birgün

24° AZ BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 29.12.2019 09:43
author

Hep bana, hep bana

Yoksulluğun yol arkadaşı eşitsizlik toplumun ayarını da bozar, gelir dengesizliğinin yarattığı öfke ve mutsuzluk kendine hedef arar. Düşük sosyoekonomik statüde olma “stresi” beyin dokusunda özellikle serotonin geninin çalışmasını ve amigdala fonksiyonunu bozarak negatif duyguya hassasiyeti arttırmasıyla depresyonun gelmesini kolaylaştırır.

Hep bana, hep bana

2019’da iklim krizini durdurma ve dünyayı kurtarma hareketinin sözcüsü konumuna gelen kişi otizm tanılı bir genç kız oldu. Otizm, empati kusurlarıyla tanımlanan bir gelişim bozukluğu. Empati önemli bir doğal sosyal refleks. On binlerce yıl içinde gelişen bu refleks içinde olunan bağlama göre kolayca ‘hep bana hep bana’cılığın biyolojik zemini haline de gelebilir.

Günümüzde empatinin yönünü sadece kendimizden olana çevirdiğimiz bir dönemde isek, bu durumun kaynağı nelerdir? Empatinin içini biraz daha kurcalamalı mıyız? Toplumda olan biten yıkıcı olayların nedenlerini ruhsal durumumuzla açıklamak yeterli mi? Sosyal ve ekonomik konumun ve durumun belirleyiciliği nerede etkili olmaya başlar?

2019 içinde BirGün Pazar için yazdıklarımın çoğu bu soruyla ilgili. Önceki yıllardakiler de pek farklı değilmiş aslında. Yıl içinde yazdıklarımdan alıntılanmış cümleler, paragraflar ile bir potburi yapayım.


Temel duygumuz

Korku: Parçalanmaktan, bütünlüğümüzün bozulmasından, bir şeylerin eksilmesinden korkuyoruz. Bazen korkulacak şeylerden korkmayıp, korkulmayacak şeylerden korkuveriyoruz. Bu kafa karışıklığı, korkulacak durumlara yönelik şaşırtmacalarla kötüye de kullanılabilir.

Öğrenciler

Yılsonunda yayımlanan PISA değerlendirmelerinde akademik skorlardaki küçük ve hormonlu olduğu söylenen değişikliklerin yanı sıra ülkemiz öğrencilerinin 2 özelliği yaşamlarını belirlemeye devam ediyor. Bunlar: 1) “İyi hazırlansam bile kendimi sınavlara bir türlü hazır hissedemiyorum”: kaygı ve stres düzeyi en yüksek olan birkaç ülkeden birisi, 2) “Sınıfımın en iyilerinden birisi olmalıyım”: rekabetçiliği en yüksek birkaç ülkeden birisi. Üstelik bu özellikleri taşıyan birçok başka ülke öğrencisinden farklı olarak başarısı oldukça düşük. Kaygı ve stres ile başkalarının önüne geçme “gerekliliği” bir araya gelince başarı iyice düşüyor.

Yetişkinler gençlerden kopuyor mu?

Zayıflara kötü muamelenin hak bilinerek reva görüldüğü bir ortamda yetişen gençlerin kendi hallerine bırakıldıkları, aileleri ve öğretmenleri ile ilişkilerinin uzak ve mesafeli olduğu, birbirlerinden başka kimsenin hayatlarında yer almadığı bir ortamdan ne bugün için ne de gelecek için hiç medet umamayız. Kopukluk, kopuşu hızlandırır.

Şiddet ruhumuzdaysa kökleri şiddeti meşru gören düzende

Kadına şiddet ve cinayetlerin tırmanışını anlamak için psikolojik sebepler aransa da, psikolojik perspektif toplumda yaygınlaşan ve meşrulaştırılan şiddeti anlamaya ve açıklamaya yetmez.

Durumu tek tek çocuk, birey ve aile düzeyinde anlamaya çalışmak için yeterli olabilecek psikolojik bakış toplumun her zerresine yayılarak etkisini gösteren şiddeti açıklama için kullanıldığında şiddetin asıl kaynaklarını gizleyici, bireysel iradenin ürünü gibi gösterici ve dolayısıyla yanıltıcı etkileri olabilir.

Şiddet bir yandan eşitsizlik, yoksullaşma ve toplumsal gelecek beklentisinin karanlıklaşması gibi etkenlerden beslenirken, bu yapıyı sürdürmek için gereken baskıcı, toplumda ikilikler yaratıcı ve bireysel silahlanma gibi araçlarla şiddet uygulamayı kolaylaştırıcı ve meşrulaştırıcı yönetim biçimiyle yerini sağlamlaştırır.

Bilimdışı

Yılın son yazılarına ayırmam gereken zamanı aşılar konusu üzerinden bilim karşıtlığını teşhir etmekle geçirdim. “Sermaye”ye karşı olmanın bilim dışı fikirlere mazeret sayılmayacağını aşı karşıtı metinlerde gördük. Bilim karşıtlığının yöntemleri sağda da “sol”da da hep aynı: Kendi gö rüşlerini kanıtlamak için (bilimsel ve toplumsal sorumluluktan muaf sayıldıklarından ötürü) verilerin içinden sadece kendi görüşlerini destekleyici gözükenleri seçip, görüşlerinin kofluğunu gösterebilecek bilgileri ayıklamak. Bu da yanıltıcı tutumun bilgisizlikten ziyade en iyi olasılıkla ideolojik körlük ile ilgili olduğunu gösterir. Bilimin karşısına kurguyu çıkartmak, kanıtlamanın yerine iknayı, kanıtın yerine deneyimden kopuk kanaati koymak gibi yöntemlere dayanarak çocukların sağlığını ciddi bir riske sokan yaklaşımlar.

Sahte iyimserliğe son veren çocuk

Umut belirsizlikten beslenir, umut iklim krizine ilişkin pasifliği besler: “Belki bir yol bulunur, belki işler kendiliğinden yola girer, güneş panelleri, yeni enerji kaynakları” umuduyla dünyanın geri döndürülemez bir çizgiye gelmesine seyirci kalmak Greta’ya göre akıl işi değildir: “Ya yok olacağız, ya da karbon emisyonlarını durduracaksak hemen durduracağız.” Bu ikisi arasında, tıpkı yaşam ile ölüm arasında olduğu gibi, bir ara nokta yoktur.

Otizmli çocuklar yuhalandıklarında

Zorbalık sadece dil, din ve siyasi olarak azınlıkta olanlara, mültecilere ya da hekim, öğretmen gibi hedef gösterilen meslek gruplarına değil, bir sebeple farklılaşmış ve fazladan ihtiyaçları olan çocuklara bile yönelebiliyor.

Greta da, otizm spektrumunda olmaktan gurur duyar, ama otizmi romantize edenlerden farklı olarak bunu bir ayrıcalık ya da üstünlük durumu, bir lütuf olarak görmez. Birçok otizm tanılı kişi için bu tanı dışlanmak, zorbalıkla karşılaşmak ve acı çekmek demektir. Ancak çok uygun şartlar oluştuğunda duruma verilen çerçevenin dışından bakabilmeyi, çıplak ve acıtıcı gerçeğin tutkuyla peşinden gitmeyi, kimsenin ne diyeceğini düşünmeksizin pat diye söylemeyi de getiren bir durumdur. “Otizm Spektrumunda olmak her şeyi net biçimde, neredeyse siyah ve beyaz olarak görmeye imkân verir. Biz otizm spektrumunda olanlar, yalandan pek anlamayız. Sizin pek bayıldığınız o sosyal oyunlarda yer almak da keyif vermez.”

Yoksulluğun beyin gelişimini bozucu etkisi

1,099 çocuğun beyin görüntülerinin analizine bakılan önemli bir çalışma Nature Neuroscienceda yayımlandı (Noble ve ark., Mart 2015). Sonuçlar oldukça net: yıllık 25 bin dolardan az kazanan ailelerin çocuklarının beyin yüzölçümleri yılda 150 bin dolardan çok kazananlardan yüzde 6 daha küçük. Beyin kıvrımlarının çokluğu oranında artış gösteren beyin yüzölçümü bilişsel beceriler (öğrenme, muhakeme gibi) ile doğrudan ilişkili.

Yoksulluğun yol arkadaşı eşitsizlik toplumun ayarını da bozar, gelir dengesizliğinin yarattığı öfke ve mutsuzluk kendine hedef arar. Düşük sosyoekonomik statüde olma“stresi” beyin dokusunda özellikle serotonin geninin çalışmasını ve amigdala fonksiyonunu bozarak negatif duyguya hassasiyeti arttırmasıyla depresyonun gelmesini kolaylaştırır. Toplumun ve gelecek kuşakların ruhlarının yoksulluğun ve eşitsizliğin yarattığı karamsarlık ve yetersizlik duygularıyla kararmasını istemiyoruz.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız