Hayata dair sohbetler

01.11.2019 13:24 BİRGÜN KİTAP

ZEBERCET KATİP

Murat Menteş ile Hakan Karataş işbirliğinin sonucu olan Derde Deva Randevu’nun ikincisi, kitabın kapağında da belirtildiği gibi Alfa Yayınları tarafından iftiharla takdim edildi. Zamanda edebi bir seyahat olarak tanımlanan Derde Deva Randevu 2; dünya ve memleketimizden, müteveffa 13 üstatla yapılmış, Murat Menteş’in yazarların kitaplarından seçtiği sözlerinden oluşturduğu ve Hakan Karataş’ın bu 13 yazarın dünyasını yansıtırken görsel bir zenginlik oluşturmayı gözettiğini belirttiği ve muhteşem çizgileriyle sinematografik etkiyi güçlendirdiği söyleşilerden oluşuyor.

Murat Menteş kitapta romancılar, filozoflarla yapılmış söyleşiler olmasına rağmen iki kitabın da kapağının çocukluğundan kalma süper kahraman çizgi roman kapaklarına benzemesinin nedenini, yazarların da bizim süper kahramanlarımız olduğunu söyleyerek açıklıyor. Bir insanın süper sayılması için ille de atletik, pelerinli ve hayal ürünü olmaması gerektiğini söyleyen Menteş, Konfüçyüs, Yunus Emre, Honoré de Balzac, Ahmet Mithat Efendi, Arthur Conan Doyle, Halide Edib, Theodor W. Adorno, Orhan Kemal, Attilâ İlhan, Ursula Le Guin, Cemal Süreya, Umberto Eco ve Bruce Lee gibi 'süper-kahraman'ları bir çatı altında buluşturmuş. Kimi eski, kimi yeni, kimi yabancı kimi yerli birbiriyle alakasız yazarların bir araya geldiği karmakarışık bir kitap eleştirisine ise yine Murat Menteş; “İnsanlar, toplumlar, dönemler, kültürler... arasındaki farklar, pekâlâ yakınlaşma gerekçesi olabilir” diyerek karşılık veriyor.

FELSEFE VE EDEBİYAT

Bu kadar farklı ismi nasıl sevebildiği sorusunu da “sanat ve düşünce eserlerine sevgiyle yaklaşmak gerektiğini, ayrımcı ve önyargılı tutumun sanat alanında körleştirici bir etkisi olduğunu; bir eser iyiyse iyidir” şeklinde yanıtlandırıyor. Okullardaki ders kitaplarında bizim romancılarımızın Batı'dan etkilenmiş, hepsinin tekniğinin zayıf, karakterlerinin ya iyi ya da kötü, iki boyutlu olarak gösterildiğini söyleyen Menteş, bunun nedeninin edebiyatımıza toptancı ve küçümseyici bir nazarla bakılması olduğunu belirtiyor. Bir şeyi seviyorsa herkese onu sevdirmeye uğraştığı söylenince bunu da kıymetli eserlerin gözden kaçmasına gönlünün razı gelmemesiyle açıklıyor.

Bruce Lee gibi, bakıldığında diğer isimlerle bağlantısız görünen, birinin kitaba girmesinin nedeni olarak, felsefe öğrenimi gören ve tuttuğu notlarını kitaplaştırılan Lee’nin notlarındaki düşünsel yoğunluk gösteriliyor “Felsefenin de edebiyatın da rasyonel düşünce üretilen alanlar olduğu; romanda düşünsel kalitelere, felsefede ise anlatım yetkinliğine ihtiyacın olduğu; bir romancının felsefeden uzak kaldığında anlatısını derinleştiremeyeceği; filozofun da edebiyat bilgisinden mahrumsa zaafa uğrayacağı” çıkarımı kitaptaki felsefe ile edebiyat işbirliğini gözler önüne seriyor. Ve bu durum Halide Edib’in Bertrand Russell’la arkadaş olması, Orhan Kemal’in sosyalist felsefeyi benimsemesi, Attilâ İlhan’ın Batı karşısında Türk düşüncesini savunup alternatif bir modernleşme araması, İhsan Oktay Anar’ın ise meslekten felsefeci olması gibi örneklerle temellendiriliyor.

“Bölümler kısacık, tadı damakta kalıyor” gibi olumlu tepkiler alan ilk kitaptan sonra daha hacimli söyleşilerle hazırlanan ikinci kitabın en uzun çizgi-öyküsü, sinematografik dünyasının genişliğinden ötürü Attilâ İlhan bölümü olmuş. Attilâ İlhan “sanatçının hası bir şey olmak peşinde değildir, bir şey yapmak derdindedir. Yapmaya çalıştığı şey sıradışıdır. Bu yüzden yadırganır, terslenir” derken, Konfüçyüs “Sanatla iştigal, nefsine hâkim olmayı sağlar”, Halide Edib Adıvar “sanatçının en hassas olması gereken konu deruni hürriyetini korumaktır”, Adorno “Sanatçı hayatta kalmanın mutluluğu ile bir felaket ortamında yaşamanın kederi arasında sıkışır. Bu şartlarda sanat eseri arzulanan barışın ve maruz kalınan dehşetin ifadelerini bir arada taşır” diyor. “Cehennemde yaşadığımızı göz ardı edemeyiz” diyen Theodor W. Adorno, “Hayatın anlamı var mı?” sorusuna “Eğer hayatın anlamı olsaydı, onda anlam aranmazdı” şeklinde yanıt verirken Umberto Eco “Hakikat uğruna ölmeye hazır olanlardan sakının. Çünkü onlar birçok insanı beraberlerinde ölmeye sürüklerler; bazen kendilerinden önce, bazen kendilerinin yerine...” diyerek hakikate farklı bir yerden bakıyor.

Murat Menteş’in hayata, sanata, aşka, siyasete, topluma ve insana dair sorularına, 13 yazarın eserlerinden seçilmiş derin yanıtların verildiği, Hakan Karataş’ın çizgileriyle zenginleşen okurlara keyifli bir okuma deneyimi vaat ediyor.

cukurda-defineci-avi-540867-1.