Herkeste bir umut var

Baskın seçime sadece bir gün kaldı. AKP hükümeti kendi seçim çalışmaları için tüm kamu olanaklarını seferber ederken, muhalefet partileri sınırlı imkanlarla oldukça başarılı çalışmalar yürüttü. OHAL, adil ve eşit olmayan koşullar, baskı ve saldırılara rağmen muhalefet oldukça başarılı bir çalışma yürüttü. Muhalefetin damgasını vurduğu kampanya sürecini parti tensilcileri değerlendirdi.
Engin Altay (CHP Grup Başkanvekili)
Ezberi bozduk, bozmaya devam edeceğiz
4 Mayıs’ta onbinlerle başlayıp, yüzbinlerle sürdürdüğümüz kampanyayı milyonlarla tamamlıyoruz. Bu süreçte CHP’nin güçlü ya da zayıf olduğu iller diye ayırmadan her yere gittik. Muhteşem bir kampanya yaptık. Beni en çok etkileyen iller Karabük, Kütahya, Diyarbakır, Rize oldu. En son İzmir’de yaşanan tablo bu işin bittiğinin göstergesi. Çoluk- çocuk, yaşlı- genç , kadın herkesde bir umut var. Adalete, demokrasiye susamış insanlar baskılara karşı direncini gösterdi. Halkın demokrasi talebine Muharrem İnce tercüman oldu. Toplum kaygılı, karamsardı. Bu kampanya sürecinde bu hava dağıldı. Herkes prangalarından kurtulmak için var gücüyle mücadele içinde. Ülkeye bir korku iklimi hakimdi, açılan davalar, baskılar nedeniyle Erdoğan ile ilgili düşüncelerini söylemekten çekiniyorlardı ama bu kampanya sürecinde bu havanın dağıldığına tanık olduk hep birlikte. Erdoğan’ın bilinçli politikaları sonucu toplumdaki yaşam tarzı, inanç, etnik aidiyet kutuplaşması sokakta bitti. Mitinglerde, sokakta yaşam tarzları birbirlerinden çok farklı insanların kolkola demokrasi ve özgürlük talebini dile getirdiğine tanık olduk. Öyle bir kampanyaydı ki bu, küçücük çocukların harçlıklarını, emeklilerin maaşlarını hiç çekinmeden verdiklerini gördük, bu tablo karşısında duygulandık, zaman zaman gözyaşlarımızı tutamadık. 24 Haziran’da çok başarılı bir sonuç alacağımızı biliyorum. Erdoğan ile Muharrem İnce arasındaki makas çok büyük olmaz en fazla üç puanlık bir fark bekliyorum. İkinci turda görülmemiş bir kampanya yapacağız. Ezberi bozduk, ikinci tur öncesi yapacağımız kampanyayla bozmaya devam edeceğiz. Muharrem İnce’nin söylediği gibi başaracağız. Barışacağız, büyüyeceğiz, bölüşeceğiz.
Ayhan Bilgen (HDP Sözcüsü)
Halk partilere yol haritasını çizdi
Bu seçim döneminin en önemli üç özelliği, olağanüstü hal koşullarında seçime gidilmesi, yoğun gözaltılar ve medyaya yönelik artan baskılar oldu. Elbette ki bu koşullarda eşit bir seçimden söz etmek mümkün değil. En az bu engellemeler kadar devlet imkanlarının iktidar lehine kullanılması, kaymakamların muhtarlar aracılığıyla fiili çalışmalar yürütmesi de parti devleti anlayışının sonucu olarak seçim kampanyasına damgasını vurmuştur. Buna rağmen toplumun çok yüksek sesle dillendirmese de değişim talebi sandıkta kendisini çok güçlü bir biçimde hissettirecektir.
Halkın siyasi partilere yol haritası çizdiği, ortak bir akılla strateji geliştirdiği bir seçime giriyoruz. Demokrasi, tam da her yurttaşın kendi geleceği ile ilgili karar vereceği su süreçte sorumluluk ve inisiyatif alma sürecidir. 24 Haziran seçimleri, Türkiye siyasetinde tutuklu Cumhurbaşkanı adayı, tutuklu gazeteciler, keyfi olarak el konulmuş yerel yönetimlerle kara bir leke olarak tarihe geçecek ama halkın duyarlılığıyla da yeni bir sayfanın açılmasına fırsat verecektir.
HDP’nin uğradığı haksızlık ve dışlanma, Cumhurbaşkanı adayının maruz kaldığı muamele, toplumda iktidar blokuna karşı büyük bir tepkiyi beraberinde getirmiştir. Özellikle HDP’nin barajı aşması için diğer parti seçmenlerinin gösterdiği dayanışma, büyük bir olgunluk ve siyasi ahlak göstergesidir.
Ümit Özdağ (İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı)
AKP, oylarının bize kaydığının farkında
Ülke 1950 seçimlerinden daha önemli bir seçime gidiyor. Demokrasiye son vererek, otoriter bir başkanlık rejimi kurmak üzere harekete geçen iktidar devlet olanaklarını kullanıyor, baskıyla sonuç almaya çalışıyor. Sahada büyük bir heyecan yokmuş gibi görünmesinin nedeni de bu baskı aslında. Halk kararını vermiş ve sandığın başında bunu açıklayacak. Baskı rejiminden dolayı korku içinde olan seçmen, görüşlerini gizlemek durumunda kalıyor. Kamuoyu araştırması yapan şirketlerin 10 kişiyle yapılacak bir çalışma için en az 50 kişiyle görüşmek zorunda kalması da bu baskının açık kanıtı. Biz İYİ Parti olarak seçime ilk günden beri hazırız. Zaten yedi aydan beri seçim atmosferindeymiş gibi çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Medyanın bize yönelik ağır ambargosunu aşmak için aylardır tüm Türkiye’yi dolaşıyoruz . Ancak geçen süreçte ambargo gittikçe ağırlaştı, seçimlerin ilanıyla daha da yoğunlaştı. İl mitingleriyle yetinmedik, sokak sokak propagandaya devam ettik, ev ziyaretlerine hız verdik. Bu yolla çok ciddi bir seçmene ulaştık. AKP de bize partilerinden kayan oyun farkında. Engel olmak için tehditler savuruyorlar. Ancak durduramayacaklar. Kadın seçmende ve gençlerde çok ciddi patlama gerçekleştireceğiz. Bunu net olarak görüyoruz sahada.
Atik Ağdağ (Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı)
Dip dalgası
sandığa yansıyacak
İktidar, baskın seçim kararıyla muhalefeti hazırlıksız yakalamayı amaçladı. Ama muhalefet oyunu bozdu. Bütün dezavantajlara rağmen, kampanya süresince toplumun önemli bir kesimine mesajlarımızı ilettik, meramımızı endişelerimizi dile getirdik. İlgi gördük, takdir topladık. Ancak iktidar yanlısı gruplar ve medyanın iftira ve karalama kampanyaları oldu, sahada partililerimize yönelik fiili saldırılarla da karşı karşıya kaldık. Kampanya araçlarımıza saldırdılar, lastiklerini patlattılar, standlarımızı yıktılar. Bununla da kalmadılar kaybetme korkusu iyiden iyiye hakim olunca siyasi ahlaktan yoksun yollara da başvurdular. Erzurum’da ilçe başkanı olduğu için iki yıl önce çalıştığı taşeron firmadan çıkarılan milletvekili adayımıza, seçimden bir kaç gün önce partisinden istifa karşılığı iş vaadinde bulundular. Kamuoyu araştırması adı altında kararsız seçmeni maniple etme çabaları da var tabii. 1 Kasım’da aldığımız sonucun altında bir oy alacağımızı iddia edenler, 24 Haziran’da gerçeği görecek. Bir dip dalgası var ve bu sandığa yansıyacak.


