birgün

16° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 30.01.2021 11:27

Hoş kalma Trump

Müzisyen Güvenç Dağüstün, ABD Eski Başkanı Donald Trump için yazdığı “The Hıyarlı Şarkı” ile dinleyici karşısında. Dağüstün, “Sadece hıyarlı değil, daha 18 tane de hıyarsız şarkı kaydettik. Çıkaracağız yavaş yavaş” diyor.

Hoş kalma Trump

Işıl ÇALIŞKAN

“İşi yoktur ona sarar/ Gücü yoktur buna sarar/ Hiç bir şey bilmez, düşünmez/ Konuşur hep, yorar…” Opera sanatçısı Güvenç Dağüstün, bu sözleri ABD Eski Başkanı Donald Trump için yazdı. Dağüstün ABD Başkanı’nı “The Hıyarlı Şarkı” isimli parçayla uğurlarken bir de Trump’ın görüntülerinden oluşan eğlenceli bir video klip hazırladı.

Politik taşlama örneğini bu eğlenceli parçayla sunan Dağüstün, “Trump güzel malzeme verdi. Bu yüzyılda politikacıdan yana çok malzeme sıkıntısı olmuyor” şeklinde konuşuyor. Dağüstün ile yeni şarkısını ve müzik serüvenini konuştuk.

Herkes için zorlu geçen 2020 sizin için nasıldı?

Herkes gibi benim için de çok zor geçti açıkçası. Borç harç yaşamaya çalıştık. Müzisyen dediğin öyle kenara köşeye para koyabilen biri değil ki. Fakat iyi tarafları da oldu benim için, onu da söylemeliyim. Yazmam, okumam gereken kaçırdığım çok şey vardı. Bütün dünya durmuştu işte ve ben yetişeyim diye beni bekliyordu. Yetişmeye çalıştım.
Pandemiyle birlikte sanatçılar da zorlu bir sürecin içine girmiş oldu. Müzik özelinde konuşmak gerekirse siz Twitter paylaşımınızda dokuz ayın sonunda yapılan bin liralık yardımı kabul etmeyeceğinizi söylemiştiniz. Bu bir protesto mu?
Tabii ki bir protesto. Yirmi senedir tek kuruş paralarını almamışım, bir tane belediyelerinde şarkı söylememişim. Bu parayı da bir “devlet kültür sanat politikası” ürünü olarak vermiyorlar zaten. Bahşiş atıyorlar. Kültüre, sanata, iyiye, güzele bu kadar düşman bunlar.

MÜZİKTE ÖRGÜTLENME

Hâlâ sürecin belirsizliği sürüyor. Bundan sonrası için bir öngörünüz var mı?

Bu pandemi ilk patladığında Burçin Büke’ye demiştim, “En az üç buçuk milyon ölü” diye. Az kaldı o sayıya yaklaşılmasına maalesef. Kendi sektörüm açışından da cevap vereyim. Örgütlenmenin gerekliliği bir kez daha kendini gösterdi. Ciddi toplantılar yapıyoruz. Bu ülkedeki müzik işçilerini örgütleyeceğiz. Az kaldı, yakında açıklamaya başlarız sürprizleri.
Konserler olmasa da şarkılar vasıtasıyla buluştu müzisyen ve dinleyici. Bu noktada şarkıların iyileştirici gücü ve toplum üzerindeki etkisinden de konuşalım isterim…

Sanatla ilgili insan, kötü insan olmaz. Ben en kötü zamanlarda içe yolculuğumu, tedavimi sanat ile bulmuşumdur. Bu bakarsın bazen bir Schubert melodisi olur, bazen Kandisnky’nin bir çizgisi. Biz bazılarına anlatamadık bunları. Ayakkabısının arkasına basıp balgam atarak gezenler, hayvan tekmeleyenler, karısını, kızını dövenler normalleştirildi bu ülkede ama biz şiir, müzik, roman, resim, heykel dediğimizde elit olduk.

Sürecin üretiminize yansıması fena olmamış anlaşılan. “The Hıyalı Şarkı” bunun ipucunu verdi. Trump’a şarkı yazdıran ilham nereden geldi?

Sadece hıyarlı değil ki, daha 18 tane de hıyarsız şarkı kaydettik. Çıkaracağız yavaş yavaş. Bu güne kadar bekledik. Çünkü biz neden albüm yapıyoruz? Konser yapalım diye. E şimdi konser yok, bir şey yok. O nedenle çıkarmadım albümü. Ama artık yavaş yavaş yayınlayacağız şarkıları. Ne olacaksa olsun.

The Hıyarlı Şarkı’ya gelince. Burçin’in bir bestesinin üzerine on dakikada falan yazdım o sözleri. Trump güzel malzeme verdi. Tahmin edersin; bu yüzyılda politikacıdan yana çok malzeme sıkıntısı olmuyor.

“The Hıyarlı Şarkı” için “hoşça kal” şarkısı diyebilir miyiz?

Defol git şarkısı demek daha doğru olur. Hoş kalmasın tabii.

“The Hıyarlı Şarkı”da disiplinlerarası bir bütünlük söz konusu. Mizahın şarkılı sunumu demek yanlış olmaz sanırım…
Bir kabare şarkısını andırıyor. Kurt Weill gibi, Georg Kreisler gibi. Bizde rahmetli Timur (Selçuk) Abi’nin böyle şarkıları var. Politik taşlaması var. Yıllarca eskimez bu şarkı. Daha öncekiler eskimiş mi?

KLİBİ KENDİM YAPTIM

Trump’ın danslarının eşlik ettiği video klip şarkıyla şahane bir uyum içinde. O dansların ardındaki mesajı sizden dinleyelim.

Klibi karantinalarda evde kendim yaptım. Vesileyle o kurgu programlarını falan öğrendim. Uzun da sürdü meret. Tam yapıyorum bitiyor, adam yeni bir hıyarlık yapıyor. Hadi bir plan siliyorum, yenisini koyuyorum. Böyle böyle çıkması gecikti zaten. En son artık danslarını da koyunca bir daha dokunmadım. Evde en az on farklı versiyonu var klibin.

Piyano olduğunu düşünsem de sormak isterim. Sesinizi buluşturmayı en çok sevdiğiniz enstrüman hangisi? Neden?

Biz şancılar bu işin eğitimine başladığımız gün piyanistlerle çalışmaya başlarız. Ben çok şanslıyım, okulda da operada da hep en iyi eşlikçilerle çalıştım. Sonra hep dünya starları ile devam ettim. Charles Spencer, David Lutz, Fazıl Say... Son olarak da beş senedir Burçin Büke. Burçin ile elektriğimiz inanılmaz tuttu. Tam anlamıyla bir “ikili” olabilmeyi ilk kez Burçin Büke ile başardım diyebilirim. Bunu başarabilmek için çok fazla zaman geçirmek gerekiyor birlikte; biz onu yapabiliyoruz. Bu büyük bir şans.

Ama bunun yanında sesini en çok buluşturmayı sevdiğim diğer bir çalgı ise çello. Burçin Büke ve Çağ Erçağ ile şarkılar kaydettik, bir kaç tane daha edeceğiz önümüzdeki günler. Çağ, dünya çapında bir viyolonselci. Bu kayıtlar da yakında çıkmaya başlar.

Türkiye Dans Sporları Federasyonu’nun 56 saatlik “bale antrenörlüğü” programı açması büyük tepki gördü. Sizin yorumunuzu da almak isterim.

Gerçekten acayip adamlar bunlar. Anlamıyorum ne yapmaya çalışıyorlar. Bize küçükken bilmediğimiz konularda susmamız öğretildi. Sonra da gider doğrusunu öğrenirdik. Aman neyse önemli değil, kimlere neleri öğrettik. Yine kafalarına vura vura doğrusunu öğretiriz. Giderayak bizden ne öğrenseler kardır, öyle değil mi?

BİLET ALIN Kİ GÜÇ BULABİLELİM

Yarın “Şair Şarkıları” isimli proje ile dinleyiciyle çevrimiçi yollarla buluşacaksınız. Dinleyiciyi neler bekliyor?

Bu konseri çok önemsiyorum. Burçin Büke ile ortak projemiz olan “Şair Şarkıları”nda sadece bestelenmiş şiirleri seslendiriyoruz. Konuklarımız ise Şevket Çoruh ve Zuhal Olcay. Özellikle Pazar gününü ve saat 14.00’ü seçtik. Malum, sokağa çıkma yasağı var. İnsanlar evlerinde otururlarken biraz olsun yüreklerine dokunabilirsek ne mutlu. Bu konserin hiçbir sponsor desteği yoktur. Tek destekçisi de bilet alan izleyicilerimizdir. Bu konserlerin devam edebilmesi için buradan seslenmek istiyorum; bilet alın ki her seferinde yeni projeler üretebilelim, buna güç bulabilelim.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol