Google Play Store
App Store

54 yıl önce kapatılan ve yıllardır statüsü tartışılan Heybeliada Ruhban Okulu'nun geleceği, Trump-Erdoğan zirvesiyle yeniden gündeme geldi. Erdoğan, daha önce de olduğu gibi Ruhban Okulu'nun tekrar faaliyete geçebileceğini ifade etse de bu kez adım atılıp atılmayacağı belirsizliğini koruyor. 1844'te açılan okulun hangi statüde tekrar faaliyetlerine başlayabileceği tartışılırken konuyu yorumlayan bir kesim herhangi bir yasal düzenlemeye gerek olmadığı ve siyasi iradenin yeterli olacağı görüşünde. Bir kesim ise okulun yeniden açılmasının Lozan Anlaşması'na aykırı olacağını savunuyor.

Heybeliada Ruhban Okulu yeniden gündemde: Neden kapatılmıştı, hangi şartlarda açılabilir?
Fotoğraf: DepoPhotos

Türkiye'nin Batı dünyası ve ABD ile ilişkilerinde uzun yıllardır gündeme gelen Heybeliada Ruhban Okulu'nun durumu, son olarak dün AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki zirvede de görüşülen konular arasındaydı.

Erdoğan, görüşme öncesi yaptığı açıklamada Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun durumuna dair “Üzerimize düşen ve varsa yapmaya hazırız. Türkiye’ye dönünce Sayın Barthalemeos ile konuyu görüşeceğim” dedi.

Erdoğan'ın sözleri üzerine Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden faaliyete geçebileceği ifade ediliyor.

ABD BİRKAÇ KEZ DİLE GETİRMİŞTİ

Ruhban Okulu'nun tekrar faaliyete geçmesine dair talep daha önce ABD tarafından birkaç kez dile getirilmişti.

ABD Başkanı Barack Obama'nın 2012 yılındaki Nükleer Güvenlik Zirvesi'nde, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşme sonrasında yaptığı “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılacağı kararını duymaktan mutluyum” açıklaması büyük ses getirmişti.

Fener Rum Patrikhanesi’nin avukatı Kezban Hatemi, bunun güçlü bir irade olduğunu ve okulun kısa süre içinde açılabileceğini söylemişti. Ancak bu açıklamadan sonra okulun statüsüne dair somut bir adım atılmadı.

4 sene önce ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapatılmasının 50. yılında yayımladığı mesajda yeniden açılması için Türkiye'ye çağrı yapmıştı.

HEYBELİADA RUHBAN OKULU'NUN KAPATILMA SÜRECİ

Heybeliada Ruhban Okulu, 1844'te Ortodoks din adamı yetiştirmesi için Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlı olarak, Yüksek Ortodoks Teoloji adıyla açıldı.

Yaklaşık 130 sene boyunca din adamı yetiştiren kurum, 1971’de Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından bütün özel yükseköğretim kurumlarının bir devlet üniversitesine bağlanması kararı üzerine kapatıldı. 1965 tarihli Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun bazı maddelerinin 12 Ocak 1971’de iptali üzerine, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 12 Ağustos 1971 tarihli yazısıyla okulun yüksek kısmı, 9 Temmuz 1971’den geçerli olmak üzere kapatıldı.

PATRİKHANE, OKULUN ÜNİVERSİTEYE BAĞLANMASINI İSTEMİYOR

Kasım 1971’de Danıştay’a bu kararın iptali talebiyle dava açıldı. Danıştay’a açılan dava Patrikhane’nin tüzel kişiliği olmadığı, yargıya başvurma ve okul açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi. Okul, kapatıldığında dört yıl lise ve üç yıl teoloji eğitimi veriyordu. Patrikhane okulun üniversiteye bağlı olmaksızın, MEB denetiminde olmasını ve yabancı öğretmen, öğrenci alınmasını talep ediyor.

MEZUNLAR ARASINDA 12 PATRİK VAR

Fener Rum Patriği Bartholomeos da bu okuldan mezun oldu. Mezunlar arasında Bartholomeos dahil 12 patrik bulunuyor. Okul şu an Aya Triada Tepe Manastırı Vakfı'na ait.

OKULUN YENİDEN AÇILMASINA YÖNELİK TARTIŞMALAR

Okulun geleceği ve statüsü, 1990'lardan itibaren Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik çabaları sürecinde sık sık gündeme geldi. Ruhban Okulu'nun yeniden açılmasına yönelik özellikle son 15 yılda çok sayıda açıklama yapıldı. 2019'da Türkiye'ye gelen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Patrik Bartholomeos ile birlikte Heybeliada Ruhban Okulu'nu da ziyaret etmiş ve okulu ziyaret eden ilk Yunanistan Başbakanı olmuştu.

Erdoğan, geçen sene Yunanistan basınında yer alan bir açıklamasında, "okulun açılması için çalışmalar yaptıklarını" söylemişti.

ERDOĞAN İLE BARTHOLOMEOS GÖRÜŞMÜŞTÜ

Bartholomeos 26 Aralık 2024'te AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Saray'da ziyaret etmiş ve iki isim Ruhban Okulu'nun geleceğini konuşmuşlardı. Patrikhane'den görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, "Bartholomeos'un okulun yeniden açılabilmesine yönelik çalışmalardan dolayı Erdoğan'a teşekkür ettiği, işlemlerin hızlandırılması hususunda da yardım ricasında bulunduğu" ifade edilmişti.

YUSUF TEKİN ZİYARET ETMİŞTİ

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de 28 Mayıs 2024'te okulu ziyaret etmiş ve "kişisel olarak okulun açılmasını istediğini" söylemişti. Tekin ziyaretin ardından CNN Türk'e verdiği röportajda “Ruhban Okulu’nun açılması siyasi bir karar. Bu kararı Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanlığımız veriyor. Bana ‘açılsın’ yönünde bir talimat verilirse, yol haritamızı hazırlamak için okul ziyareti yaptık, teknik hazırlığımızı tamamladık ve raporladık. Son bir görüşme yapacağız yakında” demişti.

YUNANİSTAN BASININDA ÇIKAN HABER

Yunanistan'da yayın yapan Kathimerini gazetesinin haberine göre Tekin'in ziyareti öncesinde Ruhban Okulu adına bir heyet ve Milli Eğitim Bakanı'nın danışmanları arasında, okulun işleyişine dair bir formül bulmak için iki toplantı yapıldı. Haberde iki tarafın ortaya koyduğu formülün, Ruhban Okulu'nun, Türkiye'deki tüm özel üniversitelerde olduğu gibi bir vakfa ait ve Yüksek Öğrenim Kurulu'nun yetkisi altında, özel bir üniversite statüsünde faaliyet göstermesi yönünde olduğu yazıldı.

OKULUN AÇILMASINA KARŞI ÇIKANLAR NE DİYOR?

Ruhban Okulu'nun açılmasına karşı çıkanlar, böyle bir gelişmenin Lozan Antlaşması'nın ihlali anlamına geleceğini savunuyorlar. Ruhban Okulu'nun küresel çapta Ortodoks din adamı yetiştireceğini ve bunun da Fener Rum Partikhanesi'ne ekümenlik hakkı verdiğini savunan bu kesim, okulun açılmasının uluslararası anlaşmalara aykırı bir 'imtiyaz' teşkil edeceği görüşünde.

"ASIL AYKIRILIK KAPATILMASI"

Okulun açılmasının Lozan Antlaşması'na aykırılık teşkil etmediğini savunanlar ise Lozan Antlaşması’nın 40’ıncı maddesine göre, gayrimüslim azınlıkların dini ayinlerini icra etmeleri ve her türlü okul ve eğitim-öğretim kurumu açmalarının serbest olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu kesim, söz konusu serbestliğin din adamı yetiştirilmesi için meslek okulu açılmasını da kapsadığını hatta okulun kapatılmasının Lozan Anlaşması'na aykırı olduğu görüşünde.