birgün

13° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 17.11.2020 09:21

Herkes iyiyse biz de iyiyiz…

Herkes iyiyse biz de iyiyiz…

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 2020’nin hedefini bu şekilde özetlemek, kulağa biraz fazla iyimser gelebilir. Herkes nasıl iyi olabilir ki? Belki de dünya tarihinin bu soruya en olumsuz cevapların verileceği dönemindeyiz. Oysa Pera Müzesi’nde 19-22 Kasım arasında düzenlenecek olan Festival, “sürdürülebilir yaşamın ancak gezegendeki tüm canlıların yaşam ortamı ve koşulları sürdürülebilir olduğu zaman mümkün” olduğunu belirtiyor zaten. Dahası da var:
“İyi olmamız için mevsimin, havanın, suyun, toprağın, yabanın, çiftçinin, tohumun, ormanın, böceğin, domatesin, komşunun iyi olması gerektiğini hatırlatıyor. Herkes iyiyse biz de iyiyiz...”

Değişim ihtiyacının her zamankinden fazla hissedildiği günümüzde Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali acil değişim çağrımıza cevap vermek için örnekler sunuyor, cesaret veriyor. Benim izlediğim beş filmden anladığım kadarıyla bunu yaparken felaket tellallığı yapmadığı gibi, ders vermeye de kalkmıyor. Aşırı balık avlamayı (Çalınan Balıklar), çöpünü nereye attığına aldırmayanları (Bir Avuç Çöp), orman yangınları ve ormanların tahribine keçilerle karşı koymayı (Ormanı Onaran Keçiler), tropiklerde, yerli ağaçların gölgesinde kahve yetiştirmenin olumlu etkisini (Gölgede Yetişen Kahve) ve Türkiye’de Bingöl’de yörede yetişen bitki ve mantarları toplayan insanlarla habitatın kurduğu ilişkiyi (Toplayıcılar) ilgiyle izliyorsunuz.

Ama örneğin, Daved Regos’un yönettiği “Bir Avuç Çöp/A Fistful of Rubbish”in silahlı, kovboy şapkalı, kot pantalonlu kimi elemanları, Spagetti Western havası ile sizi oyalasa da, işin ciddiyetini gözaltı etmenize meydan vermiyor. “Çalınan Balıklar / Stolen Fish” ise (Yönetmen: Gosia Juszczak) Orta Afrika’nın en küçük ülkesi Gambiya’nın kadınlı-erkekli hiç durmadan çalışan halkından üç kişinin ağzından onların sorunlarını, Çinli şirketlerin aşırı avlanarak deniz ekosistemini yıpratmasını anlatıyor. Antoinette Wilson ve Jordan Osmond’un yönettikleri “Ormanı Onaran Keçiler / From Weedy Forests to Grassy Woodlands”, ormanların, bitkilerin baş düşmanı muamelesi edilen keçilerin, böğürtlenlerin gözden uzakta kalmış kuru dallarını kemirerek karınlarını doyurup mutlu olurken, aniden patlak veren orman yangınlarına da engel oluşları üzerine.

İnsanların, hayvanların, bitkilerin hep birlikte, mevcut en iyi koşullar içinde yaşamalarının, daha iyi bir hayat standardına kavuşmalarının en iyi örneklerinden biri ise, Alexander Kinnunen’in “Gölgede Yetişen Kahve / Shade Grown Coffee”si.

Yerli ağaçların gölgesinde kahve yetiştirmenin yerel halk, kahve işçileri üzerinde olumlu etkisi olacağı, hayat standartlarını yükselteceği, ormansızlaşmayı durdurup yabanıl hayat habitatını koruyacağını savunuyor. “Dünyanın dört bir yanındaki tutkulu kahve çiftçileri, kavurucular ve baristalar” kahvemizin lezzetinin nasıl iyileşeceğini de savunuyor. Ama benim yüreğime en dokunan belgesel, Roni Aran Adıbelli ile Adnan Faruk Turan’ın yönettikleri “Toplayıcılar – Foragers” oldu. Bingöl bölgesi ve civarında toplayıcılık kültürünün kadim bilgisiyle biyo-çeşitlilik, yabani bitki ve mantarların bölgedeki kullanımlarını, mutfak kültürü, şifa ve tıp alanlarındaki faydalarını “bilim insanları, doğa araştırmacıları ve bölge insanları” doğal bir anlatımla sunuyor. Nefis görüntüler ve müzik de cabası…

Pera Müzesi’nde seçkiden gösterilecek 20 adet kısa ve uzun metrajlı belgeselin arasında izleyemeyip aklımın kaldıkları da var: Mega Yangınlar, Suyun Efendileri, Yabanın Dönüşü, Ayna, Diego ile Lou’nun yönettiği ve hepimize umut verecek “Umut Veren Topluluklar/Communities of Hope” gibi. Festival 19 Kasım’da Pera Müzesi’nde “Milletler Birleşince: Acil Zamanlar için Acil Çözümler -Nations United: Urgent Solutions for Urgent Times” ile (Yönetmen: Richard Curtis) başlıyor. Filmlerden “İklim Arafı-Climate Limbo”nun tanıtımında (Yönetmenler: Elena Brunello, Paolo Caselli ve Francesco Ferri), iklim değişikliğinin nasıl zengin-fakir demeksizin herkesi etkilediği vurgulanmış. “Bu Afrika’nın karşı karşıya olduğu “egzotik” bir mesele ya da deniz seviyesinin yükselmesi ile mücadele eden ücra Pasifik adalarına özgü bir sorun değil. Alpler’deki buzullardan Orta Avrupa’nın verimli topraklarına, kasırgalarla boğuşan Amerika eyaletlerinden Himalayalar’a hepimizi ilgilendiriyor.” Öyleyse ya salonda ya da festivalden sonra çevrimiçi olarak izleyelim. Sıkılmayacaksınız…

***

Çevrimiçi seçeneği de var

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, 19-22 Kasım tarihlerinde İstanbul’da Pera Müzesi’nde izleyicilerle buluşacak. Ayrıca seçkinin tamamı 1-6 Aralık tarihlerinde Surdurulebiliryasam.net’de çevrimiçi bir festival ile tüm Türkiye’de izleyicilerle buluşacak. Tüm gösterimler ücretsiz olacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız