HIV/AIDS dünyada azalıyor Türkiye’de artıyor

01.12.2019 11:12 SAĞLIK
Bugün dünya AIDS günü. Dünyada HIV ile yaşayanların sayısı 37.9 milyon. Türkiye’de hızlı ve belirgin bir artış söz konusu. Çağın en büyük hastalıklarından olan ve henüz tedavisi bulunmayan AIDS hakkında merak edilenler, yapılması gerekenler…

hiv-aids-dunyada-azaliyor-turkiye-de-artiyor-655984-1.Ali İhsan NERGİZ

1988’den bu yana 1 Aralık tarihi HIV/AIDS sebebiyle yaşamını kaybeden insanları anmak ve konu hakkında farkındalığı artırmak adına ‘Dünya AIDS Günü’ (World AIDS Day) olarak anılıyor. Tıbbi birer tanım olan HIV (İnsan immün yetmezlik virüsü) ve AIDS (Edinilmiş immün yetmezlik sendromu) hem Türkiye’de hem de dünyanın diğer birçok bölgesinde bir enfeksiyon ve sonuçları olarak değil, ahlaki bir durum olarak algınlamaya, belirli türden davranışlarla ilişkilendirilip ayrımcılığa sebep olmaya devam ediyor.

Mevcut uluslararası verilere göre günümüz itibariyle halen dünyada HIV ile yaşayan birey sayısı 37.9 milyon. 1980’lerin başından günümüze dek dünya üzerinde 74.9 milyon kişinin HIV ile enfekte olduğu, 32 milyon kişinin de AIDS-ilişkili hastalıklardan öldüğü tahmin ediliyor. Etkili tedaviler ve müdahaleler ile her yıl HIV (+) tanısı alan kişilerin ve AIDS sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı dünya genelinde gittikçe azalıyor. Türkiye ve içinde bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde aksi yönde bir eğilim, hızlı ve belirgin bir artış söz konusu.

İki kişiden biri durumdan haber değil

Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanan en güncel veriler doğrultusunda 1985 yılından 30 Kasım 2019’a dek Türkiye’de yaklaşık 22 bin 345’i HIV (+), bin 864’ü AIDS olmak üzere 24 bin 209 HIV/AIDS vakası kayda geçti. Burada asıl dikkat çekici olan ise toplam sayıdan ziyade, her yıl bu sayının nasıl arttığı ve değiştiği. 1985’den bu yana HIV/AIDS tanısı alan bireylerin yüzde 70’i 2014-2019 arasında bildirildi. Bunun yanında yapılan son araştırmalara göre ülkede HIV ile yaşayan bireylerden sadece yarısı durumunun farkında. Dünya genelinde ise HIV ile yaşayan yaklaşık beş bireyden dördü (yüzde 79) statüsünü biliyor. Bu kaygı verici durum ve düzenli sayısal artış HIV/AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları gittikçe daha fazla önem verilmesi gereken bir konu haline getiriyor.

Mevcut durumun karşısında Sağlık Bakanlığı Temmuz 2019’da ‘2019-2024 HIV/AIDS Kontrol Programı’ yayınlayıp bünyesinde bir HIV/AIDS Danışma Kurulu oluşturdu. Programda yeni tanı alan insan sayısının azaltılması, hizmetlerin iyileştirilmesi ve hak ihlallerinin giderilmesi yönünde önemli amaçlar ve bu amaçlara yönelik hedef ve faaliyetler tanımlandı. En göze çarpan hedefler arasında farkındalık artırmaya yönelik eğitim çalışmaları, gönüllü test ve danışmanlık merkezlerinin sayılarının artırılması, HIV ile yaşayan bireylere yönelik ayrımcılıkla mücadele, anneden bebeğe geçişin önlenmesi adına gebelere test zorunluluğu getirilmesi gibi maddeler bulunuyor.

Bakanlığın dikkat çektiği önemli konulardan birisi farkındalığın arttırılması adına hem öğretmen yetiştiren fakültelerin hem de milli eğitimin müfredatına HIV/AIDS ile ile ilgili bilgilerin eklenmesi. İlköğretimden başlayarak her sınıftan öğrencilere yaşına uygun kapsayıcı cinsel sağlık eğitiminin verilmesi Türkiye’de uzun yıllardır ihmal edilen ve aciliyetle harekete geçilmesi gereken konulardan birisi. Genç insanların yeterli bilgiyle donanmadan cinsel deneyimlerini yaşaması hem HIV başta olmak üzere cinsel yoldan bulaşan enfeksiyonlar hem de riskli ve istenmeyen gebelikler yönünden riskli grup teşkil etmelerine sebep oluyor. Sadece HIV/AIDS ile kısıtlı kalınmayıp kapsamlı cinsel sağlık eğitimi bilgilerinin ilgili rehberler eşliğinde tamamıyla müfredata dahil edilmesi cinsel sağlık ve üreme sağlığı yönünden sayısız fayda sağlıyor.

Gençleri hedefleyen girişimlerin yanı sıra HIV ile karşılaşma ihtimali yüksek diğer kilit toplulukları merkeze alan programlara da aynı düzeyde ihtiyaç bulunuyor. Etkili HIV kontrol programları yürüten ülkelerde erkeklerle seks yapan erkekleri hedefleyen tarama programları oluşturması, damar içi madde kullanıcıları için temiz şırınga ve seks işçileri için ücretsiz koruyucu ilaçlar sağlanması gibi faaliyetlerin oldukça etkili müdahaleler olduğu görülüyor. Benzer programların Türkiye’de de uygulanmasına ihtiyaç bulunuyor.

Tüm bunların yanında genel olarak göz ardı edilen ve Bakanlık programında de yer verilmeyen kayıtsız ya da düzensiz göçmen grubu bulunuyor. Geçici koruma statüsü altındaki mülteciler kayıtlı oldukları şehirlerde ücretsiz sağlık hizmetine erişebilirken herhangi bir kaydı bulunmayan binlerce Afrikalı, Pakistanlı, Afganistanlı ya da farklı bölgelerden gelen kayıtsız göçmen sağlık hizmetlerine erişmekte sorun yaşıyor. Kayıtsız göçmenler HIV yönünden test olma yönünde zorluk yaşadıkları gibi HIV (+) tanısı aldıklarında tedaviyi cepten karşılamaları da mümkün olmuyor. Bu bireylere sağlık hakkı kapsamında ücretsiz tedavi sağlanmadığı sürece hızlı artışın önüne geçmek mümkün gözükmüyor.

İşbirliği içinde harekete geçilmeli

Türkiye için gün geçtikçe daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen HIV/AIDS konusunda uzun yıllardır tıp profesyonelleri, hasta, hasta yakınları ve aktivistlerin yürüttüğü çalışmalarla kayda değer aşamalar kaydedildi. Bununla birlikte Türkiye’de gördüğümüz hızlı artış, uygulamada karşılığını bulan güçlü kamu politikaları olmaksızın kontrol altına alınabilecek boyuttan oldukça uzak görünüyor. Yeni tanı alan birey sayısının azaltılması, HIV ile yaşayan bireylere yönelik ayrımcılığın önüne geçilmesi ve hayat kalitelerinin iyileştirilmesi için demokratik kitle örgütleri desteklenmeli, karar alma mekanizmalarına katılımları sağlanmalı ve tüm tarafların işbirliği içerisinde, güçlü bir biçimde harekete geçmesi gerekiyor.

***

‘Hayata engel oluşturmaz’

HIV ve AIDS nedir? Aynı anlamı mı taşırlar?
HIV, türkçesi İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü olan ‘Human Immunodeficiency Virus’ ifadesinin kısaltmasıdır. AIDS ise ‘Acquired Immunodeficiency Sydnrome’ yani ‘Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromu’ anlamına geliyor. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere bu ikisi aynı anlamı taşımamakta. HIV insandan insana bulaşabilen bir virüs iken, AIDS HIV (+) bireylerde tedavi almadıkları takdirde uzun yıllar sonrasında ortaya çıkan bir sendrom.

HIV hangi yollardan bulaşır?
HIV temelde üç yoldan bulaşır. En sık görüleni cinsel yolla bulaştır. Cinsel yolla bulaş ‘korunmasız’ gerçekleştirilen vajinal, anal ve oral cinsel ilişki yoluyla olur. Bir diğer yol kan ve kan ürünleri yoluyla bulaşır. Genelde madde kullanırken ortak şırınga paylaşımı, iyi hijyen koşulları sağlanmayan ortamlarda dövme, manikür, pedikür gibi işlemlerinin yapılması ve kan nakli aracılığıyla gerçekleşir. Son olarak anneden bebeğe bulaş bulunmakta. Bu bulaş ise HIV ile yaşayan bir kadın tedavi altında değilken gebe kaldığı takdirde gebelik, doğum ya da emzirme esnasında gerçekleşebilmekte.

Hangi yollarla bulaşmaz?
HIV sadece insandan insana bulaşır, sinekler ya da keneler gibi ikinci bir canlı aracılığıyla bulaşmaz. İnsandan insana da ancak belli şartlar altında bulaşır. Cinsel ilişkinin başından sonuna kadar ‘kondom’ takıldığı takdirde bulaşmaz. Sadece belirli vücut sıvılarında yer alan bu virüs öpmekle, hapşırmakla, sarılmakla, el sıkışmakla, aynı havuzda yüzmekle, aynı tuvaleti kullanmakla veya diğer virüsler için geçerli olabilecek diğer birçok farklı yolla da bulaşmaz.

Kondom riski sıfıra indirir mi? Kondomdan başka korunma yolu var mıdır?
Kondom cinsel ilişkinin başından sonuna kadar ‘doğru bir biçimde kullanıldığı’ takdirde sadece HIV değil diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların bulaşını da tamamıyla önlemekte. Bunun yanında cinsel temas sırasında yırtılma, geç takma veya erken çıkarma gibi durumlarda koruyuculuğu ortadan kalkabilmekte. Kondom haricinde Türkiye’de pek yaygın olmayan ve ücretsiz erişilemeyen diğer bir yol ‘temas öncesi profilaksidir’. HIV (+) bireylerde virüsün baskılanması için kullanılan ilaçların belli bir dozda kullanıldığı bu yöntemde ilaçların içerisindeki maddeler virüs vücuda giriş yapsa dahi enfeksiyona yol açmasını engellemekte. Bu yöntem kondom kadar olmasa da yüksek koruyuculuğa sahip.

Korunmadan cinsel ilişkiye girdim, hala yapabileceğim bir şey var mı?
Kondom kullanmadan bir cinsel ilişkiye girdiniz ve partnerinizin HIV statüsünü bilmiyorsanız ‘temas sonrası profilaksi’ yöntemine başvurabilirsiniz. Aynı bir önceki soruda bahsettiğimiz temas öncesi profilaksi gibi bu yöntemde de kullanılan HIV tedavisi ilaçları kişinin vücuduna giriş yapmış olan virüsün yerleşip bir enfeksiyona yol açmasını önlemekte. Şüpheli temasın üzerinden 72 saat geçmişse herhangi bir faydası olmamaktadır. Temas sonrası profilaksi için hızlıca bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmak ve yapılan testlerin ardından önerilen tedaviyi 28 gün boyunca kullanmak gerekmekte.

Riskli bir cinsel ilişki gerçekleştirdim. Hemen test yaptırmalı mıyım?
Bulaş gerçekleştiği durumlarda HIV testlerinin etkisiz olduğu ‘pencere dönemi’ adlı bir aralık bulunmaktadır. Böyle bir dönem olmasının sebebi testlerinin varlığını araştırdığı yapıların henüz yeteri kadar belirgin olmamasıdır. Bu dönem kişiden kişiye ve yapılan test yöntemi ile değişebilmekle birlikte testlerin işe yaramaya başladığı en erken süre riskli temastan 2 hafta sonrasıdır. Bu sebeple hemen test olmak bir anlam ifade etmeyeceğinden en az 2 hafta beklenmelidir. İlk sonuçlar (-) gelirse 2-4 hafta sonrasında test tekrar edilir ve son olarak temasın üstünden 90 gün geçtiğinde son test gerçekleştirilerek daha sağlıklı bilgi edinilebilir.

HIV (+) tanısı aldım. Şimdi ne olacak?
Konu hakkında detaylı bilgisi olmayan ya da yanlış bilgilere sahip birçok birey için HIV (+) tanısı almak birçok olumsuz duyguyu beraberinde getirebilmektedir. Bu sebeple de çoğunlukla bir desteğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bu desteği veren çeşitli sivil toplum kuruluşları bulunmaktadır. Bu kurumların en değerlilerinden olan Pozitif Yaşam Derneği’nin HIV ile yaşayan bireyler ve yakınları için verdiği akran danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri için 0216 418 10 61 numarası üzerinden iletişime geçebilirsiniz. Bu paylaşımı yapmaktan çekinebilirsiniz ancak unutmayın ki bu durum sadece vücudunuzda belli bir virüsü taşıdığınız dışında herhangi bir anlam ifade etmemektedir.

HIV ile yaşamak hayatıma engel oluşturur mu?
Türkiye’de HIV ile yaşayanlar enfeksiyon hastalıkları uzmanları tarafından düzenli olarak takip edilmekte ve uluslararası standartlara uygun, yüksek nitelikli bir hizmet verilmekte. Tedavisini düzenli olarak alan ve kanındaki virüs miktarı belirlenebilen seviyenin altına düşen HIV (+) bireyler hayatlarına hiçbir aksaklık olmadan devam edebilmektedir. HIV ile yaşamak evlenmeye, çocuk sahibi olmaya, herhangi bir işte çalışmaya, sağlıklı bir yaşam sürmeye engel değildir.

cukurda-defineci-avi-540867-1.