HDP’den özeleştiri: “Tek adama karşı yeterli olamadık”
3’üncü Olağan Kongre öncesinde merkezi konferans düzenleyen HDP, sonuç bildirgesinde parti içi eleştirilere yer verildi. Bildirgede parti politikalarına ilişkin, “Tek adam rejiminin giderek derinleşmesini engelleyecek toplumsal direniş ve örgütlenmeyi yeterli bir düzeyde gerçekleştiremedik” denildi

Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) hafta sonu gerçekleştirilen “Olağan Büyük Konferansı”n ardından bir sonuç bildirgesi yayımlandı.
Bildirgede, “Irkçı, faşist, mezhepçi, din istismarcısı, cinsiyetçi tek adam rejiminin giderek derinleşmesini engelleyecek toplumsal direniş ve örgütlenmeyi yeterli bir düzeyde gerçekleştiremediğimiz, dönemin ruhuna denk düşecek güçlü bir direnişi, beklentileri karşılayacak düzeyde açığa çıkaramadığımız tespitini yapmıştır” denildi.
Pazar günü 3’üncü Olağan Kongresi’ni Ankara Spor Salonu’nda toplayacak HDP’de bu kapsamda çalışmaların sonuna gelindi. Geçen hafta sonu “Güçlü parti, kararlı mücadele” başlığı ile Ankara’da yaklaşık beş yüz delegenin katılımı ile düzenlenen merkezi konferansın ardından yayımlanan bildiride, partinin “eksik kaldığı yönler” vurgulandı.
Kongre kararının ardından Türkiye genelinde sekiz büyük bölge konferans düzenlendiği ifade edilen bildirgede, “HDP, tüm eksikliklerini ve gerçekleştiremediklerini değerlendirme konusu yaparak başta Sur, Cizre gibi direniş kentlerinde yaşanan abluka sürecinde ve demokratik siyasete saldırılar karşısında etkili bir mücadele çizgisini açığa çıkaramadığı için tüm halkımıza özeleştiri vermektedir” mesajı paylaşıldı.
“Yaşam cehenneme çevrildi”
HDP’nin son iki yıllık politik ve örgütsel mücadele döneminin değerlendirildiği konferansın ardından siyasi ve bölgesel gelişmelere ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı:
“Ortadoğu’da yaşanan emperyalist işgal ve yeni egemenlik savaşlarının son saldırısı, Suriye halklarına karşı sürdürülmektedir. Halkları birbirine kırdıran bu güçler, selefi cihatçı örgütler eliyle yaşamı cehenneme çevirmiştir.”
“Örgütlenme seferberliği”
“Konferansımız, 2018 yılının faşizmin tüm kurumlarıyla yerleşmesini engellemek açısından bir yol ayrımı olduğunun bilinciyle buna denk yeni ve direngen bir söylem geliştirmenin önemini vurgulamaktadır. Konferansımız, bu dönemin sorumluluklarını yerine getirebilecek bir örgütlenme pratiği ortaya koyma gereğinin farkındalığıyla radikal demokrasi perspektifiyle taban örgütlenmesi hedefine uygun çalışmalar yapılması hedefini benimser ve örgütlenme seferberliği başlatır.”
“Laik yurttaşlık” vurgusu
“Konferansımız, çoğulcu, laik, eşit yurttaşlık temelinde, yerel demokrasi mücadelesi ve yerinden yönetim anlayışımızla tarif ettiğimiz demokratik bir cumhuriyet ve yeni bir toplumsal sözleşmenin ihtiyacını kuvvetle ifade eder. Türkiye siyasetinde tek çıkış yolunun toplumsal mücadeleyi büyütmek, demokratik toplumsal muhalefet dinamiklerini buluşturmak olduğu açıktır.”


