Hep birlikteyiz
EMO Ankara Şube seçimi için ‘‘Kökleri sağlam, dalları genç bir EMO’’ sloganıyla mavi listede birleşen Demokrat Mühendisler, “Demokrasinin, düşünce özgürlüğünün, bilimsel düşüncenin yanındayız” diyor.

Etki Can BOLATCAN
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi, 7-8 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilecek genel kurul ve seçimlerle yeni yönetimini belirlemeye hazırlanıyor. Seçimler öncesi "Kökleri sağlam, dalları genç bir EMO" sloganıyla mavi liste ile yola çıkan Demokrat Mühendisler ile konuştuk. Demokrat Mühendisler’in başkan adayı olan Ramazan Pektaş, geçmiş dönemlerde şubeyi başarıyla yönetmiş isimlerden biri. Demokrat Mühendisler, özellikle genç mühendislerin yaşadığı sorunları gündeminin ilk sırasına koyuyor.
Seçimlere az bir zaman kala sizin gözünüzden durum nedir? Nasıl bir genel kurul ve seçim bekliyorsunuz?
EMO Ankara Şube seçimleri son yıllarda hep birbirine yakın oy oranları ile sonuçlandı, geçen dönem de karma liste olarak sonuçlandı. Bu yıl 7 Şubat’ta Orman Genel Müdürlüğü’nde Genel Kurul, 8 Şubat’ta da Ankara Atatürk Lisesi’nde seçimler yapılacak, önümüzde çok az bir süre kaldı. Kendi çalışmalarımıza, program hedeflerimize ve üyelerimizi seferber etmeye odaklandık. Aleyhimizde gerçek dışı söylentiler dolaştırılsa da bunlara kulak asmıyoruz. Demokrat Mühendisler birleşmiş olarak mavi renkli liste ile seçimlere giriyoruz. Bu bizim uzun yıllardır genellikle birlikte yönetimlerde bulunduğumuz farklı renklerin mozaik olduğu Demokrat Mühendisler’in tek ve ortak listesidir, içimizdeki hiçbir grup diğer listelere destek vermemektedir.
İki yıl önce yapılan seçimlerde mevcut Ankara Şube Yönetimi farklı bir listeden oluşmuştu, sizi bu yönetimden ayıran nedir? Başlıca eksik bulduğunuz noktalar nelerdir?
Özellikle mevcut yönetim kurulunu oluşturan anlayışın sıklıkla yaptığı gibi geçmişi didikleyip buralardan sorun üretmek değil, geçmişten ders alarak ileriye bakmayı tercih ederiz. Çünkü geçmişe bozuk plak gibi takılmak, odamızı ileriye götürmez aksine patinaj yaptırır. Ancak; elektrik, elektronik, haberleşme, kontrol, otomasyon, biyomedikal mühendisliklerini içinde barındıran alanımızda teknolojik ilerlemeler baş döndürücü bir hızda ve bizim bütün bu yenilikleri takip etmemiz, bu doğrultuda kendimizi ve eğitim programlarımızı güncellememiz, yeniliklere uygun akademik ve sektörel etkinlikler yapmamız zorunluluktur.
Peki, doyurucu ve beklentileri karşılar nitelikte güncel etkinlikler yapabiliyor musunuz, burada akademik kapsamı nasıl dolduruyorsunuz?
Meslek odalarının önemli işlevlerinden veya görevlerinden birisi de akademi, kamu ve endüstri kuruluşlarını bir araya getirmek bu bir araya gelişlerde ilgili tüm tarafları buluşturmaktır. Biz bu etkinliklerde hem üyemizle buluşmayı hem de mesleki konuları masaya yatırmayı başarmış deneyime sahip kadroları bulunan bir topluluğuz. Seçildikten sonra ilk yapacağımız işlerden birisi atıl kalmış, mesleki denetim yapmakla sınırlanmış temsilciliklerimizin harekete geçirilmesi olacaktır. Tabii bu etkinlikleri kamu ve özel kuruluşlar ile olduğu kadar üniversiteleri de dahil ederek tamamen bilimsel temeller üzerinde herkesin fikrini söyleyebileceği zeminler olarak kurgulayacağız.
Siz sıklıkla siyaset yapmakla eleştiriliyorsunuz, nedir bu "siyaset yapma" konusu?
Buna basitçe ‘siyaseti nasıl algıladığımıza bağlı’ diyebiliriz ancak şunu net olarak ifade edeyim ki biz siyasetin sıradan anlamında bir siyasi ilişkiler yumağının parçası değiliz. Her üyemizin, her vatandaşımızın, hatta yöneticilerin de siyasi parti bağları veya sempatileri olabilir, ki mevcut yönetim bu anlamda “Odalarda siyaset yapılıyor” dediğinde, biraz kendini anlatıyor diyebiliriz. Bizim içimizde de siyasi angajmanı olanlar olduğu gibi hiç olmayanlar da var, farklı angajmanlara sahip olanlarımız da var. Ancak dile getirdiğimiz/getireceğimiz yaklaşımlar ve düşünceler kendi fikrimizden önce EMO bütünselliğinin fikrini yansıtmalıdır. İç tartışmalarımızda bireysel fikrimizin mutlaka önemi vardır elbette.
EMO düzleminde iddia ortaya koyan ve bizi sürekli siyaset yapmakla suçlayanlar belki önce "Siyaset nedir?" sorusuna cevap vermeliler sonra da kendilerini hizaladıkları günlük siyasi örgütlerle olan ilişkilerine bakmalıdırlar. Hizalandıkları merkezi ve yerel iktidarları zor durumda bırakmama güdüsüyle sessiz kaldıkları her şey bu odaya, odanın üyelerine, topluma karşı bir mahcubiyet sebebi olması gerekirken "Cambaza bak" der gibi siyaset yapıyorlar demek gerçekten çok subjektiftir.
Ülkede kamu malları yağmalanmışsa, enerji ve haberleşme alanları gibi kamu tekeli olması gereken kuruluşlar peşkeş çekilmişse, eğitim ve sağlık ticarileştirilmişse, herkese eşit hukuk ve herkes için adalet yerine güçlünün hukuku dayatılmışsa, kamu kadrolarında liyakat değil sadakat öne çıkmışsa, emeğiyle geçinenlerin ve emeklilerin gelirleri günden güne erimişse, yolsuzluk sıradanlaşmışsa bunlara karşı çıkmak siyaset yapmak değil meslek odasında yönetici olmanın ta kendisidir. Odamızın özerk yapısını koruyoruz başkaları gibi bir yerlere tekmil vermiyoruz.

Oda/şube üyeleri arasındaki yönetim dengesini nasıl sağlayacaksınız?
Oda üyeleri homojen bir gurup değil, yani siyasi düşüncesi farklı olanlar var, kadınlar, gençler, emekliler, kamuda ve özelde ücretli çalışanlar, işsizler, akademisyenler, kendi işini yapanlar, büyük firma sahipleri vb. onlarca farklı gruplaşma var. Oda’nın, her üyeye eşit mesafede durabilen, hizmet üretimi yerine meslek alanını düzenleyen, eğitimler ve etkinliklerle üyelerin mesleki gelişimlerini destekleyen, akademik ve sektörel etkinliklerle teknolojik tartışma ortamları yaratan, kapsayıcı faaliyetler ile Odamızın bilinirliğini ve prestijini yükselten, bağımsız ve özerk duruşuyla kamu kurumu niteliğinde bir meslek odası olmanın gerekliliklerini yerine getiren, kamu kurumlarıyla eşgüdüm içinde çalışan, üyenin hak ve çıkarlarını koruduğu kadar halkın ve ülkenin çıkarlarını da koruyan, tarihi ve kültürel mirasa saygı duyan ve sahip çıkan, kamucu bir bakış açısına sahip olmakla bu dengeleri sağlayan bir yapı olarak görüyoruz. Bütün bunlara uyarsanız denge kendiliğinden sağlanır, tabi ki başkalarının konumunu göz ardı ederek kendi konumuna uygun yaklaşım ve düzenleme isteyenler doğal olarak üzüleceklerdir.
Bizler geçmişi reddetmeyen ondan ders alan, bugünü kavrayan geleceği ise kucaklayan bir çalışma anlayışına sahibiz. Yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı uluslararası tekellerin veya emperyalist histerilerin sofrasına sunanlara karşı kaynaklarımızın halkın ortak malı olduğuna inanıyoruz. Kimse karnından konuşmasın veya popülist söylemlerle insanları manipüle etmesin, bizim öncüllerimiz dün Filistin’de Filistin halkının yanındaydı biz bugün hala aynı şekilde düşünüyoruz, nasıl 6. Filoya karşı çıktıysak kaz dağlarını delik deşik eden altıncı filoya da karşı çıkıyoruz. Nehirlerimizi borulara hapsedenlere, nükleer lobicilere teslim olanlara, termik santrallerin küllerini zeytinliklerimize ve ormanlarımıza tercih edenlere karşı olduk olmaya devam edeceğiz. Her koşulda barışın, demokrasinin, düşünce özgürlüğünün, insan haklarının, bilimsel düşüncenin yanındayız. Her türlü sömürü, yolsuzluk, talan, soygun, adaletsizlik, gelir eşitsizliğinin de kesinlikle karşısındayız.


