birgün

28° PARÇALI BULUTLU

YEŞİL BİRGÜN 06.08.2020 09:20

Hiroşima’da meydana gelen felaketin üzerinden 75 yıl geçti: Acısı da tehlikesi de yarışı da sürüyor

Bugün Hiroşima’ya atılan atom bombasının yıl dönümü. 3 çeyrek asır önce meydana gelen büyük yıkıma rağmen silahlanma yarışı hız kesmedi. Bugün hâlâ 15 bine yakın nükleer silah bulunuyor. Nükleer santralların, nükleer silahlara uzanan bir yolun başlangıcı olduğuna dikkat çeken NÜSED Başkanı Dr. Derman Boztok, “İnsanlığın sonunu getirecek bir sorun” dedi.

Hiroşima’da meydana gelen felaketin üzerinden 75 yıl geçti: Acısı da tehlikesi de yarışı da sürüyor

Gökay Başcan

İkinci Dünya Savaşı’nın Pasifik muharebelerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 6 Ağustos’ta Japonya’nın Hiroşima, 9 Ağustos’ta Nagazaki şehirlerine atom bombası atmasının üzerinden 75 yıl geçti. 3 çeyrek asır önce bugün Hiroşima’ya atılan atom bombası kentin yüzde 70’ini yok etti. Bomba, 1945 yılı sonuna dek 140 bin kişinin ölümüne yol açtı. 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atılan atom bombası ise ilk aşamada 70 bine yakın kişi ölümüne neden oldu. Tıbbi yardım alamayan çok sayıda yaralı ölüme terk edilirken, şehre yardım götüren insanlar da bomba sonrası oluşan radyoaktif yağmura maruz kalarak can verdi. Ülkede, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları sonucu etkilenen ve hayatta kalanlara ‘Hibakuşa’ adı veriliyor.

9 ÜLKEDE 15 BİN NÜKLEER SİLAH

Dünyanın böyle bir insanlık kıyımıyla karşı karşıya kalmasına rağmen nükleer silahlanma yarışı hız kesmedi. Dünyada dokuz ülke yaklaşık 15 bin nükleer silaha sahip. Türkiye Mersin Akkuyu’da santral yapımını sürdürürken Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk nükleer santralı devreye girdi. İran’ın ise ikinci nükleer santral yapımı için harekete geçilmesi nükleer santralların ve silahlanma yarışının Ortadoğu’da hız kazandığını gösteriyor.


Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya’ya (ICAN) göre ABD ve Rusya nükleer silahların kabaca bin 800’ünü birkaç dakika içerisinde fırlatılmaya hazır durumda olarak yüksek alarm seviyesinde bekletiyor. Bu silahların çoğu Japonya’ya atılan atom bombalarından daha güçlü. Rusya ve ABD’nin yanı sıra Fransa, İngiltere, Çin, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore’de nükleer silaha sahip. ICAN’a göre NATO Türkiye’de 40, İtalya’da 50, Belçika, Hollanda ve Almanya’da da 20 adet nükleer bombası bulunduruyor.

SALDIRI YETKİSİ BAŞKANLARDA

Diğer bir sorun ise bir çok ülke başkanları meclis veya kongrelerine danışmadan tek başına karar vererek nükleer silahları kullanım yetkisine sahip. Rusya 6 bin 850 nükleer başlığa sahip ve Putin kullanım yetkisine sahip. İkinci sıradaki ABD’nin 6 bin 450 nükleer silahı bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’ye danışmadan nükleer füze fırlatma yetkisi bulunuyor.

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalar sonrası nükleer füzeler uluslararası anlamda tartışılmaya başlandı. Birleşmiş Milletler’de (BM) Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) 1 Temmuz 1968’de imzaya açıldı ve şimdiye dek 191 ülke tarafından imzalandı.

Anlaşma nükleer silah sahibi olmayan ülkelerin bu silahları edinmekten kaçınacaklarına dair söz vermesi üzerine ve anlaşmanın imzalandığı dönemde nükleer silahlara sahip oldukları bilinen beş ülkenin (Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD) diğer ülkelere silah edinmelerine yardımcı olmayacaklarına ve nükleer silahsızlanma amacı doğrultusunda hareket edeceklerine dair söz vermelerini içeriyordu.

hirosima-da-meydana-gelen-felaketin-uzerinden-75-yil-gecti-acisi-da-tehlikesi-de-yarisi-da-suruyor-765200-1.
Geçen Mayıs ayında Almanya’nın ABD’den nükleer silah taşıyabilen F-18 savaş uçaklarını alma planları protesto edilmişti.


NPT her ne kadar nükleer silahların yayılmasını bir nebze kontrol altına almışsa da silahsızlanma konusundak ülkelerin anlaşmaya uyması açısından etkisi oldukça tartışmalı. Ancak anlaşmanın, kısmen de olsa, nükleer silahların yayılmasına karşı yardım sağladığı ve bu sayede nükleer silahlara sahip devletlerin sayısının 10’un altında kalmasında payı olduğu söylenebilir. Anlaşmadan bu yana bir çok ülke nükleer bomba testleri yaptığı için suçlandı.

7 Temmuz 2017’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yapılan oylamada Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması (TPNW) kabul edildi.


TPNW’nin amacı nükleer silahların ve silah teknolojisinin yasaklanması olan uluslararası bir antlaşma. 7 Temmuz 2017’de kabul edildi. Ancak, anlaşma ‘elli devlet tarafından onaylandıktan sonra 90 gün geçmesi’ koşulu olması ve imzalayan devlet sayısının 50’yi bulamaması nedeniyle henüz yürürlüğe girmedi. Genel Kurul’da yapılan oylamada tasarıya yalnızca Hollanda karşı oy verirken, Singapur çekimser kaldı.

Oylamaya ABD, Rusya, İngiltere, Çin, Hindistan, Pakistan, Türkiye, İran, İsrail, Fransa, Almanya, Yunanistan, Japonya ile İtalya’nın da bulunduğu 69 ülke katılmadı.

***

Nükleer santrallardan nükleer silahlara

hirosima-da-meydana-gelen-felaketin-uzerinden-75-yil-gecti-acisi-da-tehlikesi-de-yarisi-da-suruyor-765195-1.

Nükleer bombaların yıkıcı etkisine ve nükleer santrallardan nükleer silahlara uzanan sürece ilişkin Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği Başkanı Dr. Derman Boztok ile konuştuk. Atom bombasının bir insanlık suçu olduğunu belirten Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Boztok, “Bütün şehirlerin yerle bir olması, canlıların ölmesi, ortaya çıkan radyasyon ve sonucunda meydana gelen hastalıklar… Biz hekimler ve sağlıkçılar olarak insanları yaşatmaya çalışıyoruz ancak nükleer silahlar insanlığın sonunu getirecek. Yaklaşık 15 bine yakın nükleer silah var ve bunların çoğu Japonya’ya atılan silahlardan çok daha güçlü. Bu bir çılgınlık ve insanlığın üzerinde çok büyük bir tehdit. Böyle bir silahın kullanılması durumunda sağlık kuruluşları da ortadan kalkacak ve hiçbir yardım imkanı olmayacak” ifadelerini kullandı.

Japonya’dakilerden daha güçlü

Şuan ülkelerin bulundurduğu nükleer silahların Japonya’ya atılanlardan çok daha güçlü olduğuna dikkat çeken Boztok, “Bugün nükleer silahlar öyle yerleştirildi ki karşılıklı ateşleyebilme imkânına sahipler. Örneğin ABD’den bir silah fırlatıldığında karşı taraftan otomatik olarak silahı ateşleyen bir sistem var. Yaklaşık bin 800 kadar silah anında ateşleyebilme sistemi üzerine kurulmuş. Bu insanlık için büyük bir tehdit. Nükleer bir silah patladığında bundan korunma şansın da yok. Kitle kırım silahı olan biyolojik silahlar yasaklandı, nükleer silahlarda tamamen yasaklanmalı” diye konuştu.


Sonuçları çok ağır olacak

“NATO 5 ülkede nükleer silah bulunduruyor. Bunlar ABD ve NATO’nun kullanımında bulunan silahlar. Bu silahlar bizim ülkemizi NATO’nun gireceği bir savaşta hedef haline getiriyor” diye konu��an Boztok, “Ülkemizin ulusal güvenliği açısından bunların derhal ülkemizden çıkarılması gerekiyor. Bugün bir nükleer bomba atıldığında bir şehri yok edecek. Oradaki milyonlarca insanı aniden ortadan kaldıracak. Doğada yıllar boyu radyasyon hüküm sürecek. Değişen iklim nedeniyle nükleer kış ortaya çıkacak ve ardından kıtlık meydana gelecek. Nükleer bir savaşta kimsenin sağ kalma ihtimali yok. Tek çözüm yasaklanmalı” dedi.

hirosima-da-meydana-gelen-felaketin-uzerinden-75-yil-gecti-acisi-da-tehlikesi-de-yarisi-da-suruyor-765196-1.

Nükleer santral kurmak isteyen ülkelerin gizli ajandalarında nükleer silah olduğunu ifade eden Dr. Boztok, “Uluslararası literatüre baktığımızda nükleer enerjiyle başlayan, nükleer santral kurmak isteyen ve ‘biz bunu barışçıl amaçlarlar yapıyoruz, amacımız nükleer silah değil’ diyen bütün ülkelerin aslında gizli ajandasının nükleer silah sahibi olmak olduğu kabul ediliyor” dedi.

“Nükleer santrallardan, silahlara nasıl geçiliyor diye bakmak lazım” diyen Boztok, “Nükleer enerjide elde edilen uranyum daha sonraki aşamalarda zenginleştirilerek, plütonyum ile birlikte kullanılarak nükleer silahlarda kullanılıyor. Nükleer santrallar aslında nükleer silahlara giden bir aşama. Hükümet bunu demiyor ama Türkiye’nin nükleer silaha ulaşma ajandası olabilir. Olmasa dahi nükleer santralların atıkları çevreyi çok fazla tehdit ediyor. Bir çok Avrupa ülkesi artık nükleer enerjiden vazgeçiyor. Santrallarını kapatıyor. Bazı Ortadoğu ülkeleri hevesleniyor artık. Bunun sebebi de küresel sermayenin bir isteği” ifadelerini kullandı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız