birgün

-3° AÇIK

GÜNCEL 05.06.2017 17:26

“Hrant Dink cinayetine bilerek göz yumdular”

Tutuklu Ali Fuat Yılmazer dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü log kayıtları ile ilgili “Suç oluşturulacağını bile bile istemiş, verilmeyince de türlü yorumlarda bulunuyor. Şimdiye dek hiç kimseye verilmedi log kayıtları” diye konuştu

“Hrant Dink cinayetine bilerek göz yumdular”

Yeniden görülen Hrant Dink davasının 14. celsesinde Bayburt Emniyet Müdürü Burhan Gümüş ile cinayette kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin polis başmüfettişi Levent Yarımel tanık olarak dinlendi. Yarımel, cinayete bilerek göz yumulduğunu söyledi.

bianet’ten Elif Akgül’ün haberine göre, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklardan tutuklu sanıklar eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstanbul İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, tutuksuz sanıklar eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü eski görevlilerinden Muhittin Zenit hazır bulundu.

Duruşmayı Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da takip etti.

Duruşmada eski Bayburt Emniyet Müdürü Burhan Gümüş ile cinayette kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin polis başmüfettişi Levent Yarımeltanık olarak dinlendi.

Gümüş: Zenit'i İstanbul'a göndermem için bir talep gelmedi

Zenit'in sanıklardan, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü Yardımcı İstihbarat Elemanı (YİE) Erhan Tuncel'i çalıştıran ve Tuncel'den Dink'in öldürüleceği istihbaratını alan Trabzon İstihbarat Şube Memuru, İstihbarattan birkaç ay sonra Bayburt'a tayini çıktı, cinayet sırasında izindeydi], cinayetin ardından gözaltına alınan Erhan Tuncel için İstanbul'a çağrılmasına ilişkin konuşan Gümüş şunları söyledi:

“Bana İstanbul'dan böyle bir talep olduğunu, bu talebin Trabzon'dan geldiğini söylediler. O zamanın Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay'ı aradım. 'Resmi yazı, talep yok' dedim. Yazıyı yazacağını söyledi, ama yazı gelmedi. 'Yazı gelecek' denmesine rağmen yazı gelmemesi beni rahatsız etti. İzin vermedim. Bunun üzerine İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'i aradım o da 'iyi yapmışsın' anlamında bir cevap verdi. Hatta birkaç gün sonra Reşat müdürle birlikte seyahat ettiğimizde bu konuda bana sitemde bulundu. Ama bu konuda İstanbul'un yazılı sözlü olarak benimle ya da şube kanalıyla bir talebi olmadı.”

Söz alan Altay ise Gümüş'ü arayanın dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah[sanık] olduğunu söyledi, Gümüş reddetti.

Yarımel: Log kayıtlarını kim sildi?

Gümüş'ün ardından Yarımel'in tanıklığına geçildi. Kamu görevlilerinin cinayette sorumluluğuna ilişkin Durmuş Demirbaşla birlikte rapor hazırlayan dönemin polis başmüfettişi Yarımel, hazırladığı raporda Cerrah'ın sorumluluğu olmadığını kaydetmiş, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği beyanda da Yasin Hayal’in [sanık, cinayetin azmettiricisi] telefon trafiğinin İstihbarat Daire Başkanlığı’nca incelendiğini, ancak bu inceleme kayıtlarının (log kayıtları) bilinmeyen bir el tarafından silindiğini beyan etmişti.

Yarımel, dava sanıklarından Yunus Yazar'ın kendilerinden önce rapor hazırladığını belirterek, bunun için yetkin olmadığını ifade etti.

Çalışmaya başladıktan sonra 1992 yılından itibaren tutulan ve personelin hangi işlemleri yaptığına ilişkin bilgiyi içeren log kayıtlarının sorumluların tespiti için İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan istediklerini söyleyen Yarımel, hazırladıkları yazıyı o dönem İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek'e verdiklerini, Akyürek'in kendilerine “Bu yazı bizi sıkıntıya sokar, bizi yakar. Ne yapacaksınız log bilgilerini” diye sorduğunu söyledi.

Akyürek'in yanından ayrıldıktan sonra Şükrü Yıldız'ın [Mülkiye Müfettişi, sanık aradığını söyleyen Yarımel, Yıldız'ın kendilerine “Siz ne yapıyorsunuz. O yazıyı verin. Sizler karışmıyorsunuz” dediğini ifade etti.

Yarımel şöyle konuştu:

“Log kayıtlarını bize verselerdi İstihbarat Daire Başkanlığı ve Trabzon suçlu olacaktı çünkü. 2009'da sırf bu cinayet nedeniyle kayıtlar silinmiştir. Nasıl silinebilir? Log bigileri istihbaratın can damarıdır. Bilerek göz yumma var. Nasıl böyle bir ölüme göz yumulabilir? Bu işin kasıtlı olarak yapıldığını düşünüyorum. Bizi engellediler.”

“Ses getirici eylem” yazısı

Mahkeme Başkanı Ali İhsan Horasan'ın Dink'in öldürüleceğine ilişkin istihbarat raporlarındaki “ne pahasına olursa olsun öldürüleceği” ve “ses getirici eylem” ifadelerinin arasındaki farkı sorduğu Yarımel, “Ses getirecek eylem' yazısı bir tahkikat yazısıdır. İstanbul sadece Osman Hayal'in [Yasin Hayal'in ağabeyi, sanık] yerini bildirmekle yükümlüdür. Asıl sorumlu İstihbarat Daire Başkanlığı'dır. Çünkü planlı istihbarat operasyonunun talimatını vermesi gereken yer orası” dedi.

Bakırcıoğlu: İstediğiniz belgeler verilmediyse neden şerh düşmediniz?

Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu da ellerinde bilgi veya belge olmaması karşısında rapora neden bu konuyla ilgili şerh düşmediklerini sordu. Yarımel de “Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarının yapıldığı, örgütün en güçlü olduğu zamanda siz neden bahsediyorsunuz? Eşim ve çocuklarım tehdit edildi. 2011'de Ankara Emniyet Müdürlüğüne ifade verdim, kimse beni dinlemedi” diye konuştu.

Yılmazer: Log kayıtları kimseye verilmedi

Tutuklu Ali Fuat Yılmazer dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü, cinayetten sonra İstanbul İstihbarat Şube Müdürü, tutuklu sanık] de söz alarak, log kayıtları ile ilgili “Suç oluşturulacağını bile bile istemiş, verilmeyince de türlü yorumlarda bulunuyor. Şimdiye dek hiç kimseye verilmedi log kayıtları” diye konuştu.

Yarımel'in "log kayıtlarını neden sildiniz" sorusuna ise Yılmazer mahkeme heyetine dönerek "İstediğiniz takdirde açıklama yaparım" diyerek cevp vermedi.

Tanık beyanlarının sona ermesinin ardından davaya yarına (6 Haziran) kadar ara verildi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız