Google Play Store
App Store

Kandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde 33 aydır tutuklu bulunan Yılmaz Keskin isimli adli tutuklu 10 Ağustos’ta hayatını kaybetti. ..

ÇAYAN ETHEM

Kandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde 33 aydır tutuklu bulunan Yılmaz Keskin isimli adli tutuklu 10 Ağustos’ta hayatını kaybetti. Yılmaz Keskin, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Büro Amirliği ekipleri tarafından 2006’da düzenlenen “Son Hasat Operasyonu”nda gözaltına alınan ve İstanbul Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden davasından dolayı 33 aydır Kandıra F Tipi Hapishanesi’nde tutukluydu.
Üç yıla yakın bir zamandır Kandıra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde yatmakta olan Yılmaz Keskin’in sonu da Kuddusi Okkır’ınkinden pek farklı olmadı. 28 yaşındaki adli tutuklu Keskin hapishanede yakalandığı akciğer kanseri nedeniyle tahliye edildi. Ancak o da Okkır gibi bir hafta sonra öldü.

‘SAHİP ÇIKAN KİMSE OLMADI’
Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden yatmakta olan siyasi tutuklulardan Malik Koparan gazetemize yazdığı mektupta, geçtiğimiz günlerde aynı hapishanede kalırken hastalanan ancak tedavi sürecinin gecikme olduğu için yaşamını yitirdiğini iddia ettiği Yılmaz Keskin isimli bir tutukludan bahsediyor. Koparan, mektubunun sonunda şöyle diyor:
“Ona sahip çıkan kimse yoktu. O, gariban halk çocuklarından biriydi. Ve şimdi Güler Zere de aynı şekilde katledilmek isteniyor. Birbirimize sahip çıkalım birlikte yaşamaya devam edelim.”

DOKTOR: SORUNU PSİKİLOJİK
Siyasi tutuklu Malik Koparan, arkadaşının gün gün nasıl ölüme sürüklendiğine ise mektupta şu ifadelerle yer vermiş:
“F Tipi tecrit can almaya devam ediyor. Bunun son örneği önceki gün yaşandı. 1981 doğumlu adli tutuklu Yılmaz Keskin iki yıldır Kocaeli 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde tutukluydu. İlk olarak mayıs sonlarında omuz-boyun arasında ağrı-şişlik şikâyetiyle doktora çıktı. Bir teşhis konulamadı. Hastaneye sevk edildi. Yine teşhis konulamadı. Rahatsızlığının artması üzerine birkaç kez daha hastaneye gitti. Bir defasında doktor “bunun sorunu psikolojik, psikiyatriste götürün” denilmiş.

‘YANLIŞ TEŞHİS KONULDU’ İDDİASI
Verem savaşa gidiyor. Oradan verilen rapor “temiz” çıkınca en sonunda MR çekip kanser teşhisi konuluyor. Ailesine “en fazla 2-3 ay yaşar” deniliyor. Ancak buna rağmen tahliye edilmeyip hücrede ölüme terk ediliyor.
30 Haziran’da 10 günlük ışın tedavisine başlandı. Ardından biyopsi için vücudundan parça alınıyor. Ancak alınan parça vücudunun ters tarafından alındığı için önce “sağlam” raporu veriliyor. Sonra itiraz edilince ikinci kez aynı işlem ama bu sefer hastalığın olduğu bölgeden parça alınıyor ve durum o zaman fark ediliyor.

‘İŞTE BÖYLE KATLEDİLİYORUZ’
Yılmaz Keskin, temmuz sonlarında artık yürüyemez hale gelmişti. Buna rağmen hala F tipinde tutuluyordu. Artık öleceği kesinleşince tahliye edildi.
Ve yalnızca aradan geçen bir hafta sonra 10 Ağustos’ta öldü. İşte tecritte insanlar böyle göz göre göre katlediliyor. Ergenekon sanıklarının burnu kanadığında tüm ülkeyi ayağa kaldıranlar Yılmaz’ın ölümünü görmüyorlar bile.
Çünkü ona sahip çıkan kimse yok. O, gariban halk çocuklarından biri. Ve şimdi Güler Zere de aynı şekilde katledilmek isteniyor. Birbirimize sahip çıkalım birlikte yaşamaya devam edelim…”