HIV ile yaşamak mümkün!

02.12.2019 07:44 YAŞAM
HIV/AIDS dünya çapında önemli bir sorun. Uzmanlar HIV/AIDS’in iş ve sosyal yaşama engel oluşturmayacağının altını çizerken en büyük engelin toplumdaki önyargılar olduğunu söylüyor

DİLARA ŞİMŞEK

HIV virüsünün vücuda girip bağışıklık sistemini zayıflatması sonucunda ortaya çıkan AIDS, dünya çapında çok önemli bir sorun. İnsan Bağışıklık Eksikliği Virüsü (HIV) enfeksiyonu, zamanında tanı konmadığı ve tedavi edilmediği takdirde İnsan Bağışıklık Eksikliği Sendromuna (AIDS) ilerleyerek ölümcül bir seyir gösteriyor. Henüz enfeksiyonu kesin olarak sonlandıracak bir tedavi seçeneği ve kitlesel korunmayı sağlayacak bir aşı bulunmuyor.

Dünyada 2016 sonu itibariyle ‘HIV pozitif’ birey sayısı 37 milyon olarak açıklandı. Türkiye’de ise Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığının açıkladığı verilere göre ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 10 Kasım 2019 tarihine kadar 24 bin 209 kişi HIV ile yaşadığını öğrendi.
Pozitif Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Canberk Harmancı ve Pozitif-İz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yasin Erkaymaz, konuyla ilgili BirGün’e değerlendirmede bulundu.

ÜLKEDE ARTIŞ VAR

Ülkede HIV tanısı almış kişilerin gün geçtikçe arttığını vurgulayan Erkaymaz, yıllar içindeki bu artışı şu sözlerle dile getirdi:

“2000 yılında 168 kişi HIV tanısı almışken, 2018 de HIV tanısı alanların sayısı resmi rakamlarla 3 bin 248.Yıllar içindeki bu artışın nedenlerinin en başında ülke olarak HIV/AIDS’e iyi bir yanıt verememiş olmamız geliyor. Üzerini örttük, sayılarımız az dedik, HIV ile yaşayanları ötekileştirici ve korku politikası içeren farkındalık çalışmaları yaptık. Konuyu konuşur kılamadık. Sağlık Bakanlığı her yıl mevcut sayıları açıklayıp sayılarımız hâla düşük diye yıllardır yapması gerekenlerin çok azını yaptı. Kişiler tanı alıp tedavilerine başlamazlarsa bu sayı ne yazık ki günden güne artacak.”

Erkaymaz, HIV’in üç temel yolla geçeceğini kaydederek “Kondomsuz cinsel temasta cinsel sıvılar, kan transferi ve gerekli önlemler alınmadıysa anneden bebeğine emzirme ya da doğum sırasında geçebilir. Aynı ortamda bulunmak, aynı tuvaleti/havuzu kullanmak, sivrisinek ısırığı, aynı çatal-bıçağı-bardağı kullanmak, tokalaşmak, sarılmak ve öpüşmek gibi sosyal ilişkilerle bulaşmaz, hatta tedavi alan HIV pozitiflerin gerekli koşulları sağladığında kondomsuz cinsel ilişki yoluyla dahi HIV’i başkalarına aktaramaz” ifadelerinde bulundu.

Farkındalık çalışmalarının artmasıyla önyargıların kırılabileceğine değinen Erkaymaz, şöyle konuştu:

“Geniş kitlelere ulaşabilen, doğru ve güncel bilgileri içeren HIV farkındalığı çalışmalarıyla (eğitim, haber, film vs.) önyargıların ve tabuların kırılması sağlanabilir. Üreme ve cinsel sağlık eğitimlerinin genç yaşlardan itibaren verilmesinin yanı sıra toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında da toplumdaki bireylerin eğitimler alması ve yasalardaki eşitsizliklerin giderilmesi birçok önyargının azalmasına katkıda bulunabilir.”

HAYATA ENGEL DEĞİL

Harmancı ise HIV’in bireylerin iş sosyal ve cinsel yaşamlarını etkileyecek kadar güçlü bir virüs olmadığını söyledi. Bireylerin yaşam alanlarını etkileyen tek şeyin toplumdaki önyargılar olduğunu vurgulayan Harmancı tedavi ile ilgili Şunları anlattı:

“HIV ile yaşayan kişiler yaşadıkları şehirlerdeki üniversite veya eğitim araştırma hastanelerinde ‘enfeksiyon’ bölümüne giderek tedavi görebilirler. Ancak HIV tedavisi gelişmiş bir tedavi olduğundan her eğitim araştırma hastanesinde bu tedavinin verilmesi mümkün değildir. HIV tanısı alan bireyler www.pozitifyasam.org sitemizden tedavi merkezleri bölümüne girebilir yaşadığı şehri seçerek oradaki veya en yakın tedavi merkezini öğrenebilir.”

HIV tedavisinin kişilerin sosyal hayatına engel olmayacağının altını çizen Harmancı, “HIV tedavisi ülkemizde sağlık sistemi tarafından batılı ülkelerle aynı standartta ücretsiz olarak uygulanmaktadır. HIV ile yaşayan bireyler düzenli kontrollerinde sağlık durumlarını kontrol eder ve ilaçlarını reçetelendirerek hayatın olağan akışına devam ederler. HIV tedavisi bireylerin sosyal yaşamdan soyutlanmalarına veya geri kalmalarına neden olmaz. HIV ile yaşayan bir kişi yılda 4 kez kontrole gider ve hastane içerisinde harcadığı maksimum süre 4 günü geçmez” diye konuştu.