birgün

23° AZ BULUTLU

Hem cebe hem de psikolojiye zarar

Haziran ayı yıllık enflasyon yüzde 78,62 olarak açıklandı. Bu şekilde devam ederse eylül sonunda yüzde 100’e dayanmış olacak. Her gün fiyatları izlemek, ucuz domatesin peşinde koşmak, düşünmek hepimizi helak ediyor.

EKONOMİ 05.07.2022 06:30
Hem cebe hem de psikolojiye zarar
Abone Ol google-news

Haziran ayında tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 4,96 artınca yıllık enflasyon yüzde 78,62’ye yükseldi. Normalde yaz aylarının enflasyonun yatay seyrettiği bir dönem olduğu düşünülürse, doludizgin fiyat artışlarının hız kesmeden sürdüğü görülür. Basit bir hesaplamayla, enflasyon önümüzdeki üç ay yüzde 5 temposuyla artamaya devam ederse, Eylül sonunda yüzde 99’u bulup, yüzde 100’e dayanmış olacak.

Ay içinde yapılan elektrik, doğalgaz, motorin, benzin, çay, uçak bileti zamları zaten enflasyon ivmesinin devam ettiğini gösteriyordu. Sebze ve meyvenin bollaşmasının beklendiği yaz aylarında dahi gıda ve alkolsüz içecek fiyatları işlenmiş gıdaların etkisiyle yüzde 2,09 artış sergileyince, yıllık gıda enflasyonu yüzde 94’e yükselmiş oldu.

Yoksul kesimlerin harcamalarının büyük ölçüde gıda, konut ve ulaştırmaya sıkıştığı düşünülürse; konut enflasyonunun aylık yüzde 8,34 sıçramayla yüzde 75,09’a, ulaştırmanın ise aylık çift haneli yüzde 10,59’luk bir artışla yüzde 123,34’e varması sonucu yaşamın dar gelirli yurttaşlar için daha da zorlaştığı net biçimde görülüyor.

Ana harcama gruplarına göre yıllık TÜFE değişim oranlarına baktığımızda; giyim ve ayakkabı (yüzde 26,99), eğitim (yüzde 27,76), sağlık (yüzde 39,34 ile eğlence ve kültürün (yüzde 50,52) endeks artışının altında kalması, bu mecralarda fiyatların göreceli ılımlı seyretmesi dikkat çekiyor. Bunun başlıca iki nedeni var; birincisi, hizmet sektörleri ticarete konu değil ve döviz kuru değişimlerinden daha az etkileniyor. Döviz kurunun kontrol edilememesi, dolayısıyla nihai fiyatlara daha az yansıyor. İkincisi, varlıklı kesimler dışındaki halk, özellikle de dar gelirli kesimler zorunlu günlük harcamalar dışında eğitim, sağlık, eğlence ve kültür hizmetlerinden yararlanamıyor. Kılık kıyafete para ayıramıyor. Bunun tek istisnası, yüzde 79,55 artış gösteren lokanta ve oteller. Bu verinin de açıklaması, büyük olasılıkla turizm sezonunun geçtiğimiz iki yıla göre canlı geçiyor, dövizle harcama yapan turistlere yüksek maliyetlerin yansıtılıyor olmasıdır.

Tüm bu bulgular, yoksul halk kesimlerinin hem öncelikli ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının manşet enflasyondan daha fazla artması, hem de eğitim ve sağlık gibi gelecek kuşakların refahını da etkileyecek hizmetlerden yoksun kalmaları nedeniyle, enflasyonun darbesini daha sert yediklerini kanıtlıyor. Diğer bir ifadeyle enflasyonun sınıfsal boyutunu yansıtıyor.

hem-cebe-hem-de-psikolojiye-zarar-1037122-1.

ÜRETİCİ FİYATLARI MAKASI AÇILIYOR

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık yüzde 6,77, yıllık yüzde 138,31 artış gösterdi. Üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki makas 60 puana kadar rekor bir düzeyde açıldı. Bu önümüzdeki dönemde de tüketici fiyatlarına üretici fiyatları kanalıyla basıncın devam edeceğinin açık bir belirtisi.

Üretici fiyatlarını tüm dünyada aşırı yüksek seyreden enerji fiyatlarının yukarı çektiği söylenebilir. Ne var ki, ara mallarının da yüzde 126’lık artışı, üç haneli enflasyonun enerji ile sınırlı olmadığını söylüyor. İmalat sanayindeki yüzde 120,47’lik fiyat değişim oranı da, üretici fiyatlarının tüketim malları fiyatlarını önümüzdeki dönem de artıracağının teminatı gibi…

MEMUR ZAMMI YÜZDE 47 OLMALI

2022’nin ilk altı ayındaki tüketici enflasyonu yüzde 42,35’e ulaştı. Böylece memur ve memur emeklilerine ödenecek enflasyon farkı, Ocak 2022’deki yüzde 5 toplu sözleşme zammı düşünülünce yüzde 37,35’i buldu. Bunun üzerine yüzde 7 toplu sözleşme zammı da eklenecek. Aziz Çelik arkadaşımızın altını çizdiği gibi, burada hesaplamanın, enflasyon farkının yüzde 7 faktörü ile çarpılmasıyla bulunması, maaş zammının yüzde 47 şeklinde gerçekleşmesi gerekiyor.

hem-cebe-hem-de-psikolojiye-zarar-1037124-1.

İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin 500 Sanayi Kuruluşu Araştırması, bu şirketlerin karlarının 2021’de yüzde 137,2 artarak 219,4 milyar TL’ye yükseldiğini göstermişti. İşçi başı ortalama ücret artışı ise sadece yüzde 26,3 olmuştu. Bu sermaye kesiminin enflasyona karşı korunmak şöyle dursun, bu ortamdan beslendiğini gösteriyor. Öyleyse emek kesiminin zararlarının da ücret artışları ile telafi edilmesi gerekiyor. Demek ki özel sektördeki ücretlerin de en az yüzde 47 artırılması zorunlu.

Aslında yüksek enflasyon ortamları işçi sınıfının mücadele potansiyelinin yükseldiği dönemlerdir. Çünkü düşük enflasyon döneminde emek gelirlerindeki erozyon çok dikkat çekmeyebilir, işçi sınıfının kolektif hak arayışları gündeme gelmeyebilir. Enflasyon dönemlerinde ise direniş gereği daha kolay kavranarak, militanlık potansiyeli artar.

YÜKSEK ENFLASYON YAŞAMI ZİNDAN EDİYOR

Enflasyon toplumda yorgunluk, bezginlik, tepkisellik yaratıyor. Her gün, sürekli fiyatları izlemek zorunda kalmak; zeytinyağı mı alsam, ayçiçek yağı mı; tereyağı mı, margarin mi kararını vermek, domatesi nereden ucuza bulurum diye koşuşturmak başlı başına bir sorun. Şimdi mi alsam, haftaya mı, kredi kartı bakiyesinin bu ay ne kadarını kapatsam, kirayı nasıl denkleştirsem, faturaları hangi parayla ödesem, acaba ihtiyaç kredisi mi çeksem, tatile gidemeyeceğimizi çocuklara nasıl ve ne zaman söylesem ikilemleri hepimizi helak ediyor.

Ülkemizde kötü ekonomi politikalarından kaynaklanan faizi düşürme inadıyla döviz kurlarından beslenen, dünyada hammadde ve enerji fiyatlarının yükselmesiyle katmerlenen arz kaynaklı bir enflasyon egemen. Geniş halk kesimlerinin talep fazlası yaratacak harcama gücü zaten yok. Kimi ülkelerdeki gibi pandemi döneminde nakdi yardımlarla ek bir alım kapasitesi de yaratılamadı. Olsa olsa bireysel kredilerle zorunlu ihtiyaç maddeleri alımını önce çekmekten kaynaklanan bir talep canlanması söz konusu olabilir. O kapı da makro ihtiyati önlemler denilen, bireysel kredileri zorlaştıran, maliyetlerini artıran adımlarla büyük ölçüde kapatıldı.

Bu nedenlerle enflasyonun önümüzdeki aylarda da insanlarımızı hem ekonomik, hem de psikolojik yönden zayıf düşürme riski giderek artma eğilimi gösterecek.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol