birgün

17° PARÇALI BULUTLU

RÖPORTAJ 09.04.2019 03:02

Hiç akıllarından çıkmamış

TEKEL işçilerini hatırlıyor musunuz? Neredeyse 10 yıl önce sokağa çıkan işçiler, hepimize umut olmuş, uzak bir tarihin anılarını gerçek kılmışlardı. Polis saldırısına elinde somun ekmeğiyle, beline kadar su içinde direnen işçinin fotoğrafı bizim için ne kadar tazeyse, devlet için de unutulmayanlar arasındaymış meğer. Bunca zaman sonra ve aslında tam da memleketin her köşesinden irili ufaklı […]

TEKEL işçilerini hatırlıyor musunuz?

Neredeyse 10 yıl önce sokağa çıkan işçiler, hepimize umut olmuş, uzak bir tarihin anılarını gerçek kılmışlardı.

Polis saldırısına elinde somun ekmeğiyle, beline kadar su içinde direnen işçinin fotoğrafı bizim için ne kadar tazeyse, devlet için de unutulmayanlar arasındaymış meğer.

Bunca zaman sonra ve aslında tam da memleketin her köşesinden irili ufaklı işçi eylemleri haberleri gelirken, TEKEL işçilerinden 19’una dava açıldı.

İki işçi “görevi yaptırmamak için direnme ve siyasi partiler veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme”, tüm işçiler de “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, katılma” ile suçlanıyor.

Avukatları Kazım Bayraktar ile konuştum, ilk sorum, “Zamanaşımı dolmadı mı?” oldu. Dolmamış.

İddianame ne zaman hazırlanmış peki?

Dokuz yıl önce.

Mahkemeye ne zaman gönderildi?

Geçen ay.

Dosyanın neden 10 yıl sonra tozlu raflardan indirildiğini, avukat Bayraktar şöyle açıkladı:

“Siyasi iktidar bir işçi hareketinden, bir halk hareketinden korkuyor, bu korkuyla 6 yıl sonra Gezi davası açıldı, TEKEL davası da bu korku politikasıyla üretildi. TEKEL işçilerinin Ankara’daki eylemini hiç unutamamışlar anlaşılan, hiç akıllarından çıkmamış. Gözdağı vermek amacıyla eski dosyalar açıldı, bir politika çerçevesinde arşivler indirildi. Davanın amacı baskı, tehdit ve yıldırma…”

Ekonomik durumun işçi eylemlerini artıracağını öngören iktidarın, bu davayla ön alma amacı taşıdığını söylüyor, Bayraktar.

Dosyayı yıllarca bekleten mahkeme, bir de dalga geçer gibi sanık avukatlarına, “Yargılamada Hedef Süre” formu gönderdi. Diyor ki formda, “Yargılamanın azami 75 günde tamamlanması hedeflenmekte olup, bu hedefin gerçekleştirilmesinde tarafların ve avukatların katkı ve desteği büyük önem arzetmektedir.” Ama mahkeme, kendisi “acele yargılama” istememiş gibi ilk duruşma gününü de iddianamenin kabulünden 3 ay sonrasına, 27 Haziran’a verdi.

İşçilerin hepsi Ankara’daki eyleme farklı kentlerden gelmişti, şimdi de bu yargılamanın SEGBİS üzerinden yürüyeceği düşünüldüğünde, “acele yargılama” endişe verici bir istek olduğu gibi, kararın halihazırda verilmiş olduğu kuşkusunu da doğuruyor.

19 işçi, eylemlerinden 10 yıl sonra, 27 Haziran 2019’da, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinde hakim karşısında olacak.

Bayraktar da “27 Haziran’da Ankara Adliyesinde olacağız, Tekel direnişini bir kez daha hatırlatacağız” diyor. Toplumsal hafızamızın önemli temeltaşlarından olan bu direnişi hatırlayanlar da orada olacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız