birgün

9° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 31.01.2021 09:07

Hayvan hakları yasası mücadelesinde son eşik!

Hayvanları eşya statüsünde kabul eden ve onların haklarını korumaktan aciz mevzuattaki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 2004 yılında yasalaştı. Bu yasa hayvana yönelik kötü muamele ve işkenceyi “kabahat” olarak değerlendiriyor yani bu fiilleri suç kapsamına almıyor!

Hayvan hakları yasası mücadelesinde son eşik!

ASLI ALPAR

Önce AKP'li bir kaynağın Hayvan Hakları Yasası’nın “aksilik olmazsa, bütçe görüşmelerinden sonra Meclis'te görüşülecek ilk teklif1” olduğu bilgisi basına yansıdı.

Çok geçmeden AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında2 hayvan haklarıyla ilgili çalışmaların yapıldığını ve önümüzdeki haftalarda yasalaştıracaklarını söyledi.

Meclis’ten basına sık sık yansıyan bu haberler, sokaktan yasamaya süreci takip eden hayvan hakları savunucularının yüreğini ağzına getiriyor. Çünkü Şubat 2019’da kamuoyunun da baskısı ile beş parti grubunun ortak önergesiyle kurulan TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’nun Ekim 2019’da Meclis’e sunduğu taslak raporun ardından Hayvan Hakları Yasası’na dair yürüyen süreç kamuoyu ve alanda çalışan hak savunucularıyla paylaşılmadı.

Bir yandan Türkiye’nin her yanından her gün gelen hayvana yönelik şiddet haberleri diğer yandan yasamadaki belirsizlik… Tam bu sırada bir gelişme oldu. 9 Kasım 2019’da aramızdan ayrılan hayvan hakları aktivisti Burak Özgüner’in annesi Eray Özgüner, Hayvan Hakları Yasası için bir çağrıda bulundu.

BURAK’IN BIRAKTIĞI YERDEN, ANNESİ, YOLDAŞLARI…

Tanımayanlar için biraz Burak’tan da bahsetmek isterim. Çocukluğundan beri sokakta, okulda hayvanların hakları için mücadele eden Burak Özgüner ömrünün son günlerini de Hayvan Hakları Yasası için Meclis’te geçirdi. Türkiye’de ilk defa hayvan hakları savunucularının sistemli bir şekilde ve bütüncül bir yaklaşımla Meclis’te varlık göstermesini sağlayan Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun kurucularından.

Burak Meclis’te tüm partilerin vekillerine durmak yorulmak bilmeden hayvan hakları savunucularının ortak taleplerini anlattı ve ne yazık ki Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’nun taslak raporunu Meclis’e sunmasından yaklaşık bir ay sonra hayatını yitirdi.

Kendisi de oğlu gibi güçlü bir yaşam savunucusu olan Eray Özgüner’in çağrısına dönelim. Oğlu, Burak’ın bıraktığı yerden Hayvan Hakları Yasası’nın hayvan hakları savunucularının talepleriyle kanunlaşması için; hayvan, kent, ekoloji, insan, kadın, LGBTİ+ ve çocuk da dahil olmak üzere, haklar alanında çalışan tüm kurumları, yaşamdan taraf olan tüm kişileri yeni bir mücadeleye çağırdı.

hayvan-haklari-yasasi-mucadelesinde-son-esik-835920-1.
İllustrasyon: Aslı Alpar

BİR KEZ DAHA: #YAŞAMİÇİNYASA

Twitter hesabından paylaştığı videoda Eray Özgüner “Sizleri önümüzdeki günlerde Meclis’e gelmesini beklediğimiz Hayvan Hakları Yasa Tasarısı için dayanışmaya davet ediyorum” dedi ve çok geçmeden Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi kuruldu.

Eray Özgüner’in çağrısıyla 25 Ocak’ta kurulan Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi “Türkiye’de hayvanlara yönelik şiddete son vermek, cezasız kalmasının önüne geçecek kapsayıcı, yaşam hakkını koruyucu ve dönüştürücü düzenlemeleri geliştirmek amacıyla3” ürettiği Hayvan Hakları Yasası’na dair taleplerini geleneksel ve sosyal medyanın gücüyle duyurmaya başladı.

İnisiyatif önümüzdeki günlerde Meclis’e de giderek Burak’ın bıraktığı yerden taleplerini bir kez daha yineleyecek. Taleplere değineceğiz ancak öncesinde hayvan hakları mücadelesinin yaklaşık son yirmi yılına bakalım.

YASAYI BEKLERKEN…

Hayvanları eşya statüsünde kabul eden ve onların haklarını korumaktan aciz mevzuattaki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 2004 yılında yasalaştı. Bu yasa hayvana yönelik kötü muamele ve işkenceyi “kabahat” olarak değerlendiriyor yani bu fiilleri suç kapsamına almıyor!

Kanun hakkında ilk değişiklik talebi 2011’de dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Ancak evde hayvan sayısının kısıtlanması, tüm sokak hayvanlarının tecrit merkezlerinde toplanması gibi maddeleri olan “Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nda hayvan hakları savunucularının hiçbir talebine yer vermedi. Bu tasarı hafızalarda “Ölüm Yasası” olarak kaldı ve Türkiye’nin dört bir yanından tasarıya karşı kitlesel eylemler gerçekleşti.

Ancak tasarı tüm kitlesel eylemlere ve hayvan hakları savunucularının tüm itirazlarına rağmen, 2014 yılında Çevre Komisyonu'nda kabul edildi. Genel Kurul’da görüşülmeyen taslak kadük kaldı.

Bir başka tasarı 2018 Ocak’ta Adalet Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık hazırladığı tasarıyı tüm komisyonlara iletti. Bu tasarı da katılımcı demokrasinin tüm ilkelerini yok sayarak hayvan hakları aktivistleri ile paylaşılmadı.

HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI MECLİS’TE

Yıllardır süren kitlesel eylemlere rağmen Meclis’e gelen tasarılar ortadaydı, hayvan hakları savunucuları yasa yapıcılar tarafından dinlenmiyordu. Buradan hareketle 15 Kasım 2018’de 350’yi aşkın sivil toplum örgütü ve inisiyatifi güç birliği yaptı ve “Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu”nu kurdu. Kurulmasından on gün sonra da Meclis’e gidip milletvekillerine taleplerini anlattı4.

Bugünlerde hayvanlara yönelik artan şiddet haberleri nedeniyle peşi sıra gerçekleşen kitlesel eylemler Şubat 2019’da TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’nun kurulmasına vesile oldu.

Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu, TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu’nu üç defa ziyaret etti. Bu ziyaretlerde Meclis tarihinde ilk kez komisyon üyelerine mezbaha videosu izlettirildi ve yalnızca evcillerin değil tüm türlerin hakları için bir yasa beklendiği belirtildi.

hayvan-haklari-yasasi-mucadelesinde-son-esik-835921-1.
İllustrasyon: Özge Özgüner

KOMİSYON AVCILARI DA DİNLEDİ!

Komisyonun yalnızca hayvan hakları savunucularını dinlemediğini de hatırlatalım. Hayvan sömürüsünden rant elde eden yunus parkı sahipleri, hayvan dövüştürme dernekleri, avcı federasyonları gibi kurum ve temsilcileri de Komisyon tarafından dinlendi.

Komisyon raporunu 23 Ekim 2019’da Meclis Başkanlığı’na sundu. Raporun son halinde hayvanlar “hisleri olan canlılar” olarak tanımlanıyor.

Rapor yunus parklarının kapatılmasından yeni hayvanat bahçelerinin yasaklanmasına, hayvana karşı işlenen suçların Türk Ceza Kanunu kapsamına girmesinden sokakta yaşamını sürdüren evcillerin yaşam hakkını garanti altına alan önerilere kadar umut vaat eden pek çok tavsiye içeriyor. Taslak rapor hayvan sömürüsünü tamamen ortadan kaldıracak tavsiyelere sahip değil ancak bu haliyle dahi önemli bir adıma işaret ediyor.

Rapor, 16 Ocak 2020’de TBMM Genel Kurulu'nda görüşüldü. Meclis’teki tüm partilerin uzlaştığı bu rapor, Türkiye siyasetinde yıllardır tanık olmadığımız sıcak bir atmosfer yarattı. Bu uzlaşmanın üzerinden bir yıl geçti ancak verilen sözler tutulmadı, Hayvan Hakları Yasası halen çıkmadı!

NASIL BİR HAYVAN HAKLARI YASASI?

Lafı uzattık… Peki, hayvan hakları savunucularının talepleri neler?

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi talepleri oldukça kısa ve net bir biçimde kamuoyu ile paylaştı. Burada da yer verelim.

Hayvanların yaşam haklarının anayasal güvence altına alınmasını ve Anayasa’da hayvan tanımı yapılmasını istiyoruz. Anayasa’ya “Devlet, doğal hayatı ve hayvanların yaşam haklarını korumak sorumluluğundadır” maddesi eklenmelidir.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere, eşitsizlik ve ciddi mağduriyetler doğuran mevcut yasadaki “sahipli - sahipsiz hayvan” ayrımının kaldırılmasını istiyoruz.

Hayvana yönelik gerçekleşen öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiillerine, ertelemesiz ve indirimsiz hapis cezası yaptırımı getirilmeli. Yeni ceza infaz düzenlemelerinin ardından, ceza alt sınırı 3 yıl olarak belirlenmeli.

Hayvana şiddet içeren fiil Tarım ve Orman Bakanlığı ile belediye görevlileri ve hayvana bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilirse, bu durum “nitelikli hal” kabul edilerek ağırlaştırılmış ceza uygulanmalı.

Belediyelerin mevcut kanundan doğan görevlerini yerine getirip getirmediği denetlenmeli, belediye görevlileri “soruşturma engeline” takılmadan soruşturulmalı ve görevlerini yerine getirmeyen belediyelere ağır idari yaptırımlar getirilmeli. Söz konusu ceza idari para cezasıysa, ceza, bizlerden toplanan vergilerle değil, ihlali yapan belediye görevlisine kesilerek görevlinin cebinden çıkmalı.

Hayvana yönelik şiddet fiilleri için soruşturma açılması, herhangi bir kişinin ya da kurumun şikâyeti şartına bağlanmamalı; vatandaşın şikâyet hakkı elinden alınmamalı.

Mevcut 5199 Hayvanları Koruma Kanunu'nun 6. maddesi aynen korunmalıdır. Bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan ve yuvalandırılamayan hayvanlar alındıkları noktaya bırakılmalı.

Sorumluluğunu aldığı hayvanı terk eden kişiye en az 10 bin TL idari para cezası uygulanmalı. Bu kişilerin bir daha bir hayvanın sorumluluğunu almasına izin verilmeyecek bir kayıt sistemi geliştirilmeli.

Petshop’larda evcil ve egzotik hayvan üretimi, ticareti ve satışı yasaklanarak suç kapsamına alınmalı ve failler 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmalı.

“Yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” tanımları ile listeleri kaldırılmalı. Hâlihazırda barınaklarda müebbet hapse mahkûm edilen ve ziyaretçilere kapalı olan bölmelerde tutulan bu köpekler rehabilite edilmeli ve aile yanına yuvalandırılmalı. Çünkü tehlikeli olan bu hayvanlar değil bu hayvanları yetiştirip silah olarak kullanan kişiler.

Avcılık ve av turizmi tamamen yasaklanmalı. Cinayet; yasalarla meşrulaştırılamaz.

Hayvanlar için müebbet hapis anlamına gelen hayvanat bahçeleri yasaklanmalı, yenilerinin açılmasına izin verilmemeli.

Hayvanlar için esaret ve işkence merkezleri olan yunus parklarının açılmasına yasak getirilmeli ve hayvanların teşhir, gösteri ve terapi yaptırılmak üzere esaret altında tutulduğu mevcut tüm tesisler en fazla 1 yıl içerisinde kapatılmalıdır. Mevcut tesislerdeki hayvanların ömür boyu bakımını sağlayacak bir koruma modeli için gerekli düzenlemelerin yapılması, bu süreçte hayvanların insan sömürüsünden uzak bir şekilde ömürlerini tamamlamaları ve kurtarılan deniz memelileri için Türkiye'de deniz içi deniz memelisi rehabilitasyon merkezi açılması için gerekli adımlar atılmalı.

Eğitim sürecinde ve ömürlerinin tamamında türlü işkencelere maruz kalan hayvanların hayvanlı sirkler aracılığıyla kötü muamelesine son verilmeli. Hayvanlı kara sirklerinin ve hayvan gösterilerinin hiçbir çeşidinin kurulmasına ya da ülkeye girişine izin verilmemeli.

Hayvan dövüşleri, güreşleri ve yarışları istisnasız bir şekilde yasaklanmalı, faillere ağır yaptırımlar getirilmelidir.

Hayvan deneyleri yasaklanmalı, hayvan kullanılmayan bilimsel metotlara geçilmeli. Fen bilimleri fakültelerinde hayvanlar üzerinde deney yapmak istemeyen öğrenciler için fakülte alternatif yöntemler sunmalı, öğrencilerin etik eğitim hakları korunmalı. Bu süreçte deneylerden kurtulan hayvanlar ise şiddetsiz ve sevgi görecekleri bir ortamda yaşamaları için aktif bir şekilde aile yanına yuvalandırılmalı.

Atlı faytonlar ve at arabaları, İstanbul’da olduğu gibi Türkiye’nin diğer illerinde de yasaklanmalı; hayvanların yük taşımak amacıyla kullanılmasına son verilmelidir. Bu sömürüden kurtulan hayvanların hakları güvence altına alınmalı ve kalan yıllarında sömürüden uzak bir yaşam sürmeleri sağlanmalıdır.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği gibi hayvanlardan kürk elde etmek, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamak, kürk elde etmek için hayvan yetiştirmek/üretmek kesinlikle yasaklanmalı.

Çiftlik hayvanları diye tanımlanan ancak bizler için sadece hissedebilen bireyler olan hayvanların öldürüldüğü ve sömürüldüğü tesislere 7/24 kamera zorunluluğu getirilmelidir. Bu hayvanların yaşadıkları zulüm gözler önüne serilmeli.

Her sene yüzlerce kuşu öldüren, patlama riski nedeniyle insan hayatı için büyük tehlike arz eden, hem ses kirliliğine hem de havada bıraktıkları kimyasallar yüzünden çevre kirliliğine sebep olan, insan sağlığına zarar veren havai fişekler yasaklanmalı.

21. yüzyıl için bir utanç kaynağı olan canlı hayvan ticareti önce yasaklanmalıdır.

Özetle, Hayvan Hakları Yasası mücadelesinde son eşikteyiz. Bu taleplerle, bir arada mücadele etmek için Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’yle dayanışmaya!


1https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-55254614

2https://www.birgun.net/haber/akp-li-akbasoglu-hayvan-haklarini-yasalastiracagiz-331109

3https://yasamicinyasa.org/biz-kimiz/

4https://www.facebook.com/yasamaizleme/photos/1168775513273830

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol