Google Play Store
App Store

Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği ile ruhsat sahiplerine her yıl işletme ruhsat bedeline eşit tutarda “rehabilitasyon bedeli” ödeme zorunluluğu getirildi. Maden Mühendisi Mehmet Torun, düzenlemenin mevcut sorunları daha da artıracağını vurguladı.

Hassasiyet çevresel değil, ekonomik
Fotoğraf: Maden ve Ocak Dergisi

İlayda SORKU

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle birlikte, maden sahalarında faaliyetle bozulan alanların rehabilitasyon süreçleri, tahsilat ve denetim usullerini yeniden düzenlendi. Yönetmelikte öne çıkan düzenlemelerden biri işletme ruhsatlarına her yıl ocak ayının ilk günü, işletme ruhsat bedeline eşit tutarda rehabilitasyon bedeli ödeme zorunluluğu getirilmesi oldu. Bedelin tamamının ocak sonuna kadar yatırılması zorunlu olacak. Süresinde ödeme yapılmaması halinde, yatırılmayan tutar haziranın sonuna kadar gecikme zammı uygulanarak tahsil edilecek. Bu sürenin sonunda da ödeme yapılmaması halinde ruhsat iptal edilecek.

“Bir ülkenin maden mevzuatı, o ülkenin madencilik politikasının bir ifadesi” diyen Maden Mühendisi Mehmet Torun, yönetmeliği BirGün’e değerlendirdi. Yönetmelikle, ruhsat sahiplerine her yıl işletme ruhsat bedeline eşit tutarda “rehabilitasyon bedeli” ödeme zorunluluğu getirildiğine dikkat çeken Torun, “Rehabilitasyonun gerçek maliyeti, projenin büyüklüğüne, coğrafyaya ve madencilik yöntemine göre değişmekte. Bunu, her proje için sabit olan ‘ruhsat bedeli’ kadar bir tutara bağlamak, gerçekçi bir güvence mekanizması değil” dedi.

TEKELLEŞMEYİ ARTIRACAK

Özellikle devasa açık ocak işletmelerinde rehabilitasyon maliyetinin, ruhsat bedelinin çok üzerinde olabildiğini aktaran Torun, “Sonuç olarak, merkezi bütçeye yeni bir gelir kapısı olarak düşünülen bedeller küçük ve orta ölçekli maden işletmeleri için ağır bir yük olacak, bu sonuç ise sektörde tekelleşmeyi artıracak sonuçlar doğuracak. Yönetmelikte ağırlıklı olarak mali hükümlere yer verilmesi de çevresel hassasiyetler yerine önceliğin maddi kaynak amaçlı olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu.

23 YILDA 23 KEZ DEĞİŞTİ

Maden Kanunu’nun 23 yıllık AKP iktidarı döneminde 23 kez değiştiğini vurgulayan Torun, şöyle konuştu: “Maden Kanunu tam bir yamalı bohçaya dönmüş durumda. Bu değişiklikler hiçbir yaraya merhem olmayacağı gibi, mevcut sorunları daha da artıracak. Madencilik sektörü, ülke ekonomisinin bütününden yola çıkılarak ve ilişkili olduğu tüm diğer ekonomik sektörler de dikkate alınarak detaylı ve kapsamlı bir şekilde plânlanmalı. Plânlamada; hammadde arz güvenliğinin sağlanması, doğanın korunması, işçi sağlığı ve iş güvenliği önceliği, dışa bağımlılığın azaltılması, katma değerin artırılması özellikle hedeflenmeli. Tüm bunların hayata geçirilmesi ise sosyal devletin ve demokratik bir ortamın sağlanmasıyla mümkün.”

Yönetmeliğe bir tepki de SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu'ndan geldi. Yapılan açıklamada, "Yönetmelik, kamu kaynaklarının şirket tahribatını telafi etmek için kullanılmasının yolunu açmaktadır. Bu, şirketin karını alıp gideceği, yıkımın bedelini ise kamu, doğa ve toplumun ödeyeceği anlamına gelmektedir" denildi.