birgün

-1° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN KİTAP 02.12.2021 10:51

Haydar Doğan ve ‘İçimdekiler’

Haydar Doğan ve ‘İçimdekiler’

Ahmet Zeki YEŞİL

1995 yılından beri Almanya’da yaşayan Haydar Doğan’ın yeni kitabı 'İçimdekiler', Klaros Yayınları'ndan çıktı. Politik anı türünde ve de roman tadında bir kitap. Kapak görseli, yine Almanya’da yaşayan ressam Nuh Ateş’e ait. 'İçimdekiler', Haydar Doğan’ın üçüncü kitabı.

'İçimdekiler', akıcı ve sade bir anlatımla kaleme alınmış gerçek bir yaşam öyküsü. Üniversiteyi bitirdikten sonra yüksek lisans yapma gerekçesiyle Almanya’ya giden Haydar Doğan, hem başından geçen hem de tanık olduğu olayları içtenlikle anlatıyor. Duygu ve düşüncelerini kendine özgü bir dille aktarmayı da ihmal etmemiş. Bunu yaparken yer yer gülümsetiyor, düşündürüp sorguluyor. 60 yıldır Avrupa’da yaşayan insanlarımızın sorunlarına parmak basarken, insanın insanca yaşama hakkına vurgu yapıyor.


Kitapta dikkat çeken bir başka konu; Haydar Doğan’ın başından geçen olayları anlatırken, yaşadığı gerilimi okura hissettirmesi. Örneğin, Almanya’ya giderken havaalanında yaşadığı heyecanlı dakikalar... Öyle ki, kitabı okurken, bir film seyrediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Bu nedenle, satırlar su gibi akıyor.

TAKSİ ŞOFÖRLÜĞÜ!

'İçimdekiler'de, Haydar Doğan’la başlayan ve gelişen olayların içinde yaşam mücadelesi önemli bir yer tutuyor. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, Almanya’da hiç de kolay olmayan bir işe adımını atıyor Haydar Doğan. Taksi şoförlüğü... Kolay değil çünkü, taksi kullanmak için şehri tanıma sınavına girecek, sağlık belgesi ve polisten temiz kağıdı alacak. Üstelik, daha üç yıl bile olmamış Almanya’ya geleli. Dil ise, büyük sorun. Ancak Haydar Doğan bunu başarıyor.
O, klasik bir taksi şoförü değil. Nerede bir şair, yazar görse kendini onların yanına atıyor. Kalem ile kağıdı dost ediniyor. “İkisini de sevdim” diyor. Sevmese, şiirsel bir anlatımla içindekileri ak kağıtlara dökemezdi herhalde. Örnek mi?

“Alıp başımı uzak bir durağa çekilirim
Ve hep olmayacak hayallere dalarım oracıkta,
İstanbul'a varsam, vapura binip adalara gitsem
Kıç tarafında otursam, simidimi martılarla paylaşsam
Bir acı çay içsem, parasını tabağına koysam
Yandaki yolcunun gazetesine kaçamak gözlerle baksam
Sigaramın yarısını rüzgâra versem
Bir sandalda balık ekmek yesem, kokusu on gün çıkmasa elimde…”

Ayrıca kitapta yer yer kendi şiirlerine ve şiir alıntılarına da rastlıyoruz. Haydar Doğan, işi gereği yüzlerce insan tanıyor. İnsan manzaralarından farklı farklı hikâyeler çıkartıyor. Daha çok duygu yüklü olsalar da, sizi acı acı gülümsetecek bazı kişilerden söz etmek istiyorum:

DUYGU YÜKLÜ AMA...

97. yaş kutlamasını yapan Ulrike,
Petersburg Cephesindeki bir Nazi askerinin eşine yolladığı mektubu, 60 yıl sonra alan kızı Karin,
6 yıl önce kaybettiği eşinin mezarını temizleyen yaşlı kadın Heil,
Erken emekli olmak için deli numarası yapan İbrahim,
Yaşamı boyunca camiye uğramadığı halde, domuz üretme ve bakım çiftliğinde çalıştığını çevresinden saklayan Yusuf,
Çocuklara harçlık verdiği için şikâyet edilen kimsesiz yaşlı kadın Ursula,
“Benim size hiç masrafım olmaz ki!“ diyen çocuğun sözleri karşısında duygularını gizlemeye çalışan yardımsever Claudia,
Yeni baskı incil ve broşürlerin, adresine ulaşmasını dört gözle bekleyen Papaz Klaus,
Oturdukları apartmanın ortak bahçesine çiçek dikmek için, yönetimden izin isteyen Opiela Ailesi,
Ormanda topladığı taze cevizler nedeniyle, kendisine ceza kesilen Mardinli Xalo.

‘BEN ATMADIM BABANI’

Kitapta, insanı çok duygulandıran ve hatta insanın yüreğine oturan olaylar da yer alıyor. Bunlardan biri de şu... Haydar Doğan, kendisine bildirilen adrese bir zarf götürüyor. Zilini çaldığı dairenin kapısını, kucağında 3 yaşlarında çocuğuyla bir adam açıyor. Haydar Doğan zarfı adama teslim ettikten sonra, işten çıkarılış belgesi getirdiğini öğreniyor. O anda kendisini kirli bir işe bulaşmış gibi hisseden Haydar Doğan, içinden çocuğa şöyle sesleniyor: “Ben atmadım babanı işten...”

Başka? “Hayvanlarla iletişim semineri”, “Trafikte, arabadan inerek birisine yönelmenin saldırı olarak değerlendirildiği” ve “Hayvanların aç kalmaması için devletin ormanlara ceviz ağacı diktiği” gibi şaşıracağınız hususlar ile de karşılaşacaksınız.

Gerisi kitapta... Sizleri daha fazla meraklandırmayayım. Şu kadarını söyleyeyim, 'İçimdekiler'i bir solukta okudum. Uzun lafın kısası, okuduktan sonra pişman olmayacağınız bir kitap sizi bekliyor...