birgün

16° PARÇALI BULUTLU

MEDYA 13.10.2019 10:15

Hıncal Uluç'tan 'Saray' kelimesini sansürleyen Sabah'a yanıt

Hıncal Uluç'tan 'Saray' kelimesini sansürleyen Sabah'a yanıt

Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, 2 Ekim tarihli yazısındaki ‘Saray’ kelimesinin sansürlenip yerine ‘Külliye’ ifadesi kullanılmasını köşe yazısına taşıdı.

Gazetenin müdahalesini köşesinden duyuran Uluç, "Okurken baktım, bütün 'Saray' sözcükleri 'Külliye' olarak değiştirilmiş" dedi.

Uluç'un bugün "Pembe İncili Kaftan!.." başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümünde şu ifadeler yer aldı:

" 'Saray' demekten çekindiğimiz, "Saray" sözcüğünü "Aşağılama, hırpalama" için kullandığımız günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti Başkanlık Makamı'na "Saray" demekte ısrar edişimin sebebini anlatan bir yazı yazmıştım geçen hafta ve demiştim ki?.


"Amerika Başkanı Beyaz Saray'da, Fransa Başkanı Elysee Sarayı'nda çalışıyor ve ülkemize gelen konuklarını o saraylarda ağırlıyorlar da, ben Türkiye Cumhuriyeti Başkanı'nın mekanına niçin 'Saray' demiyorum, ha?" Yazıya girerken niye böyle düşünüyorum diye, örnek de vermiştim.

"Çünkü ben Pembe İncili Kaftanları okuyarak büyüyen nesildenim!." Biz Ömer Seyfettin'i ve onun öykülerini, ilkokulda öğrenmeye başladık.
Ortaokulu bitirirken, onun kitaplarını bitirmemiş, Pembe İncili Kaftan'ı, Başını Vermeyen Şehit'i, Kaşağı'yı ve ötekileri, okumayan, duymayan kalmamıştı içimizde..

O "Milli Eğitim" bizim kuşaklardan sonra devam etti mi, orta eğitim edebiyat hocaları "Ömer Seyfettin Kitaplarını alın, okuyun" dediler mi, bilmiyorum.
Pembe İncili Kaftan'ı okuyup okumadığınızı da bilmiyorum.. Onun için bu hafta reklam şubemizden de rica ettim.. Sağ olsunlar, bana geniş yer ayırdılar bu pazar ve işte size "Pembe İncili Kaftan!." Okuyun.. Kesin saklayın ve okutun diye.. Ömer Seyfettin'e ve onun öykülerine öyle ihtiyacımız var ki "Millet" olabilmek için!."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız