Google Play Store
App Store

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla Brent petrol 80 doları gördü, Türkiye'de motorine 6 TL zam geldi. Enerji şokunun enflasyona misliyle yansıyabileceği uyarısında bulunan Dr. Sağlam, İran'ın en büyük alıcısı olan Pekin'in süreci şimdilik izlediğini ifade etti.

Hürmüz Boğazı enerjiyi vurdu
Fotoğraf: AA

Melisa AY


İsrail-ABD'in açtığı savaş bölgeyi ateş hattına çevirirken ekonomiyi de vurdu. İran'ın dünyanın en önemli ticaret rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı kapatması sonrası Brent petrol fiyatı 80 dolar seviyesine yükseltti. Türkiye'de de bugünden itibaren  motorine litre başı yaklaşık 6 TL, benzine de 2,10 TL zam geldi.

Dünyada bilinen petrol rezervlerinin yüzde 12'sini bulunduran İran, 208 milyar 600 milyon varillik rezerviyle dünya 3'üncüsü. 2025 yılında günde yaklaşık 13 milyon varil petrol Hürmüz'den geçerken bu oran deniz yoluyla taşınan her 3 varilden 1'inin bu boğazdan geçtiğini ifade ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre küresel petrol tüketiminin günlük yaklaşık 20 milyon varili, kapatılmadan önce bu boğazdan geçiyordu. Dünyadaki toplam günlük tüketim 103-104 milyon varil civarında hesaplanırken Hürmüz'den geçen miktar bunun 5'te 1'ine denk geliyor. Dünyanın en büyük LNG tedarikçilerinden biri olan Katar'ın üretim tesislerinin İran'ın hava saldırılarında vurulması üretimi, Boğaz'ın kapanması da taşımayı durdurdu. Özellikle Asya’ya giden LNG ve petrol açısından bu bölge kritik öneme sahip. Çin, Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Pakistan gibi büyük alıcılar bu hattı kullanıyor.

İran petrolünün yüzde 80'inden fazlası, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin tarafından alınıyor. TEPAV Enerji Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Çin'in "şimdilik" arz problemi yaşamayacağını söyledi; krizin Türkiye için etkilerinin yakıcı olabileceğine işaret etti.

ENERJİ KRİZİ DAHA DA YAKICI OLABİLİR

Dr. Mühdan Sağlam - TEPAV Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü

Petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin arkasında iki temel neden var. Birincisi, bazı aktörlerin krizin geleceğini öngörerek Pasifik bölgesinde tanker bekletmeye başlaması. Özellikle İran, Çin’e giden petrolün bir kısmını burada depolamaya yöneldi. Zaten ülkelerin belirli bir depolama kapasitesi bulunuyor. Bu nedenle şu anda piyasada fiili bir arz daralması yok. Yaşanan artış daha çok panik ve belirsizlikten kaynaklanıyor.

Petrol piyasasında teslimatlar genellikle ileri tarihlidir; çoğu zaman bir, üç ya da altı aylık vadeler üzerinden ilerler. Hürmüz’den geçemeyen tankerler, örneğin üç ay sonra Çin’de olması gereken yüklerini ulaştıramıyor. Bu da ileri vadeli teslimler açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Brent petrol fiyatlarında görülen sert dalgalanmanın önemli nedeni bu teslim riski.

Petrolün küresel ölçekte yaklaşık yüzde 90’ı deniz yoluyla taşınıyor. Demiryolu ya da tanker, kara taşımacılığı oranı daha düşük. Özellikle Asya ve Avrupa pazarına yönelik taşımada bu oran belirgin. Ancak Hürmüz hattında gemilerin sigortalanması sorunu ortaya çıktı. Dünyada bu taşımayı gerçekleştiren sınırlı sayıda büyük armatör var ve bu gemiler yüksek riskli yük taşıdığı için sigorta hayati önem taşıyor. Sigorta şirketleri Hürmüz’den geçecek tankerleri teminat altına almaktan kaçınınca gemiler geri dönmeye başladı. Aynı şekilde Almanya başta olmak üzere küresel gemi zincirine sahip şirketler de risk almak istemedi. İran’ın “Bir damla petrol geçerse vururum” tehdidiyle birleşen bu tablo navlun fiyatlarını sert biçimde yükseltti. Bu artış da doğrudan petrol fiyatlarına yansıyor.

Petrol fiyatındaki artış yalnızca akaryakıtı değil, ulaşımı ve dolaylı olarak tüm mal fiyatlarını etkiliyor. Ayrıca Hürmüz’den tarım ürünleri, alüminyum ve şeker gibi emtialar da geçiyor. Bu da küresel ölçekte enflasyonist bir baskı anlamına geliyor. Ancak fiyatları en çok tetikleyen unsur, Hürmüz’ün ne kadar süre kapalı kalacağının bilinmemesi.

GIDA FİYATLARI DA ETKİLENECEK

Türkiye açısından tablo daha hassas. Türkiye petrolünün yüzde 90’dan fazlasını ithal ediyor. Ancak mesele yalnızca ham petrol değil. Türkiye motorinin yani dizel yakıtın önemli bir kısmını Hindistan’dan alıyor. Hindistan ise petrolün yaklaşık yarısını Körfez’den, kalan kısmını Rusya’dan temin ediyor. Hürmüz’deki aksama Hindistan’a ulaşan ham petrolü de etkilediği için dizel fiyatlarında hızlı bir yükseliş görülüyor. Kısa vadede akaryakıta ciddi zam beklentisi oluşmasının nedeni bu.

Eğer İran ve ABD arasında diplomatik bir temas sağlanmaz ve Hürmüz’deki gerilim düşmezse, fiyat baskısı artarak devam edebilir. Şu an yaşanan artış doğrudan savaşın kendisinden çok belirsizlikten kaynaklanıyor. “Kaç gün sürecek”, “Gerilim nereye tırmanacak” sorularına net bir yanıt verilemediği için piyasalar risk primi ekliyor.

Türkiye’de bu durum akaryakıt fiyatları üzerinden gıdaya ve genel enflasyona birkaç kat fazla yansıyacak. Doğalgaz, benzin elektrik ve gıda fiyatlarında artışlar göreceğiz. Enflasyon beklentileri altüst olacak. Merkez Bankası faiz indiriminden geri adım atabilir. Bu da kamuya ama özellikle yurttaşa çok büyük bir yükün binmesi demek. Türkiye saldırıların hedefi olmasa da borsadaki düşüş, akaryakıt zamları ve spot piyasadan petrol ve gaz alıyor olmamız enerji fiyatlarında karşılık bulacak. Üstelik doğalgaz kontratlarımızın önemli kısmı Hollanda'nın TTF piyasasına bağlı. Bir ay sonrasının ortalaması ile ödeme yapıyoruz yani aldığımız gaz için. Bu nedenle maliyet artışı önümüzdeki aylarda da hissedilebilir.

Gerilim kısa sürede yatıştırılmaz ve Hürmüz yeniden güvenli biçimde açılmazsa, Türkiye de tüm dünyayla birlikte ekonomik anlamda bir alev topuna dönebilir.

ÇİN TRUMP'IN YIPRANIŞINI İZLİYOR

Şu an Çin'in stratejik bir akılla hareket ettiğini, gelişmelere uzun vadeli olarak baktığını düşünüyorum. İran'a saldırı sürpriz sayılamayacağı için Çin zaten belli oranlarda LNG ve petrol depolamıştı. Ancak tabii ki krizin ne kadar süreceğini kestiremiyoruz.

Bununla beraber Çin aslında şu an sürece karışmayarak hem Trump'ın yıpranmasını izliyor hem de ABD ve müttefikleri arasındaki kırılmayı görüyor. Körfez ülkelerinden gelen tepki, ayrıca bu ülkelerin hedef alınmış olması aslında Çin'in çok da yorulmadan, hiç karışmadığı bir savaşta lehine olabilecek bir atmosferi besliyor.