birgün

21° AÇIK

Hiçbir ağaç daha mükemmel değil diğerinden

KÜLTÜR SANAT 26.11.2015 10:02
Hiçbir ağaç daha  mükemmel değil diğerinden
Abone Ol google-news

MERVE AÇIKGÖZ

Melisa Kesmez, Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz ismiyle dikkatleri üzerine çeken ilk öykü kitabının ardından, yeni hikâyelerini Bazen Bahar ismiyle geçen günler içinde okurlarıyla buluşturdu. Boyası atmış soluk mavi bir duvarı kapak fotoğrafı yapan kitap, 10 öyküden oluşuyor. Yazar, ilk kitabında kısa cümlelerle oluşturduğu hikâyelerden farklı olarak bu kez daha uzun cümlelerle karşımıza çıkmakta. Hikâyelerin sayfa sayısı uzarken, gerek karakterler gerek anlatılan dünya, Kesmez’in üslubunu ustalıkla koruduğunu ve geliştirdiğini gösteriyor.

Bazen Bahar’ın anlatıcısı kâh kent içinde sıkışıp kalmış, kâh gitmeyi başarabilmiş ama her nereye giderse gitsin yanına kendini de kattığını kabul etmiş bir kadın, kâh çocukluğunun arka bahçelerinde dolaşan bir kız çocuğu, bir meyhane masasında, bir yılbaşı gecesinde, bir eski bahçede, bir eski sevgili ile. Kitabın ismi her ne kadar umut vaat etse de aslında hikâyeler kapaktaki duvarın soğuk gerçeğini taşıyor. Hayatın içinde sıkışıp kalmış, bir şeylerin sahibi değil parçası olabilmiş insanların, cımbızla çekilip toplanan, insanın ta içine açılırken orada aranacak her şeyin arandığı, bulunacak her şeyin bulunduğu, geriye sadece bir rakı içimlik muhabbetin kaldığı duvar diplerini resmediyor.

Kahvaltı sofrasında patates kızartmasının bulunduğu anneanne evlerinden, reçelin, salçanın birlikte kaynatıldığı, halıların birlikte yıkandığı kapı komşularına, hayatın bin bir hengâmesi içinde boşalan evlere, biten evliliklere, eski sevgililere, dili olsa da içine dolup boşalan dünyayı bize anlatsa dediğimiz karton kolilere, o sahil kasabasının serin akşamında o kalın hırkayı giyenden Beşiktaş’ın gürültülü terasında içenine ama gece olduğunda mutlaka kendine dönen insanların hikâyeleri bunlar. Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’deki kısa hikâyelerden farkı, bu kez gitmek üzerine o kadar eğilmiyor yazar, gitmek sadece gitmek, kalmak da sadece kalmak onun için. ‘’Her şeyi kapsayan bir tamam duygusu.’’

‘’Yeni bir hayatın kıyısında durdum, durdum da baktım ona, bir kuşun bir dala tüneyip de bakması gibi ormana. Onun yeşillerine ve kahverengilerine. Ve hiç düşünmeden yeşilin ne kadar yeşil olduğunu ve kahverenginin ne kadar kahverengi. “Ne kadar olacaksa o kadar olacak” dedim kendime, “bu yeni hikâyeler önümde uzanan, dolana dolana giden yollar gibi.” Nerede yorulacağım, nerede yitireceğim hevesimi ya da nerede uçar gibi koşacağım, nerede yüreğim ağzımda atacak, hiç düşünmedim. Beklememeyi öğretiyorum çünkü kendime. Kurmamayı, hayatın işine karışmamayı bazen. Yarının kestirilemez hallerine önceden isim takıp da, koşullamamayı kendimi. Bırakmak ne zormuş. Ama bırakınca ne kolaymış her şey. ‘’

Melisa Kesmez’in hikâyelerinden bahsederken, kadın kimliğinin müthiş detaylarla, sessiz ve derinden kullanıldığını söylemek pek mümkün. Ardına takıldığımız hayatların kıyısında, bazen yatağın kenarındaki bir tel tokayla nakavt olan, bazen gömleğinin üst iki düğmesinin atmasıyla, saçların iki lülesinin dalgalanmasıyla ne işler çevirebileceğimizi anlatan, bir ‘’kal’’ kelimesinin tesirinden anne olunca anlaşılacak pek çok meseleye, ve ‘’temizlik yapan anne ile herhangi bir kutlamaya icabet eden anne arasındaki fiziksel değişime’’ küçük detaylarla ışık tutuyor, orada, o iç dünyada neler neler yaşandığını, ‘’bir kadın olarak’’ gösteriyor bizlere.
Hikâyede, yazarın ne anlattığı mı nasıl anlattığımı daha önemlidir sorusu tartışılacaksa, Melisa Kesmez’in ilk hikâyelerinde anlattığı konuların dikkat çekiciliği göz doldururken, ikinci hikâyelerde anlatım şekli onu başarıya götürüyor.

Bir şeylerin sahibi değil parçası olduğunu hisseden insanların, yeni bir hayatın kıyısında duranların, nereye giderse gitsin kendini de yanına alacakların çantasına bugünlerde bir Bazen Bahar lazım. Kitabı açtığınızda bulağınız dünya, içinizin, boyası atmış duvarlarına dokunacak. Sonrası,

‘’Taptaze bir ilkokul öğrencisiyim. Bembeyaz defterlerim var. Renk renk kalemlerim. Aklımı başa sarıyorum. Sıfır noktasına. Baştan öğreniyorum abeceyi. Yeni cümleler kurmak ve bazen devirmek için o cümleleri izin veriyorum kendime. Düşmek de var, sonra kalkmak da, yorulmak da, kırılmak da, ben artık yokum demek de. Hepsi dahil oyuna. Mızıklanmak yok. Orman sonsuz. Ve hiçbir ağaç daha mükemmel değil diğerinden. Her şeyi kapsayan bir tamam duygusu. Bütün kusursuz. Bazı şeyler tuhaf. Bazı şeyler karın ağrısı. Ama hiç düşünmemeyi öğretiyorum kendime, yeşilin ne kadar yeşil olduğunu ve kahverenginin ne kadar kahverengi olduğunu merak etmemeyi. Yolda her şey kabul. Ne kazanmak var, ne kaybetmek. Her şey olduğu kadar. Sen dahil. Ben dahil.”

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol