu belirsizlik ortamında tesisin açık kalmamasının daha iyi olacağını düşüncesinde. Gençlere sıkı sıkı tembih ediyor, “evinize gidin” diye…

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691446-1.

KENT MERKEZİNE YÜRÜYORMUŞ!

Biz de bir süre daha kentte kalıp, söylentileri gerçekliğini araştırmaya ve doğruysa haberleştirmeye karar veriyoruz… Halen kent içinde olduğunu bildiğimiz gazeteciler ve diğer tanıdıklarla haberleşmemizden sonuç çıkmıyor. Yolumuz kent merkezinde birkaç saat önce binlerce kişinin katıldığı anma töreninin gerçekleştirildiği pazar meydanından geçiyor. Taksicilere soruyoruz. Onlar da duymamışlar. Ancak bu arada meydanda sayıları az da olsa gençler toplanmaya başlıyor. İçlerinde biraz önce Ağrılılar Derneği’nde karşılaştıklarımız da var. Onlara soruyoruz. Neonazilerin sığınmacı yurduna saldırdıklarını, şimdi toplu olarak meydana doğru yürüyüşe geçtiklerini, kendilerinin de onları beklediğini, gerekirse çatışacaklarını söylüyorlar. Sayıları az, ama haber alan başka gençlerin de meydana gelmek üzere olduğunu söylüyorlar. Çevre eyaletlerden de çok sayıda memurun katılımıyla Hanau’daki polis sayısının her zamankinin çok üstünde olduğu biliniyor. Kentin dört bir köşesi asayişi sağlayan bir bölümü ağır silahlar taşıyan polislerle dolu. Kent halkı, göçmenler bir gece önceki katliam nedeniyle her zamankinden daha duyarlı… Neonazilerin böyle bir şeye kalkışmaları intihar gibi… Ama dün de onlardan biri intihar etmedi mi? Durum kesinleşmeden kentten ayrılamıyoruz.

SONUNDA DURUM ANLAŞILIYOR!

Biraz daha sorup, soruşturuyoruz… Birazdan durum netleşiyor. Söz konusu iddiaların sosyal medyada dolaştırılan bir “asparagas haber”den kaynakladığı anlaşılıyor.

Ve yoldan geçen Türk gençlerinin kılavuzluğunda kent merkezindeki dönercilerden birine yerleşiyoruz. Hedefimiz dönüş yoluna çıkmadan önce biraz yorgunluk atmak. Yolda kılavuzlarımızın da biraz önceki neo-nazi saldırısıyla ilgili söylentilere lalen inandığını görüyoruz. Ama bizim açımızdan durum kesinleşti, öyle bir şey yok.

Döneciye oturuyoruz…

Kentte yaşam normale dönmüş gibi

Hanau’nun tarihindeki en kötü günlerden birine ilişkin tanıklığımız orada sona eriyor...

*****

Olay yerlerinden, taziyelerin yapıldığı derneklerden, sokaklardan, meydanlardan insanların tepkileri

“BUGÜN BURADA DAHA KALABALIK OLMALIYDIK”

Hanau’da yaşayan Örücü çifti ve arkadaşları Sevgi Topuz, kurbanları anmak, olan bitenleri anlayabilmek ve tepkilerini göstermek üzere kent merkezinde ilk saldırının gerçekleştiği Midnight Kafe’in önüne gelenlerden.

Ölenler arasında arkadaşlarının çocuklarının bulunduğunu belirten, kendi çocuklarının da zaman zaman bu kafelerde arkadaşlarıyla bir araya geldiğini söylüyorlar. Ve de bu durumun çok endişe verici olduğunu. Cumhurbaşkanı Franz-Walter Steinmeier’in akşam kent merkezinde gerçekleştirilecek anma toplantısına katılmak üzere Hanau’ya gelecek olmasını takdir ettiklerini belirtiyorlar.

Bülent Örücü, “Hanau’da Almanlar, göçmenler arasında ayrım görmedik. Barış içindeydik. İlk kez böyle bir şey oldu. Çok üzgünüz. Kızgınız. Bu gelişmede sağ partilerin politikalarının büyük rolü var” diyor. Bu arada gruba katılan Sevgi Topuz’un eşi Mehmet Topuz da arkadaşlarının değerlendirmelerini paylaşırken, Türkiye kökenli toplumun olaya yeterince güçlü tepki vermediğini belirterek, “Korkanlar var, ‚bana dokunmayan bin yaşasın’ diyenler var. Ama bu tepkisizlik iyi değil. Bugün burada daha kalabalık olmalıydık” diyor.

İkinci saldırının gerçekleştirildiği Arena Bar Cafe’nin önünde ise çeşitli televizyon ekipleri ve polislerden başka çok sayıda insan var. Çoğu isimlerini vermek istemeyen bir grup Türk’le konuşuyoruz. Ölenlerin çoğunu tanıdıklarını söylüyorlar. Çok üzgünler, onların gece kendileri evlerindeyken çok yakınlarında gerçekleştirilen saldırıda öldürülmüş olmasının şoku içindeler. Ali Erkan isimli genç, cep fotoğrafını çıkarıp, öldürülen Hanau’luların resimlerini gösteriyor. “Hanau çok küçük bir şehir. Burada herkes birbirini tanır” diyor, özellikle Ferhat Ünvar ve Gökhan Gültekin’i yakından tanıdığını belirtip, öldürülmüş olmalarını halen kabul edemediğini söylüyor.

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691376-1.

Bülent Örücü (solda)

“ÇOK İYİ ABİLERDİ”

Dokuz kişiyi katleden, daha sonra da öz annesini öldürüp, intihar ettiği açıklanan sağcı terörist Tobias Tobias Rathjen’in evi, ikinci saldırının gerçekleştiği Arena Bar Cafe’nin çok yakınındaki Helmholzstr.’de. Polis tarafından abluka altına alınmış olan caddeden geçen bir grup gençle karşılaşıyoruz. Bazılarının ellerinde çiçekler var… Öldürülen gençleri tanıdıklarını söylüyorlar. Bu bölgedeki gençlik merkezinde, “JUZ”da (Jugendzentrum) toplanmışlar, öldürülenlerden Gökhan Gültekin’i çalıştığı büfenin önünde anmışlar, oradan da kent merkezinde akşam gerçekleştirilecek anma toplantısına gidiyorlar. Kardelen Demirel, Ferhat Ünvar ve Gökhan Gültekin’in kendileri için çok iyi abiler olduklarını söylüyor. Azerbaycan kökenli olduğunu belirten Ümit Huseyni ise “Gökhan abi büfenin önünden geçtiğimizde bize hep bir şeyler armağan ederdi” diyor.

“IRKÇI FAŞİSTLER, CDU-CSU’NUN SÖYLEMLERİNDEN BESLENİYOR”

Katliamın başladığı Midnight Kafe’yi çeşitli parti ve kurumların temsilcilerince de ziyaret ediliyor. Polis, aralarında eyalet milletvekilleri Saadet Sönmez ve Hermann Schaus’un yer aldığı Sol Parti heyetine yolu açıyor ve onlar da kafenin önüne getirdikleri çelengi koyup, saygı duruşunda bulunuyorlar.

Sönmez, daha sonra olayla ilgili görüşlerini dile getirdi: “Acımız büyük. Öncelikle kayıpları olan ailelerin acılarını paylaştığımızı tekrar etmek istiyorum.

Yine ırkçı faşist bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Durum onu gösteriyor ki güvenlik örgütleri görevlerini yapmamışlar ya da yapamamışlar. Bizce hükümet, istihbarat ırkçı grupları takip konusunda üzerine düşen görev yerine getirmiyor. Irkçılarla ilgili tartışmalarda sürekli solu da işin içine kadarak, ‘sol gözümüzü de kapatmamız gerekiyor’, ‘solda da farklı biçimlerde şiddet var’ gibi söylemlerle ırkçı faşistlerin konumunu hafifletme, masumane gösterme gibi bir çabalar oluyor. Bunlarla mücadele etmemiz gerekiyor. Toplumsal bir zehirlenme yaşanıyor. Bence bu sadece AfD’ye ilgili değil. Ben ırkçı faşistlerin, CDU-CSU’nun söylemlerin de beslendiğini düşünüyorum.

Saldırgan bıraktığı mesaj, bildiğim kadarıyla, Avrupa’ya akın eden belirli insan gruplarının olduğu ve bunlardan yurtdışı etmekle kurtulmanın mümkün olmadığı, o yüzden bunları yok etmek gerektiğini gerektiği yönünde… Bunlar içine tabii ki Türkiyeliler, Faslılar, Mısırlılar var. Ama bunu sadece Türkiyelilere yönelik bir saldırı olarak sınırlarsak olayın büyüklüğünü belki de gözden kaçırmış oluruz. NSU konusunun tam olarak aydınlatılmaması sonucu, Almanya’daka sağ şiddetle mücadelenin sonuç vermediği tezlerine ben de katılıyorum. Şunu eklemek isterim: Walter Lübke’yi öldüren Stefan E.’yle ilgili bulgulara baktığımızda, bu insanın NSU’yla bire bir ilişki içinde olduğunu görüyoruz. Bu ortaya çıktı. Hakkında o zamanlar açılmış, daha sonra kapatılmış bir dosya var. Bu da istihbarat hakkında soru işaretlerinin olduğunu gösteriyor.”

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691377-1.

“NE YAZIK Kİ ŞAŞIRTICI OLMADI”

Midnight Cafe’nin önünde karşılaştığımız kişilerden biri de DİDF’in (Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu) yöneticilerinden Hüseyin Avgan’dı. Köln’den gelen Avgan’ın DİDF olarak olayla görüşlerini de anlatıyor:

“Irkçı bir faşist tarafından böyle bir katliamın gerçekleştirilmesi ne yazık ki şaşırtıcı olmadı. Çünkü son bir kaç yıldır gelişip güçlenen ırkçı faşist parti ve hareketlerin silahlanarak bu türden katliamlar yapmaya hazırlandığı resmi raporlarda da ifade ediliyordu. Bu saldırıyla ırkçıların göçmenlere yönelik saldırılarının yeni bir düzeye ulaştığı anlaşılıyor. Irkçı terör örgütü NSU’nun işlediği seri cinayetler, Hanau’da kişisel tarzda cinayet işleme şeklinde devam etti. NSU cinayetlerini işleyenlerin hak ettikleri cezayı almamalarının, diğer Neonazileri cesaretlendirdiği Hanau’da birkez daha görüldü. Keza göçmenleri siyasi istismar konusu yapan ve potansiyel suçlu gibi gösteren politikalar, Neonazilerin bu türden cinayetler işlemesine zemin hazırlıyor. AfD’li politikacılar her gün göçmenlere, sığınmacılara, Müslümanlara karşı nefret dolu açıklamalar yaparak, düşmanlığı körüklüyorlar. Ama biz Almanya’nın sadece göçmen düşmanı Neonazilerden, faşistlerden ibaret olmadığını çok iyi biliyoruz. Saldırıdan hemen sonra pek çok kentte antifaşistlerin ve demokratik kamuoyunun tepki göstermesi ve eylem çağrısı yapması da bunu gösteriyor. Türkiye kökenli göçmenleri bulundukları her yerde Alman emekçileriyle, gençleriyle, kadınlarıyla birlikte ırkçılığa, yabancı düşmanlığına, neonazilere karşı omuz omuza sokağa çıkmaya, mücadele etmeye çağırıyoruz. Hükümeti de ırkçı faşist örgütleri, göçmenlere karşı nefret körükleyen propagandayı acil şekilde yasaklamaya çalışıyoruz.”

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691375-1.

Hüseyin Avgan

*****

İLK TAZİYE MEKANI: Hanau Demokratik Kürt Toplum Merkezi

Hanau Demokratik Kürt Toplum Merkezi, saldırıda öldürülenler için taziyelerin gerçekleştirildiği iki büyük sivil toplum örgütünden biri. Öldürülen gençlerin yakınları, arkadaşları, Hanau ve çevresinde yaşayın yüzlerce Kürt kökenli göçmenlerle dolup, taşmış… İçeride yer kalmadığı için çok sayıda insan da dışarıda toplanmış durumda. Dernek Başkanı Ömer Koyuncuer, gece yarısından beri ayakta olduklarını söylüyor. Ölenlerin yakınlarının da lokalde olduğunu belirten Doğruer çok üzgün oldukları için konuşacak durumda olmadıklarını kaydediyor. Biraz önce içlerinden birini hastaneye kaldırmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

Saldırıda öldürülenlerden 5 kişinin Kürt kökenli gençler olduğunu belirten Koyuncuer, saldırıyla ilgili resmi açıklamaları kuşkuyla karşılanması gerektiğini savunuyor. “Alman basını bu olayı önce çarpıtmaya çalıştı. Kürt mafyasıyla ilgili bir olay olarak göstermeye çalıştı. Daha sonra da bir nazi saldırısı olarak gösterildi. Bu olay bir ırkçı Alman’ın tek başına yaptığı bir eylem olamaz” dedikten sonra, teröristin bıraktığı bildiri ve özellikle de yayınladığı video mesajına dikkat çekiyor ve “Olayın daha derin olarak araştırılması gerekiyor” diyor.

Daha sonra öldürülen gençlerden Ferhat Ünvar’ın amcası Hacı Ünvar ve yakınlarından Şeyhmuz Karasungur’la konuşuyoruz. Onlar da dernek başkanı gibi olayla ilgili resmi açıklamaları kuşkuyla karşılamak gerektiğini savunuyorlar. Hacı Ünvar, “Açıklamalar beni tatmin etmiyor. Bu derin bir olaya benziyor. Saldırıyı ve video mesajını profesyonelce hazırlaması, Amerika’ya ve uyuyan hücrelere mesaj göndermesi, sıradan bir olay olmadığını gösteriyor” dedi. Sanığın olaydan sonra annesini ve kendisini öldürdüğüne ilişkin açıklamaları da kuşkuyla karşıladığını belirten Ünvar, “Birileri olayı kapatmak, örtbas etmek istiyor” iddiasında bulunuyor.

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691391-1.

Ömer Koyuncuer (sağda)

İKİNCİ TAZİME MEKANI: AĞRILILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

Ağrı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AYDD) de saldırıdan sonra Hanau’da ve çevresindeki insanlar için taziye amacıyla yüzlerce kişinin buluştuğu bir mekânların başında geliyor. Nitekim Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, CDU’lu Eyalet Milletvekili İsmail Tipi de başsağlığı dilemek üzere derneğe gelenlerden. Öldürülen gençlerden 37 yaşındaki Gökhan Gültekin’in ailesi ve yakınlarının derneğin üyeleri arasında yer aldığını belirten AYDD Başkan Yardımcısı Cevdet Bayram büyük üzüntü içinde olduklarını söyledi. Soruşturma sürdüğü için cenazelerin henüz teslim alınmadığını belirten Bayram, Gültekin’in ailesinin bir bölümünün memlekette yapılacak defin hazırlıkları için Türkiye’ye gittiğini belirtti. Bir bölümü akraba olmak üzere Hanau ve çevresinde yaşayan 2000’in üzerindeki Ağrılının 450’sinin derneğe üye olduklarını belirten Bayram, Ağrı’da gerçekleştirilecek cenazeye üyelerinin büyük bir bölümünün katılacağını söyledi. AYDD’de Başkan Yardımcısı Bayram, bu arada telefonla Deutsche Welle’nin Bosna edisyonundan genç gazetecilere, öldürülenler arasında yer alan Bosna kökenli genç Hamza Kurtoviç’in yakınlarını bulmak için yardımcı olmaya çalışıyor. Ve buluyor da… Telefonun öbür ucundaki kuzeni ağlayarak anlatıyor. Hamza, onun çok yakın bir arkadaşının oğluymuş… AYDD bünyesinde bir de cami var: Ahmedi Hani Camisi. Dernek lokalinin üst katını camiye ayırmışlar. İmamı İhsan Duygu’yla görüşmeye katılıyor. Onlara bir hafta önce ortaya çıkan Neonazi çetenin camilere yönelik saldırı planlarını hatırlatıp, bu haberleri nasıl karşıladıklarını soruyoruz. “Buna karşı ne yapabiliriz ki? Biz devlet değiliz. Bu konuda Alman devletine güveniyoruz” diyorlar.

*****

Hanau kent meydanında binlerce kişinin katıldığı anma toplantısına katılanlardan…

“HEP BİRLİKTE TEPKİMİZİ GÖSTERMELİYİZ”

Hanau yakınlarındaki Steinheim’da yaşayan Gülseren ve Hüseyin Eren çifti, anma toplantısı için kent merkezindeki meydana ilk gelenlerden. Yaşananları bir “demokrasi ayıbı” olarak değerlendiren Eren çifti, yabancılara yönelik yanlış politikaların aşırı sağcı şiddeti beslediğini belirttiler. Terörün kökenlerine bakmadan tüm göçmenleri hedef aldığına dikkat çeken Eren çifti, “İnsanlar katlediliyor. Hep birlikte buna karşı tepkimizi göstermeliyiz” dediler.

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691381-1.

Gülseren ve Hüseyin Eren

“SAĞ TERÖRÜ ÖNLEMENİN YOLU…”

Frankfurt’tan eşi ve kızıyla birlikte Hanau’daki anma toplantısına gelen Yıldız Taşkın, Cumhurbaşkanı Steinmeier’in olayı açıkça bir “terör saldırısı” olarak tanımlamasını önemli bulduğunu belirtti. “Bazıları sağcı teröristlerin eylemleri genellikle ‘bireysel’, ‘psikolojik sorunları olan kişilerin eylemi’ olarak değerlendirerek, olayın gerçek boyutlarının anlaşılmasını engelliyor. Bazı politikacılar bunu halen yapıyor, bazı medya organlarında da bunun birçok örneğini görüyoruz. Ama bugün burada vurgulandığı gibi bunlar ‘terör’ eylemidir. Sağ terörü önlemenin yolu, sorunu doğru tanımlamaktan, tüm boyutlarıyla kavramaktan başlar. Bugün burada verilen güçlü ve net mesaj önemli” dedi.

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691378-1.

Yıldız Taşkın

“YOKSULLAŞAN İNSANLARIN AfD’YE YÖNELMESİNE YOL AÇTILAR”

Hanau’daki anma toplantısına AfD liderlerinden Björn Höcke’yi “Hitler selamı” pozuyla gösteren bir resmin yer aldığı dövizle katılan Heinz Leipold, Almanya’daki aşırı sağın giderek büyümesini endişeyle karşıladıklarını söyledi. Hanau Barış Platformu olarak geçtiğimiz cumartesi günü de Erfurt’ta olduklarını belirten Leipold, “Sözde demokrat partilerin Nazilerin oylarıyla başbakan seçtikleri yerdeydik yani” dedi. Almanya’da çeşitli partilerin Nazilerle daha önce işbirliği yaptıklarını hatırlatan Leipold, son gelişmelerin CDU, CSU, SPD ve Yeşiller’in sorumluluğundaki ekonomi politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savundu. “Yoksullarla zenginler arasındaki uçurum giderek büyüyor. Uygulanan agenda politikalarıyla yoksullaşan insanların AfD’ye yönelmesine yol açtılar. Bence AfD’lilerin sadece % 5’i faşist. Diğerleri protesto için bu partiyi seçen insanlar. Ancak oylarını giderek artıyorlar. ‚Bazı şeyleri söyleyebilmeliyiz’ diyerek, Nazilerin söylemlerini meşrulaştırıyorlar” dedi.

Giderek büyüyen nefret oluşuna karşı toplumu bilgilendirerek, sokaklara dökülüp kitle eylemleri düzenleyerek mücadele edilmesi gerektiğini belirten Leipold, “önümüzdeki günlerde korkarım yine böyle şeylerle karşılaşabiliriz” dedi. Polis ve silahlı kuvvetler içinde de aşırı sağ eğilimlerin görüldüğüne işaret eden Leipold sözlerini şöyle noktaladı: “En kötüsü bazı şeylere yavaş yavaş alışmamız. Bundan 20 yıl önce Yugoslavya savaşı konuşulduğunda olay oluyordu. Şimdi her yerde savaş var. Savaş artık olağan bir şey olarak görülüyor. Bu beni korkutuyor.”

hanau-tarihinin-en-kotu-gununden-notlar-masallarin-sehriydi-artik-katliamla-anilacak-691380-1.

Heinz Leipold

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız