birgün

3° AÇIK

ÖZEL 15.08.2019 07:56

Hong Kong’a müdahale Çin’in imajını sarsar

Hong Kong’daki protestolar sürüyor. Çin’in sınıra askeri yığınak yaptığı iddia ediliyor. Xİ’an Jiaotong-Liverpool Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ceren Ergenç eylemlerin genç kuşağın Çin’in bir parçası olmaktan duyduğu rahatsızlığın bir ifadesine dönüştüğünü belirtirken “Askeri bir müdahale Hong Kong-Pekin ilişkilerini ve Çin’in uluslararası toplumdaki yerini sarsar” diyor.

Hong Kong’a müdahale Çin’in imajını sarsar

ANIL ATAŞ

Hong Kong’da devam eden gösteriler nedeniyle Çin, sınıra büyük askeri yığınak yaptı. Pekin yığınağın “Askeri tatbikatlar için bölgede olduğunu” öne sürse de uluslararası toplum olası bir müdahaleden kaygılı. ‘Suçluların iadesi yasa tasarısı’ sebebiyle haziran sonundan bu yana süren protesto gösterileri, tasarı iptal edilmesine rağmen devam ediyor. Protestolar nedeniyle zaman zaman şiddetli çatışmalar da yaşanıyor. Eylemler zamanla tasarı protestosunu aşarak Çin- Hong Kong bağlantısını reddeden muhtevaya dönüştü. Eylemlerin dış bağlantılı olduğunu iddia eden Çin, ABD ve İngiltere bayraklarıyla eylemlere katılan kişileri işaret ederek Batı’yı iç işlerine karışmakla eleştiriyor. ABD Başkanı Donald Trump eleştiriler karşısında önceki gün ilk kez açıklama yaptı ve suçlamayı reddetti.

Xİ’an Jiaotong-Liverpool Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ceren Ergenç ile Hong Kong’daki protestoların arka planını ve geleceğini konuştuk. Ergenç, “Hong Kong’daki hareketlilik, suçluların iadesi yasa teklifiyle ilgili olmanın ötesine geçti ve Hong Konglu genç kuşağın Çin’in bir parçası olmaktan duyduğu rahatsızlığın bir ifadesi haline dönüştü. Bunun da ötesine geçilerek orta yaş kuşağı da bu eylemlere dâhil oldu ama bu eylemliliğin geniş bir siyasi gündemi ve temel somut bir hedefi bulunmamakta” dedi.

YOL HARİTALARI BELİRSİZ

Eylemcilerin Hong Kong’un Çin’in bir parçası olmasını istemediğini, ancak bunun nasıl olabileceğine dair politik bir plan olmadığını belirten Ergenç, “Toplumsal bir zemin var ama bu, paylaşılan bir duygu gibi daha çok. 2047’de Hong Kong, Pekin Hükümeti’nin alacağı karara bağlı olarak, özerk bir bölge olma statüsünü kaybedecek gibi görünüyor. Hong Kong, Çin’in bir eyaleti haline geldiği zaman da özellikle siyasi hakların ve özgürlüklerin kaybolacağından endişe ediyorlar. İnsanlar bunu istemiyor ama bunun olmaması için ne yapacaklarına dair belli bir yol haritası yok” diye konuştu.

KİTLE HOMOJEN DEĞİL

Ergenç gösterilerin Batı yanlısı olduğu eleştirilerine değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir yanda daha liberal bir kesim de var, öte yandan solda duran bir kesim de var. Parlamentonun işgalinde Çin bayrağını indirip İngiliz sömürge bayrağını asan grup liberal öğrencilerdi. Solcular asla böyle bir şey yapmazlardı. Yani Çin hükümetine karşı çıkalım derken gelip de İngiliz sömürgesi bayrağını asmazlardı. Bu da hareket içerisinde eleştirilen noktalardan. Bunun yanı sıra polis baskısına karşı Çin anakarasıyla bağlantılı olduğunu düşündükleri insanlara fiziksel saldırılar olmaya başladı. Tabi bunu da hareketin tavrı olarak değerlendiremeyiz. Hiçbir toplumsal hareket bir yabancı gücün maşası olamaz. Çok büyük oranda kendiliğinden gelişen bir durum söz konusu.”

DARBE İDDİASI SPEKÜLATİF

Hong Kong’a komşu olan Çin eyaleti Shenzhen’deki polis hareketliliğine de değinen Ergenç sözlerini şöyle sonlandırdı: “Çin, Hong Kong’a müdahale edecek mi, ordusunu devreye sokacak mı gibi sorular merak ediliyor ama bence Çin’in Hong Kong’a polisini ya da ordusunu sokması çok büyük bir adım olur. Sonrasında o ordunun ya da polisin oradan nasıl çıkacağı, nasıl bir siyasi tablo yaratacağı da Pekin Hükümeti’nin deneyip görmek istemeyeceği bir durum olur diye düşünüyorum. Böyle bir tavır, Hong Kong-Pekin ilişkilerini geri dönülmez bir biçimde sarsacağı gibi, Çin’in uluslararası toplumdaki yerini de sarsacaktır. Çin ordusunun böyle bir müdahaleye kalkışması 1989 Tiananmen Meydanı Olayları’nı hatırlatacaktır herkese. Tankların o sokaklara çıkması, Çin’in barışçıl bir dünya gücü olma iddiasını sarsacak bir hareket olur. O yüzden böyle bir şey yapacağını zannetmiyorum.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız