Google Play Store
App Store

HIV ile mücadelede sanatçılar bir farkındalık projesine imza atıyor. Mural sanatçısı Somon, “Kimsenin damgalanmadığı, herkesin HIV ile karşılaşma olasılığı olduğu bilinciyle kapsayıcı bir toplum hedefliyorum” diyor.

HIV ile savaşta sanat başrolde

Deniz Burak BAYRAK 

1980’den bugüne 88 milyon insan HIV ile enfekte oldu, 42 milyon insan yaşamını yitirdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Temmuz 2023 itibarıyla 40 milyon insanın HIV ile enfekte olduğunu bildirmekte. 38 milyon olgu yetişkinken durumun en acı tarafı 1.5 milyon enfektenin çocuk olması.

Türkiye’de HIV ile enfekte sayısı her geçen gün artarken buna paralel olarak ön yargılar da yükselişe geçmiş durumda. Ötekileştirme, ahlakçılık, ayrımcılık gibi kavramların bir politikaymışçasına toplumsal yaşamı baskıladığı ülkemizde farkındalık yaratacak çıkış noktalarının başında yine insanı iyileştirici bir güce sahip olan sanat akıllara geliyor.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen Avrupa HIV Testi Farkındalık Haftası ve 1 Aralık Dünya AIDS Günü bu yıl sanatçıları, dernekleri, sivil toplum kuruluşlarını ve çözüm ortaklarını ‘Ön Yargıları Dönüştürüyoruz, Geleceğe Umutla Bakıyoruz’ projesinde buluşturdu. Sanat ve bilim insanlarının bir araya geldiği farkındalık kampanyası, HIV ile yaşayanlara yönelik toplumsal ön yargıları dönüştürmeye katkı sunmayı ve empatiyi güçlendirmeyi hedefliyor.

HIV AYRIŞMA KONUSU DEĞİL

Çalışmaları HIV ve AIDS ile mücadeleye adayan bir bilim kurumu olan Gilead’ın başlattığı ‘Birlikte HIV’den Güçlüyüz’ başlığı altında gerçekleştirilen proje için HOOD Base iş birliğiyle sanatçı Uğur Acil ve mural sanatçısı Somon, düşüncelerimizin ve ön yargılarımızın bizleri gerçeklerden ne kadar soyutladığını temsil eden eserler ürettiler.

Uğur Acil

Bomontiada’ya girdiğiniz an sizi tarihî yapının pencerelerinden bakan kırmızı, dev balonlar karşılıyor. Uğur Acil’in paraşüt kumaşıyla ürettiği bu balonlar; HIV ile yaşayan bireylerin toplumda karşılaştıkları ön yargılara referans veriyor. Esneklik ve mekâna uyumu yansıtan enstalasyon aynı zamanda tarihî mekanların kent içinde yaşadıkları sıkışmışlığa da bir örnek. Mekâna göre işini şekillendiren sanatçı, üretim sürecinin yaklaşık on beş gün sürdüğünü söylüyor. “Tarihî binanın camlarından taşan balonların şekilsiz yapısı, kalıplara sığmayan, toplumun ön yargıları nedeniyle zorlaştırılmış yaşamları temsil ederken, kullanılan renkler bireylerin kendilerini kabul etme ve görünür olma süreçlerini ifade eder” diyen Acil, dışarıdan soyut ve anlaşılmaz görünen bu sembolün aslında her bireyin içsel yolculuğunu barındırdığını belirtiyor. “Balonların sönebilmesi, bu ön yargıların fiziksel ve zihinsel olarak yok olmasını sembolize eder” diyor ve ekliyor Acil: “Sonuçta, sönen her balonla birlikte özgürleşen duygular, empati ve kabullenmenin doğuşunu simgeler.”

Mural sanatçısı Somon’a göre HIV hakkında toplumda yaygın olan ön yargılar, enfeksiyonun sadece belirli bir ‘marjinal’ grup tarafından deneyimlendiği algısına dayanıyor. Eseriyle HIV’i sadece belli bir kesime ait bir sorun olarak görmeyi bırakıp, toplumun her bireyini etkileyebileceği bilincini yaymak istediğini söyleyen sanatçı, “Bu eserle, HIV’in bir ayrışma değil, bir farkındalık konusu olduğunun altını çizmek istiyorum. Kimsenin bu konuda damgalanmadığı, herkesin HIV ile karşılaşma olasılığı olduğu bilinciyle daha kapsayıcı bir toplum hedefliyorum” diyor.