Hızır
Birgün Birgün Birgün Birgün
Alevi öğretisinde “Yetiş Ya Hızır” denildiğinde Hızır’ın insana, topluma, doğaya, özetle tüm canlılara yardımcı olacağı inancı vardır. Bunun için muhabbetler yapılır, cem yürütülür, oruç tutulur. Şubat ayı Hızır ayıdır. Hızır ayı da paylaşımı, dayanışmayı ve sevginin toplumsallaşmasını kalıcı kılmaktır. Bazen “Hızır çağırıldığı yerde hazır” ya da “Yetiş ya Bozatlı Hızır” söylemi ile yayılır.  Alevi öğretisinde […]

Alevi öğretisinde “Yetiş Ya Hızır” denildiğinde Hızır’ın insana, topluma, doğaya, özetle tüm canlılara yardımcı olacağı inancı vardır. Bunun için muhabbetler yapılır, cem yürütülür, oruç tutulur.

Şubat ayı Hızır ayıdır. Hızır ayı da paylaşımı, dayanışmayı ve sevginin toplumsallaşmasını kalıcı kılmaktır.

Bazen “Hızır çağırıldığı yerde hazır” ya da “Yetiş ya Bozatlı Hızır” söylemi ile yayılır. 

Alevi öğretisinde anlatılan Hızır, bir dogma ya da hurafe değildir.  Her insanın kalbinde ve düşüncesinde, “içindeki” o dayanışmacı, paylaşımcı, adaletli, sevgili insanın kendisini uyandırma çağrısıdır. Toplumsal, sosyal, sınıfsal adaletsizlikler konusunda bir farkındalık yaratmak, dayanışma ve paylaşımı örgütlemektir.

Çünkü savaşların, zorunlu göçlerin, katliamların, cinayetlerin, düzenbazlıkların, dinbazlıkların, iktidar hırslarının, kibrin, bencilliğin arasına sıkışılmış bu dünyada, insanlar Hızır olup darda olana koşmayı, paylaşmayı ve dayanışmayı, haksızlıklara karşı ses çıkarmayı unutmakta ya da “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” modunda..

Oysa her birimizin yani başında binlerce insan hayatını çöpten kazanmaya çalışırken, yokluğun ve yoksulluğun cehenneminde yaşam için direnmeye devam ediyor.

Kimliklerinden dolay ötekileştirilmiş insanlar kamu hizmetlerine eşit erişim hakkında mahrum. 

Tüm imkansızlıklara rağmen her gün aşkla ve öğrenme tutkusuyla okullarına koşan minik kalplerin yoksuluk ve yokluk içindeki hayatlarına ulaşan sosyal devleti de yok.

Doğuştan kazanılmış bir hak olan eğitim ve sağlık hakkı bugün “paran kadar eğitim, paran kadar sağlık” politikasına dönüşünce, Hızır düşüncesine sahip kurumlar ve kişiler “Çocuklar üşümesin, okusun, gülsünler” diye, Hızır olup eğitim sisteminin ve sosyal politikasızlığın darda olan mağdurlarına dayanışma eli uzatıyorlar.

Okul yerine, ailesini geçindirmek uğruna kilometrelerce yolları aşıp büyük şehirlere ya da tarım bölgelerine çalışmaya gelen çocuk işçilerinin yürek sızılarını hissedecek politika, göz yaşını silecek devlet, iliklerine ve ruhlarına kadar sömürülmüş hallerine “dur” diyecek hükümet de yok!

İşte Hızır olmak, darda olanın darına yetişmek, dayanışmayı, paylaşımı ve adalet arayışını toplumsallaştırmaktır Hızır.

Hızır dava insanı olmaktır ve kalbindeki Hızır’ı uyandırmaktır. Farkındalık yaratmalı, haksızlığa, sosyal ve ekonomik adaletsizlikleri deşifre etmelidir.

Yoksulluğun bir kader ya da fıtrat değil, yeryüzündeki paylaşım adaletsizliğinde kaynaklandığını anlatmak ve göstermek Hızır’ların işidir.

Hızır ayındayız.  Her insan bir “Bozatlı Hızır” olup, darda olana yetişmeli ve el vermelidir.

Yeryüzü çocukların yüzlerinin güldüğü, sadece çocuk olarak yaşadığı yer olmalı. Hızır aşkın yüzü olmalı. Kimselerin çocuklarımızın yaşamını ve geleceğini bozamasına izin vermemeli ve Hızır olup tüm çocukların yar ve yardımcısı olmalıyız. 

Hızır kim mi?

Hızır;

“Darda olanın Dârına

Zorda olanın Zârına

Aman diyenin Cârına

Hasta olanın İmdadına

Hak ve adalet için yola çıkmışlara

Yetiş ya Bozatlı Hızır” diyendir..

Hızır “yetiş” diye çağrıldığında, aşk ile kalpte filizlenen umuttur.  Yüreğimizi saran sevgi, aklımıza iyilik ve dayanışma uyandıran çerağdır. Hızır dini, dili, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun  tüm mazlumların, darda olanların, zorda kalanların carına yetişendir. 

Hızır çocukların gözlerindeki gülümsemededir.  Hızır kadınların, yoksulların, mültecilerin, emekçilerin, işsizlerin, kimsesizlerin ve tüm mağdurların, darda olanların yardımcısı, gözcüsü ve yoldaşıdır.

Yetiş carımıza Bozatlı Hızır. Uyandır uykuda kalan insanın kalbini.. Uyandır ki, bilsin insan kendisini, toplumunu ve ülkesini kurtaracak kerameti. Bilsin “kerametin tacda, değil başta” olduğunu, bilsin umudun hurafelerde değil, “Her ne ararsan kendinde ara” düsturunda olduğunu.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız