Hayatta kalma mücadelesi
Tez-Koop-İş’in araştırması işçilerin gelirlerinin yetersizliğini ve sosyal hayatlarının yok olduğunu gösterdi. Genel Başkan Özdemiroğlu, “İşçilerin birleşik mücadele gücünü harekete geçirmemiz gerekiyor” dedi.

Havva Gümüşkaya
havvagumuskaya@birgun.netTürkiye’nin en büyük işçi sendikalarından biri olan Tez-Koop-İş, üyelerinin ekonomik ve sosyal durumunu mercek altına alan kapsamlı bir araştırmaya imza attı. Bilgisayar Destekli Ağ Görüşmesi (CAWI) yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışma, işçilerin yaşam koşullarındaki çarpıcı gerçekleri ortaya koydu.
Tez-Koop-İş, 4,5 milyon sigortalı işçinin çalıştığı ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar sektörleri işkolunda 130 bine yakın üyesi ile en büyük örgütlü güç konumunda bulunuyor. Sektörde çalışan işçiler giderek ağırlaşan ekonomik zorluklarla mücadele ederken araştırma sonuçları, işçilerin büyük bir bölümünün artık hayatta kalmak için mücadele ettiğini gözler önüne serdi. Araştırmaya katılan sendika üyesi işçilerin yüzde 67’si, son bir yıl içinde hanelerinin mali durumunun kötüleştiğini belirtti. İşçilerin yüzde 95,6’sı ay sonunda birikim yapamadıklarını ifade etti. İşçilerin yarısından fazlası, son yıllarda artan ev sahibi-kiracı gerginliğini kiracı olarak yaşadığını belirtti.
İHTİYAÇLAR KARŞILANAMIYOR
İşçilerin temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını gösteren araştırmanın sonuçları şöyle:
• İki günde bir et, tavuk veya balık yiyemeyenlerin oranı: Yüzde 78
• Eskiyen mobilyalarını değiştiremeyenlerin oranı: Yüzde 93,1
• Beyaz eşyaları arızalandığında tamir veya yenileme yapamayanların oranı: Yüzde 92,9
• Ayda en az bir kez dışarıda yemek yiyemeyenlerin oranı: Yüzde 70,6
• Evden uzakta bir haftalık tatil yapamayanların oranı: Yüzde 83,3
Bu veriler, işçilerin önemli bir bölümünün artık sadece hayatta kalmak için mücadele ettiğini gösteriyor. Araştırma özellikle sağlıklı beslenme, sosyal etkinlikler ve diğer kişisel harcamaların birçok işçi için artık bir lüks haline geldiğini ortaya koydu.
BORÇLAR ÖDENEMİYOR
İşçilerin mali yükümlülüklerini yerine getirmekte büyük sıkıntılar yaşadığını gösteren veriler ise şöyle:
• Banka kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemeyenlerin oranı yüzde 70
• Eş-dosttan aldığı borçları zamanında ödeyemeyenlerin oranı yüzde 56,7
• Kira veya konut kredisi ödemelerinde zorlananların oranı yüzde 53
• Elektrik, su, doğalgaz gibi faturaları ödemekte zorlananların oranı yüzde 46,6
Borçlarını ödemekte zorlanan işçilerin, temel giderleri karşılamak için sürekli daha fazla borçlanmak zorunda kaldığı görülüyor. Bu durum, işçileri derin bir borç sarmalına sürükleyerek yaşam standartlarını daha da düşürüyor.
UMUTSUZLUK YAYILIYOR
Araştırmada işçilerin geleceğe bakış açısı da incelendi. Çıkan sonuçlar, işçi sınıfının büyük bir kısmının ciddi bir umutsuzluk içinde olduğunu gösteriyor. İşçilerin büyük bir kısmının geleceğe dair kaygılı ve umutsuz olduğunu şu veriler ortaya koydu:
• Geleceğe dair iyimser olanların oranı sadece yüzde 10,1
• Belirsizlik içinde olanların oranı yüzde 34,3
• Geleceğe karamsar bakanların oranı yüzde 26,1
• Kendini güvencesiz hissedenlerin oranı yüzde 23,6
İşçilerin ekonomik zorlukları artarken çalışma koşullarının daha da güvencesiz hale gelmesi, bu endişelerin daha da derinleştiriyor.
YÜZLEŞMEMİZ LAZIM
Tez-Koop-İş Genel Başkanı Haydar Özdemiroğlu, sendika üyesi işçilerin yaşam standartlarında da büyük bir erozyon söz konusu olduğunu belirtti. “Üyelerimiz borç yükümlülükleri ile ev giderleri konusunda kayda değer aksamalar yaşıyorlar” diyen Özdemiroğlu, "Bu sadece para ile ilgili bir dert olsa yine bir şekilde halledilebilir. Ama bu tür durumlarda kalmak, insanın kendisine olan saygısında örselenmelere yol açıyor” ifadelerini kullandı.

Örgütsüz işçilerin daha büyük zorluklarla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Özdemiroğlu şunları söyledi: “Eğer sendikalı işçinin hali bu ise örgütsüz ve güvencesiz durumda olan işçilerimizin halini düşünemiyorum bile. Bu bağ çok önemli. Çünkü örgütlü işçi yaşam koşullarını iyileştirmeye dönük kazanımlar elde ettiğinde, bu kazanımlar dalga dalga bütün bir topluma olumlu olarak yansıyor. O halde bu olumsuz tabloda sendikalar olarak kendi payımıza düşen sorumlukla da yüzleşip örgütlü işçilerin birleşik mücadele gücünü bir an önce harekete geçirmemiz gerekiyor. Zaman üye bağlarımızı güçlendirerek örgütsüzleri örgütlemek ve birleşik bir emek ve demokrasi cephesi kurma zamanıdır.”
ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRINDAN 29 LİRA FAZLA
Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Açlık Ve Yoksulluk Sınırı Ocak 2025 Araştırması’nı yayımladı. Yayımlanan rapora göre 2025 için belirlenen asgari ücret, yılın ilk ayı için hesaplanan açlık sınırından yalnızca 29 lira fazla.
BİSAM, 2025 Ocak ayında dört kişilik bir aile için açlık sınırını 22 bin 75 lira, yoksulluk sınırını ise 76 bin 358 lira olarak açıkladı. Tek başına yaşayan bir kişi için ise yoksulluk sınırı 35 bin 459 lira olarak hesaplandı.
GÜNLÜK HARCAMA GEREKSİNİMİ 736 LİRA
Günlük harcama gereksiniminin ise 736 lira olduğu belirlendi. En yüksek maliyet grubu 207 liralık harcama gereksinimi ile meyve sebze grubu oldu. Meyve sebzeyi 196 liralık harcama gereksinim ile süt ve süt ürünleri takip etti. Et, tavuk ve balık için yapılması gereken en düşük harcama maliyeti ise 140 lira olarak hesaplandı. Bu grupları takip eden temel besin ögeleri ise şunlar oldu:
• Ekmek: 69,83 lira
• Kayı ve sıvı yağ: 37,43 lira
• Kurubaklagil: 21,27 lira
• Şeker/Bal/Pekmez: 17,41 lira
• Makarna, pirinç vb: 16,53 lira
• Yumurta: 15,87 lira
• Yağlı tohum: 13,89 lira
Gıda harcamalarındaki dağılım daha dar bir gruplandırmayla yüzdeye vurulduğunda ise meyve ve sebze yüzde 28,2 ile ilk sırada yer aldı. Süt ve süt ürünleri grubunun payı yüzde 26,6; et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı ise yüzde 26.1 olarak tespit edildi. Ekmek, makarna tarzı gıdaların toplam içindeki payı ise yüzde 11.74 oldu. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.45 olarak gerçekleşti.



