birgün

12° PARÇALI BULUTLU

author

Hukuki dönüşüm

YAŞAM 16.03.2021 04:00
Abone Ol google-news

Ekoloji mücadelesi temelinde savunuculuk yapan avukatların bir araya gelerek kurduğu Haklar ve Araştırmalar Derneği, geçtiğimiz günlerde bir rapor yayımladı. Üç ayda bir farklı temalarla yayımı sürecek olan raporların bu ilk sayısında 2020’nin önemli ekoloji gündemleri olarak, son 40 yılda gerçekleşen ekolojik dönüşümün de en çarpıcı biçimde görülebileceği enerji ve madencilik politikaları ile fosil yakıtlara ilişkin hukuki düzenlemelere; bunlara ilişkin siyasal söylemlere ve yurttaşlara yansımalarına odaklanıyor.

Fevzi Özlüer raportörlüğünde hazırlanan ‘Ekolojik, Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm. Hukuki Durum Raporu’ başlıklı rapor, 2020 yılında ortaya çıkan kamu hukuku alanındaki çeşitli dönüşümleri veri alarak ve bu verilere ekonomik, siyasi ve ekolojik açılardan bakarak ‘devlet ve yurttaş ilişkileri temelinde hak ve özgürlüklerin görünümünü ortaya koymayı’ amaçlıyor. Rapor bu dönüşüm sürecini üç başlıkta tartışıyor:

►Denetleme süreçlerinden özelleştirmelere uzanan bir tartışma sunan ‘Piyasa aktörü olarak yeni devlet’

►Örgütlenme hakkı ve dernekler kanunu gibi alanlardaki dönüşüme odaklanan ‘devletin yurttaşlığı yeniden tanımlaması’

►Devlet projelerinin özel hukuka kurulması, çevre ajansı kanunu gibi dönüşümlerin tartışıldı ‘devletin özel hukukla kavranması.’

Bu bağlamda raporun yönetici özeti kısmında belirtildiği üzere en önemli tespiti ise şu şekilde ifade ediliyor: “Hukuki raporun en önemli tespiti, devletin enerji ve madencilik alanında önemli bir piyasa aktörü olarak belirdiği üzerinedir. Bu nedenle, bu alanlarda yaşanılan hak ihlalleri, piyasa gereklilikleri ileri sürülerek görünmez kılınmaktadır. Piyasa aktörü olarak devlet, diğer girişimcilerin bu iki sektörde kendilerine daha fazla bağımlı olmasını sağlayacak idari kararlarla, yasal engelleri aşan bir mekanizma da yaratmıştır.”

♦♦♦

Kamusal alanın da, bu doğrultuda ‘kolluk, kamu hizmeti ve kamu güvenliği kavramları’ esasında organize edilmesini sorunsallaştırıyor; bunun yarattığı hak ve özgürlük kayıplarından hareketle, yurttaşların yönetime katılım ve örgütlenme pratiklerinin engellenmesine uzanıyor. Sonuç kısmında da, 2020’de meydana gelen çevre hukuku dönüşümünü yukarıda aktardığım üç başlığa denk bir kavram seti ile açıklıyor: piyasa aktörü olarak güçlü devlet; zayıf yurttaş ve şirketleşmiş yönetim.

Nihayetinde, 2020’de toplumsal ve çevresel konularda, yurttaşların ve/veya yurttaş örgütlenmelerinin bilgi edinme, eylem yapma gibi demokratik hakların kullanımında yaşadığı gerilemeleri salt pandemiye değil, daha başka bir yere bağlıyor. Diyor ki, “Devlet, yargı kararlarıyla piyasa aktörü olma işlevini desteklemekte ve yetki devri, kaynak transferi, istisna hukuku uygulamalarıyla da gücünü tekelleştiren bir çerçevede büyümektedir.”

♦♦♦

Bu raporu, burada tanıtmayı önemsiyorum çünkü bu köşede değindiğim kamusallık, yeniden kamulaştırma gibi ilke ve politikalar üzerine düşünebileceğimiz, mevcutlarını geliştirebileceğimiz yeni bir veri seti, okuma ve kavramsallaştırma da sunuyor. Örneğin; 1956’dan bu yana ÇED sürecinden muaf tutulan santrallerin bir dökümü ile birlikte bu süreçteki hukuki dönüşümün izini de sürüyor; bunların hem ekolojik hem de emek süreçlerine (ücretten örgütlenmeye) maliyetlerini de birbirleriyle ilişkilendirerek düşünebilmemizi sağlıyor. Kamu hukuku ilkelerinin yerini özel hukuk ilkelerinin aldığı tespiti etrafında, hukuki dönüşümlerin, sınıfsal, ekolojik ve sosyal boyutlarda yansımalarını bir arada düşünebileceğimiz, tarihsel bir izleğe dayanan ama güncel bir perspektif sağlıyor.

Bu araştırma da gösteriyor ki kamuculuk konusu çok çeşitli boyutlarıyla tartışılmayı hak ediyor. Muhalif bir mücadele hattının en önemli ayaklarından biri olan kamuculuk, neoliberalizmin krizine emek cephesinden verilecek köklü bir yanıt olabilir.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol