İBB İddianamesinde bugün: Kopyala yapıştır!
İBB iddianamesinde gizli tanık beyanlarında isimlerin değiştirilerek aynı ifadelere yer verilmesi dikkat çekti. Hukukçular ‘‘Ortada iddianame yok’’ derken CHP Lideri “Meşe’nin ifadelerini İlke’ye şarj etmişler” diye konuştu.

Politika Servisi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ilişkin hazırlanan yaklaşık 4 bin sayfalık iddianameye dair gelişmeler sürüyor. Saray rejiminin, seçimlerin göstermelik hâle geleceği bir ülke hayalini yansıtan iddianame, muhalefeti dağıtma ve susturma çabasının bir parçası olarak görülüyor. Ortaya çıkan detaylar ise iddianamenin hukuki yollarla hazırlanmadığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
İddianamenin temel dayanağını gizli tanık ifadeleri oluştururken 19 Mart operasyonlarında gizli tanık olarak yer alan kişilerin iddianamede bulunmadığı, buna karşı ifadelerin farklı isimlerle dosyaya aktarıldığı ise gündemde oldukça yer buldu.
‘MEŞE GİTTİ YERİNE İLKE GELDİ’
Operasyon sürecinde hazırlanan belgelerle iddianamenin karşılaştırılması, gizli tanık “Meşe”nin 17 Mart 2025 tarihli ifadesinin büyük bölümünün iddianamede yer almadığını gösterdi. Buna karşılık, aynı cümlelerin ve anlatım örgüsünün “İlke” adlı tanığın ifadesiymiş gibi metne geçirildiği belirlendi.
Soruşturma dosyasındaki farklı bölümler incelendiğinde, Meşe’nin anlattığı hemen her ayrıntının tanık adı değiştirilerek İlke’ye atfedildiği, Meşe’nin orijinal ifadelerinin ise tamamen dosya dışında bırakıldığı görüldü.
MEŞE’NİN ADI TEK SATIR BİLE GÖRÜNMEDİ
En çarpıcı örnek, iddianamenin 194. sayfasındaki “ses kaydı” bölümünde ortaya çıktı. Burada, Reklam İstanbul’un gerçek yatırımcısının Murat Ongun ve dönemin Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın olduğuna dair bir ses kaydının bulunduğu, bu kayıtta Ongun’un yatırımcı olduğunu söylediği iddia edildi.
Bu ifade iddianamede İlke’ye ait gösterilse de, aynı anlatım Meşe’nin 17 Mart 2025 tarihli ifadesinde kelimesi kelimesine yer alıyor. Üstelik Meşe, bu kaydı bizzat dosyaya sunduğunu ifade etmişti. Buna rağmen iddianamede Meşe’nin adı tek satır bile geçmedi; tüm içerik İlke’ye aktarıldı.
AYNI YÖNTEM DİĞER BÖLÜMLERDE DE KULLANILDI
Benzer bir yöntem iddianamenin 203. sayfasında, Reklam İstanbul ve Kültür A.Ş.’ye ilişkin bölümde de görüldü. “Aç-kapa şirketler”, Akasya AVM’deki rezidans ofis, Barış Kılıç’ın hak ediş sürecini yönettiği iddiası, Reklam İstanbul’un sahibi görünen Mustafa Nihat Sütlaş ile gerçek yatırımcı olduğu iddia edilen Murat Ongun arasındaki ilişki, “İstanbul Senin” uygulamasına yüklenen verilerin kullanımı ve satışı gibi tüm detaylar İlke’nin anlatımı altında iddianameye yerleştirildi.
Oysa bu bölüm, satır satır incelendiğinde Meşe’nin 17 Mart 2025 tarihli ifadesinin tamamını içeriyor. Aynı yöntem, iddianamenin 320. sayfasındaki gazetecilere ilişkin bölümde de tekrarlandı. Burada Murat Ongun’un medya ilişkilerini yönettiği, para sevkiyatının Emrah Bağdatlı tarafından yapıldığı, Göksu Bayraktaroğlu’nun sürece dâhil olduğu ve bazı gazetecilere finansman sağlandığı iddiaları İlke’nin ifadesiymiş gibi yazıldı.
Oysa aynı isim listesi ve aynı cümle dizilimi Meşe’nin ifadesinde de bulunuyordu. Meşe, burada tek tek Bahar Feyzan, İsmail Saymaz, Yavuz Oğan, Nevşin Mengü, Ruşen Çakır, Batuhan Çolak, Barış Pehlivan, Oda TV, Soner Yalçın, Aslı Aydıntaşbaş, Nagehan Alçı ve Şaban Sevinç isimlerini saymıştı. Bu beyanların tamamı İlke’nin adıyla yazıldı; Meşe’nin beyanı ise dosya dışında bırakıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ise dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kabataş Meydanı ve Transfer Merkezi açılışında İBB iddianamesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özel, “Kanıtlanmış bir kör kuruş yok, bir delikli para yok” dedi. Gizli tanık ayrıntısına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Beyefendiler iddianameyi yaparken Meşe’nin ifadelerini çıkarmışlar. İddianamede şimdi Ekrem Başkan’a ve arkadaşlarına sorulan Meşe ifadelerinin hiçbiri yok. Yerine İlke’yi koymuşlar. 31 Mart’ta İlke yoktu. Şimdi diyor ki ‘18 Kasım 2024’te İlke ifade verdi.’ Meşe’nin ifadelerini İlke’ye şarj etmişler. O yalanları ‘İlke’ diye yazmışlar. Noktasına, virgülüne kadar aynı ifade; arada sekiz ay fark var.”
‘KANITLANMIŞ BİR KÖR KURUŞ YOK’
Özel, “Tanık beyanıyla tutuklu olan kimse yok” açıklamasına da değinerek, “İddianameye baktığımızda Kadriye Kasapoğlu, Mehmet Pehlivan, Kadir Öztürk, Sabri Caner Kırca ve Hüseyin Yurttaş gibi birçok isim yalnızca tanık beyanlarıyla tutuklu. Sözünüzün bir ağırlığı varsa bu insanları serbest bırakın” dedi.
Canlı yayın çağrısında da bulunan Özel, “TRT başta olmak üzere isteyen her kanalın duruşmaları canlı yayınlayacağı bir yargılama istiyoruz. ‘Hodri meydan’ diyoruz. Atın iftirayı, alın cevabı.” ifadelerini kullandı.
MUKTEDİRİN İŞİNE GELMEZSE YASA YOK
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, da iddianamenin mahkemeye sunulmadan basına sızdırılmasını eleştirdi. Yılmaz, “Aslında bu bir iddianame değil, siyasi bir muhtıradır. Hukukçu eliyle değil, siyasi bir bakış açısıyla hazırlanmıştır. 2 bin 430 yıla yakın hapis cezası talebi var. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olan bir ülkedir ama anayasal bir ülke değildir. Anayasa ve AİHM kararları yalnızca muktedirin işine geldiğinde uygulanır.”
HALK OPERASYONLARIN SİYASİ OLDUĞUNU BİLİYOR
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da iddianameye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Devlet, demokratik siyaset alanına yargı eliyle müdahale ediyor. Toplum bu operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor. Siyaseten rekabet edemediğiniz birini hapsediyorsunuz; tıpkı Demirtaş’ta olduğu gibi.”
∗∗∗
ASIL NEDEN İKTİDAR KORKUSU
ABD merkezli The Wall Street Journal, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İmamoğlu hakkında açtığı 2.352 yıl hapis istemli davayı değerlendirdi. Gazetenin yayın kurulu imzasıyla yayımlanan “Erdoğan’ın İki Bin Yıllık İntikamı” başlıklı yazıda şu ifadelere yer verildi: “Türkiye’nin otoriter Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başlıca siyasi rakibinin yalnızca hapse girmesini değil, hapishanenin anahtarının da iki bin yıl boyunca kaybolmasını istiyor. Yetkililer, İmamoğlu’nun büyük bir suç örgütünün başında olduğunu iddia ediyor. Ancak asıl suçu, Türk seçmenleri nezdindeki popülerliği.”
Yazıda ayrıca, İmamoğlu’nun anketlerde güçlü bir aday olarak öne çıkmasının ardından Erdoğan hükümetinin onu seçimlerden uzaklaştırmaya çalıştığı yorumuna yer verildi.
∗∗∗
İMAMOĞLU’NA X’TE YENİ ENGEL
Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabına da erişim engeli getirildi.


