Her melodi kendi rengini taşımalı
Yarım asırlık grup The King’s Singers, İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali kapsamında ilk kez Türkiye’de dinleyicilerle buluşacak

Tuğçe ÇELİK
1968’de İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde kurulan The King’s Singers, acapella (eşliksiz vokal) icralarıyla ün kazandı. Çok sesli düzenlemelerdeki titizlikleri ve sahnedeki uyumlarıyla klasik müzikten popa uzanan geniş bir repertuvara sahipler. Dünyanın birçok salonunda konser verdiler, Grammy ve Emmy ödülleri kazandılar.
Grup yeni nesil üyeleriyle 5. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali kapsamında 18 Eylül’de Kadıköy Süreyya Operası’nda ilk konserini verecek. Festivalin bu yılki kapanış konserini gerçekleştirecek olan topluluk, kontrtenorlar Patrick Dunachie ve Edward Button, tenor Julian Gregory, baritonlar Christopher Bruerton ile Nick Ashby ve bas Jonathan Howard’dan oluşuyor.
Müzisyenler, çok sesli müziğe yaklaşımlarını ve İstanbul’da gerçekleştirecekleri bu özel konserin heyecanını paylaştı.
VOKAL RENKLER ÖNDE
Sanatçılar için çok sesli düzenlemelerde en önemli mesele, her bir melodik hattın duyulabilir olması. Grup üyeleri bu yaklaşımı şöyle özetliyor: “Çok sesli dokularda her bir melodik hattın kendi rengini duyurabilmesine özen gösteriyoruz. Bir ses partisi yeni bir cümleye başladığında, diğerleri daha yumuşak söyleyerek o hattın öne çıkmasına imkân tanıyor.”
Topluluğun dikkat çektiği bir diğer nokta da müzikal dinamiklerin yalnızca ses yüksekliğiyle sınırlı olmaması. Müzisyenler bunu şu şekilde açıklıyor: “Bizim için önemli olan, hangi dinamikte olursak olalım bunun yalnızca bir ses yüksekliği meselesi olmamasıdır. Kullandığımız dinamiklerin mutlaka bir duyguya ya da müzikal bir harekete dayanması gerekir. Bu nedenle sık sık ‘dinamiklerden’ değil, ‘vokal renklerden’ söz ediyoruz.”
DEMOKRATİK PROVALAR
Grup, provalarını bir şef olmadan, tamamen demokratik bir ortaklıkla sürdürüyor: “Biz sadece altı kişi olarak çalışıyoruz, tek bir liderimiz yok. Bazen bir ya da iki kişi mekândan çıkıp performansın gerçekleştiği yerde dengeyi kontrol eder. Ama esasen tüm provalarımız demokratik bir ortaklık içinde geçiyor. Bu yöntem herkesin sürece dâhil olmasını ve bağlılık hissetmesini sağlıyor. Böylece bir kişinin değil, altı kişinin fikir ve enerjisinden yararlanıyoruz.”
The King’s Singers için en büyük motivasyon kaynağı sesleri: “Hepimiz hayatımızın bir döneminde The King’s Singers’ın kendine özgü sesine âşık olduk. O sesi üretmenin bir parçası olmak büyük bir ayrıcalık. Bunun yanı sıra müziğimizi insanları eğlendirmek, onları bir araya getirmek ve dünyada iyiye hizmet edecek sanatı yaratmak için kullanmak istiyoruz.”


