birgün

18° PARÇALI BULUTLU

Hekime şiddet cerrahiye yönelimi azaltıyor: ‘Doğum uzmanı dahi kalmayacak’

En az rahim ağzı kanseri kadar tehlikeli olduğu ifade edilen endometriozis hastalığı, kısırlık ortaya çıkana kadar fark edilmiyor. Prof. Dr. Cihat Ünlü, hastalığın erken teşhisi için düzenli bir jinekolog kontrolü önerirken Türkiye’de son yıllarda artan hekime şiddet olaylarına da değiniyor. “Hekime şiddet cerrahiden kaçışa neden oluyor. Yakında muayene olacak jinekolog bulamayacağız”.

YAŞAM 01.06.2022 06:30
Hekime şiddet cerrahiye yönelimi azaltıyor: ‘Doğum uzmanı dahi kalmayacak’
Abone Ol google-news

Öznur KAYA

Türk Alman Jinekoloji ve Araştırma Vakfı’nın (TAJEV) Antalya’da düzenlediği 14’üncü Türk-Alman Jinekoloji Kongresi, farklı ülkelerden çok sayıda jinekoloğu bir araya getirdi. Kongrede jinekoloji alanında yaşanan bilimsel gelişmeler, hekimlerin karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı.

TAJEV Başkanı ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadınlarda kanser riskini 13 kat arttıran endometriozis hastalığına dikkat çekerek hastalığın doğurganlık ve üreme çağında ortaya çıktığını ifade etti.

‘ENDOMETRİOZİ BEYİNDE VE GÖZDE BİLE YAYILABİLİR’

Hastalığı ‘sinsi bir düşman’ olarak tanımlayan Ünlü, “Bu hastalık, doğurganlık ve üreme çağında ortaya çıkan, östrojen hormonu bağımlı ve sadece kadınlarda görülen bir hastalık. En çok yumurtalıkları etkiliyor ama yumurtalık dışında da karın zarında, başka organlarda, hatta beyin ve gözde bile bu hastalın yayıldığı görülmüş” dedi.

Prof. Dr. Farr Nezhat ise endometriozis hastalığında minimal invaziv cerrahinin önemine işaret etti. Nezhat, Endometriozis hastalığının bütün vücudu etkileyen bir hastalık olduğunu vurgu yaparak, “Potansiyel olarak da kansere dönüşme riski olan bir hastalık. Kanser açısından bir öncü dahi sayılabiliyor” ifadelerini kullandı.

Endometriozis hastalığında kadınların çeşitli semptomlarla sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Ceana Nezhat da, “Aslında sorunun 20’li yaşlardan itibaren yavaş yavaş gelişmeye başladığını görüyoruz. Gençler tanı konulana kadar 12-13 doktoru ziyaret ediyorlar. Tanı konulduğunda aslında çok geç kalınmış oluyor. Ağrının şiddetiyle acile başvuran genç kızlar var” dedi.

‘MİNİMAL İNZAVİV SADECE JİNEKOLOJİDE UYGULANMIYOR’

Prof. Dr. Camran Nezhat ise, “Endometriozis kötü bir hastalık. Hatta kanserden dahi kötü bir hal alabilir. Tedavisi de cerrahi açıdan bakıldığında kansere nazaran çok daha zor. Ama artık minimal invaziv yaklaşımlarla bu ameliyatlar yapılabiliyor. Endometriozis gibi zor olan bir ameliyatın bu yöntemle yapılması demek, aslında her şey için yapılacağı anlamına geliyor. Çünkü milyonlarca defa uygulanıyor ve komplikasyonlarının çok az olduğu görülüyor. Bu yalnızca jinekoloji alanında değil, üroloji, göğüs cerrahisi, baş, boyun, eklem alanında olmak üzere pek çok alanda uygulanan bir yöntem” şeklinde konuştu.

HEKİME ŞİDDET, CERRAHİYE YÖNELİMİ AZALTIYOR

Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda (TUS) hekimlerin tercihi konusunda bu yıl kadın doğum alanının en alt sıralarda yer aldığını ifade eden Ünlü, hekimlerin çalışma koşullarının kötülüğüne de işaret etti. Ünlü, jinekolojinin alt sıralarda yer almasına ilişkin “Bu yıl jinekoloji tercih listesinde en alt sıralarda yer aldı. Halbuki yıllar önce en üstteydi. Hekimler, komplikasyondan, hata yapmaktan korkuyorlar ve riskli hastaları almıyorlar. Çünkü riskli hastada bir komplikasyon olduğu zaman başına pek çok iş gelebilir, hasta yakını tarafından darp edilebilir hatta öldürülebilir. Bu nedenle riskli cerrahiden kaçış var. Burada devletin güvencesi lazım. Burada toplumun bilinçlendirilmesi, ceza yasalarının çok aktif bir şekilde uygulanması, hekimin rahat ve serbestçe çalışması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Cihat Ünlü, Kadın Hastalıkları ve Doğum UzmanıProf. Dr. Cihat Ünlü, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Ünlü, son yıllarda giderek artan hekime şiddet olaylarının hekimler üzerindeki etkisine ilişkin “Hekim adayları risk almaktan korkuyor” dedi.

‘SORUMLULUĞU DOKTORA YÜKLEYEN BİR SAĞLIK SİSTEMİ VAR’

Kongre katılımcılarından Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi’nde görev yapan Jinekolog Tuğçe Gökalp, BirGün’e yaptığı açıklamada Prof. Dr. Cihat Ünlü’nün işaret ettiği jinekolojiyi tercih eden tıp öğrenci sayısındaki azalmaya değinerek bunun yalnızca jinekoloji değil hemen her branşta yaşandığını söyledi.

“Dahiliye ve çocuk da tercih edilmemeye başlandı” diyen Gökalp, bunun nedenlerine ilişkin “Riski olan bir hastayı takip eden doktoru hukuki olarak koruyan bir yasa yok. Sorumluluğu doktora yükleyen bir sağlık sistemi var. Sağlık çalışanlarını artık ülkenin her yerinde yaygınlaşan şiddete karşı koruyan bir sistem de yok.

‘HEKİMLER HASTAYLA MİNİMUM TEMASI OLAN BRANŞLARA YÖNELİYOR’

Kendi açımdan risk gördüğüm bir hastayı takip ederken arka planda düşündüğüm şey öncelikle ‘şiddete uğrar mıyım?’ sonrasında ise ‘öngörülemeyen komplikasyonlara karşı beni koruyacak bir yasa olmadığı için ne yapabilirim?’ diye düşünmek oluyor. O yüzden artık yeni nesil hekimler risk oluşturmayacak hasta ile minimum teması olan branşlara yöneliyor. Jinekoloji uzmanı, gebe takibi ve doğum sürecinde hem annenin hem bebeğin sağlığını iyileştirmek ve düşünmek zorunda ve bu da diğer branşlara göre riski artırıyor” ifadelerini kullandı.

“MENOPOZ YAŞINI 60’A ÇEKECEĞİZ’

Dünyada ilk yumurtalık dondurma operasyonunu gerçekleştiren Prof. Dr. Kutluk Oktay, menopozu önleme ve geciktirme konusunda yeni buluş ile teknolojilerden bahsetti. Bir kadının hayat boyu 500 yumurtlama gerçekleştirdiğini aktaran Oktay, “Doğuştan 50 yaşına kadar ayda 2 bin yumurta aslında boşa gidiyor. Diyelim ki, 35 yaşında siz overinizin üçte bir kısmını alıp dondurdunuz. Daha sonra menopoza yaklaştığınız zaman, ekstra yumurta olduğu için biz onu kısım kısım nakledip, menopozu 50 değil 60’a çekeceğiz. Şu anda over dokusunu dondurmanın gittiği yön o” diye konuştu. Oktay, alternatif tıp yöntemlerinin tercih edilmemesini ifade ederek “Tıbbın alternatifi olmaz” dedi.

Prof. Dr. Yusuf Üstün ise anne ölümlerine dikkat çekti. Her yıl dünya genelinde yaklaşık 500 binden fazla kadının gebelik ve doğum sırasında öldüğünü söyleyen Üstün, “Türkiye, anne ölüm oranlarını azaltmada örnek bir ülkedir ancak yapılması gereken çok şey var. Tüm dünyadaki anne ölümlerinde başta gelen sebepler ciddi kanamalar, enfeksiyon ve hipertansif bozukluklardır” ifadelerini kullandı.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol