Google Play Store
App Store

DEM Partili Tülay Hatimoğulları, Çanakkale'de katıldığı etkinlikte süreçle ilgili açıklamalarda bulundu. "AKP ve MHP hükümetin icra makamında oldukları için kendileriyle görüşme var" diyen Hatimoğulları, "Bizim meselemiz seçimin çok üstündedir. Bu mesele seçim meselesi değildir. Kürt meselesini seçim, Kürt seçmeni de kendi seçmeni gözüyle görmeye çalışanlar yanılır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA
Hatimoğulları'ndan süreç açıklaması: "Bundan bir seçim ittifakı çıkarmaya çalışanlar bir sonuç elde edemez"
Fotoğraf: AA

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sürece ilişkin, "Bu süreç devam ederken elbette bizler Türkiye'nin dört bir yanında barışın toplumsallaşması için DEM Parti olarak çalışmalar yürüttük, yürütmeye de devam edeceğiz" dedi.

Hatimoğulları, partisi tarafından Çanakkale’de düzenlenen "Demokratik Toplum ve Barış Buluşması"nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de geçen yıl 1 Ekim'den bu yana tarihi bir sürecin başladığını söyledi.

"KÜRT SORUNU SOSYOLOJİK, TOPLUMSAL, İKTİSADİ BİR SORUNDUR"

Bugün Türkiye'nin böylesi bir sürecin içine girmesinin en temel nedenlerinin, Orta Doğu ve dünyadaki gelişmeler olduğunu belirten Hatimoğulları, "Böyle bir sürecin içinde Türkiye'nin iç barışı tesis etmesi son derece önemli. Bunun hepimiz farkındayız. Şimdi yeni bir strateji deneniyor. Evet, nedir bu strateji? Kendileri adına ne derlerse desinler, bizim açımızdan olması gereken barış ve demokratik toplum. Bu sürecin bizce adı budur ve böyle olmalıdır" ifadelerini kullandı.

"Kürt sorununu terör parantezine almaktan herkes vazgeçmelidir" diyen Hatimoğulları, şunları kaydetti:

"Kürt sorunu sosyolojik, toplumsal, iktisadi bir sorundur, halklar sorunudur ve halklar sorununa bu çerçevede yaklaşılması şarttır. Bu süreç devam ederken elbette bizler Türkiye'nin dört bir yanında barışın toplumsallaşması için DEM Parti olarak çalışmalar yürüttük, yürütmeye de devam edeceğiz"

Tülay Hatimoğulları, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun İmralı'ya gitmesini son derece tarihsel, kıymetli ve önemli bulduklarını dile getirdi.

"KÜRT SEÇMENİ KENDİ SEÇMENİ GÖZÜYLE GÖRMEYE ÇALIŞANLAR YANILIR"

Bu sürecin devletle götürülen bir süreç olduğunu söyleyen Hatimoğulları, şunları söyledi:

"AKP ve MHP hükümetin icra makamında oldukları için kendileriyle görüşme var. Bundan bir seçim ittifakı çıkarmaya çalışanlar bir sonuç elde edemez. Bizim meselemiz seçimin çok üstündedir. Bu mesele seçim meselesi değildir. Kürt meselesini seçim, Kürt seçmeni de kendi seçmeni gözüyle görmeye çalışanlar yanılır. Bunu iktidar için de söylüyorum, muhalefet için de söylüyorum. Bu süreç seçme ve seçilmeden, dar manada bir siyasi partinin çıkarlarının çok üzerinde olan bir süreçtir. Barışı inşa etmek, yüz yıllık hasretini çektiğimiz onurlu bir barışı bu topraklarda tesis etmek için bu süreci yürütüyoruz"

"BU METAFORUN BİZLER İÇİN KULLANILMIŞ OLMASI, EN HAFİF TABİRİYLE BİR AKIL TUTULMASIDIR"

Hatimoğulları, Özgür Özel'in "Stockholm sendromu" benzetmesine ilişkin de şunları söyledi:

“Hiç arzu etmeyeceğimiz şey, muhalefetin birbirine muhalefet etmesidir. Yargı sopası, baskılar, adaletsizlik; ‘celladına âşık olmak’ ya da ‘Stockholm sendromu’ metaforuyla anlatılamaz. Ancak siyasetle anlatılır, siyaset üretmekle açıklanır, dayanışmayla ve ortak mücadeleyle bunlar aşılır. Bu metaforun bizler için kullanılmış olması, en hafif tabiriyle bir akıl tutulmasıdır. Bizler, Şark Islahat Planı’ndan umumi müfettişliklere, askeri cunta yönetiminden OHAL valiliklerine, kayyımlara uzanan uzun bir direniş geleneğinin sahipleriyiz. Bizler tarih boyunca bıkmadan, usanmadan, yılmadan, bütün baskılara rağmen direnen devrimci, sosyalist, yurtsever bir geleneğin temsilcileriyiz DEM Parti olarak. Celladı da çok çok iyi tanırız. Evladı yakılan köylerimizden, zorla boşaltılan köylerimizden tanırız. Celladı Alevi katliamlarından, faili meçhullerden, işkencelerden, zindanlardan tanırız.

"TOPLUM POLEMİKLER İSTEMİYOR, TOPLUM ÇÖZÜM İSTİYOR"

Bu konuda bilincimiz herkesten daha berrak, mücadelemiz de herkese örnektir. Barışı inşa etmek, 100 yıllık hasretini çektiğimiz onurlu bir barışı bu topraklarda tesis etmek için bu süreci yürütüyoruz. Eşit yurttaşlık hakkı için bu süreci yürütüyoruz. Türkiye’yi demokratik bir dönüşüme zorlamak için bu süreci yürütüyoruz. Ve biz bu süreci devrimci, demokratik güçlerle, sosyalistlerle, sosyal demokratlarla birlikte yürütmek istiyoruz. Ve ben buradan herkesi aklıselime davet etmek istiyorum. Toplum polemikler istemiyor; toplum çözüm istiyor. Toplum, demokratik mücadelenin büyütülmesini istiyor. Toplum, muhalefetin birbiriyle uğraşmasını değil; dayanışmasını, barış ve demokrasi için beraber çalışmasını istiyor"